Mehmet Uçum, birkaç gün önce yaptığı açıklamada seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak belirterek “Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır” dedi. Fakat hangi anayasal düzende son kez?

Önce bir ayrımı yapmak gerekiyor.

Çünkü aynı Mehmet Uçum, aynı toplantıda mevcut anayasanın ömrü konusunda da son derece önemli bir takvim verdi.

Yeni anayasanın mevcut, yani 28’inci dönem Meclis’te yetişmesini düşük ihtimal gördüğünü söyledi. Yeni anayasa hazırlığı için 20-24 aylık bir zamana ihtiyaç olduğunu belirtti ve kendi öngörüsünü açıkça ortaya koydu:

Yeni anayasa 29’uncu dönemde.

Daha da önemlisi, Erdoğan’ın 2028’deki “son dönem adaylığında” seçmenin karşısına yeni anayasa sürecine öncülük etme vaadiyle çıkabileceğini söyledi.

İşte burada açıklamaların siyasi değil, anayasal olarak ilginç tarafı başlıyor.

Ortaya Uçum’un tarif ettiği şu takvim çıkıyor:

Önce mevcut anayasa kullanılacak.

TBMM seçimlerin yenilenmesine karar verecek.

Erdoğan mevcut Anayasa’nın 116’ncı maddesindeki istisnai hüküm sayesinde bir kez daha aday olabilecek.

Ardından 2028’de seçilecek 29’uncu dönem Meclis, yeni anayasa sürecini yürütecek.

Anayasa’nın 116’ncı maddesi, Cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM seçimleri yenilerse Cumhurbaşkanına bir kez daha adaylık imkânı tanıyor. Bunun için Meclis üye tam sayısının beşte üçü, yani 360 milletvekili gerekiyor.

Bugünkü Meclis aritmetiğinde ise Cumhur İttifakı’nın kendi sandalye sayısı bu eşiğe tek başına ulaşmıyor.

Dolayısıyla Uçum’un tarif ettiği adaylık formülünün gerçekleşebilmesi için Meclis’te ilave bir desteğe ihtiyaç var.

Üstelik aynı sayı, kısa süre sonra başka bir yerde yeniden karşımıza çıkıyor. Anayasa değişikliğinin TBMM’de kabul edilebilmesi için de asgari eşik 360.

Yani Erdoğan’ın son adaylığının kapısını açacak siyasal uzlaşma ile Erdoğan’ın son döneminde yapılması öngörülen yeni anayasanın gerektireceği siyasal uzlaşmanın ilk kritik sayısı aynı.

2028’e giderken siyasetin temel sorularından birinin yalnız “Erdoğan aday olacak mı?” değil, 360 nasıl oluşacak? olduğu açık.

Asıl dikkat çekici nokta ise bundan sonrası.

Çünkü Uçum bir taraftan Erdoğan için “son kez” diyor, diğer taraftan bu son dönemin içinde Türkiye’nin yeni bir anayasaya kavuşmasını öngörüyor.

O halde sorulması gereken soru yalnızca Erdoğan’ın 2028’de nasıl aday olacağı değil.

2028’de seçilecek Erdoğan hangi anayasal düzenin son Cumhurbaşkanı, hangi anayasal düzenin ilk Cumhurbaşkanı olacak?

Bugün bunun cevabı yok.

Çünkü henüz ortada yeni anayasanın metni yok.

Yönetim sisteminin aynen korunup korunmayacağını, değiştirilecekse ne yönde değiştirileceğini, Cumhurbaşkanının görev süresinin ve dönem sınırının nasıl düzenleneceğini ve en önemlisi yeni anayasanın geçiş hükümlerinin ne söyleyeceğini bilmiyoruz.

Bu yüzden “Erdoğan yeni anayasa yapıldıktan sonra yeniden aday olacak” demek için bugün elimizde hiçbir veri yok. Ama aynı şekilde, yeni anayasanın 2028 sonrası Cumhurbaşkanlığı dönemlerini nasıl sayacağını da bilmiyoruz.

Anayasalarda geçiş hükümleri tam da bu nedenle önemlidir.

Yeni bir anayasa mevcut görev sürelerini aynen devam ettirebilir, geçmiş dönemleri dikkate alabilir veya farklı bir geçiş rejimi oluşturabilir.

Bunun cevabını bugünkü Anayasa değil, yapılacak yeni anayasanın kendi metni verecek.

Dolayısıyla Uçum’un “son kez” ifadesinin önümüzdeki dönemde daha da açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Bu, Erdoğan’ın siyasi hayatındaki son Cumhurbaşkanlığı adaylığı mı?

Yoksa mevcut anayasal sistemdeki son adaylığı mı?

Dikkatli olunması gereken yer burası. Uçum yalnızca “son kez” diyor.

Madem 2028 Erdoğan’ın son dönemi olacak ve madem bu dönemde yeni bir anayasa yapılacak, hazırlanacak anayasada Erdoğan’ın bu “sonluğu” da açıkça korunacak mı?

Örneğin yeni anayasanın geçiş maddelerinde mevcut Cumhurbaşkanının önceki dönemlerinin nasıl değerlendirileceği ayrıca yazılacak mı?

Bugün bilmiyoruz.

Uçum’un açıklamasında cevabı verilen pek çok konu var.

Ama galiba en ilginç olanı, cevabı verilmeyen soru:

“Son kez” denirken nokta tam olarak nereye konuluyor?