Bingöl’ün Sancak beldesindeki Sudüğünü köyü yakınlarında vakit geçiren Bingöl Üniversitesi çalışanı Mehmet Korkutata ve yanındakiler, yerde bulunan ve havalanamayan bir yılan kartalı fark etti. Kuşun yaralanmış olabileceğini düşünen Korkutata, yanına giderek hayvanı bulunduğu yerden aldı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Müdürlüğüne ulaştırdı.
Müdürlükte görev yapan veteriner hekim Ümit Taha Yasin Okutan’ın gerçekleştirdiği muayenede, kartalın herhangi bir yarasının bulunmadığı ortaya çıktı. Hayvanın uzun süre yiyecek bulamadığı için ciddi ölçüde güç kaybettiği tespit edildi.

Bunun üzerine yılan kartalının yeniden güçlenmesi için bakım çalışmalarına başlandı. Veteriner hekim Okutan, kartalı elleriyle ciğer vererek besliyor. Yeterli kuvvete ulaşması beklenen hayvan, kendini toparladıktan sonra yeniden doğal yaşam alanına bırakılacak. Kartala, Bingöl’ün geçmişte kullanılan adı Çapakçur verildi.
MEHMET KORKUTATA: KARTALI YAKINDAN GÖRMEK MUAZZAM BİR DUYGUYDU
Yılan kartalının bulunarak koruma altına alınmasında rol oynayan Mehmet Korkutata, hayvanın yaşamını sürdürebilmesine katkı sunmaktan mutluluk duyduğunu belirtti.
Durumu fark ettikten sonra DKMP ekiplerine haber verdiklerini anlatan Korkutata, görevlilerin kısa sürede olay yerine ulaşarak kartalı teslim aldığını söyledi. Bu tür kuşların dağlarda yaşamaya devam etmesini dilediğini ifade eden Korkutata, yılan kartallarının nadir görülmesine dikkati çekti.

Korkutata, “Umarım dağlarda bu güzel hayvanlar yaşar çünkü nadir olan bir hayvan. İnşallah doğada çok görürüz onları. Çok güzel bir tür.” diye konuştu.
Kartala Çapakçur adının verilmesinin kendisini ayrıca mutlu ettiğini belirten Korkutata, kartalın Bingöl açısından simgesel bir anlam taşıdığını dile getirdi. Hayvanı yakından görmenin kendisinde güçlü bir etki bıraktığını söyleyen Korkutata, şöyle konuştu:
“Kartal, Bingöl’ü temsil eden figürlerden biri. Çok güzel bir tercih olmuş. Kartalı yakından görmek muazzam bir duyguydu gerçekten. Çok etkileyici gözleri vardı. Herkesin görüp dokunabileceği bir hayvan değil. O da bize nasip oldu, inşallah yaşar.”