İhanet yasası o kadar sorunlu bir yasa ki ne kadar yazsan, ne kadar anladığını düşünsen de hep daha önce değerlenmeyi atladığın korkunç bir boyutu daha ortaya çıkıyor.

O yüzden bugün Cumhur İttifakı, DEM, CHP ve Ha-Evetçiler’in Türk Milletine dayattığı bu akıl almaz “teröristlerle barış” yasasını biraz PKK’nın kuruluş tarihi üzerinden DEM birden adını Demokratik Cumhuriyet Hareketi olarak neden değiştirmek istediğine bakmamız gerekiyor diye düşünüyorum.

Çünkü PKK veya DEM ne demokrasi ne de cumhuriyet yanlısı.

Burada yapılmak istenilen operasyonun şifrelerini ancak tarihe tekrar dönerek çözebiliriz.

Cumhuriyetin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 17 Kasım tarihinde kuruldu.

Ancak kurulduktan 10 gün sonra yani PKK’nın da (ne tesadüf!) kuruluş tarihi olan 27 Kasım tarihinde ilk başkanı olan Kazım Karabekir’i seçerek hemen karşı çıktıkları devrim ilkleri üzerinde kısa sürecek siyasi hayatlarına başladılar.

1924 yılında kurulan Parti her ne kadar Kürtlere ayrı bir siyasi statü, federasyon veya bağımsız bir Kürdistan savunmamış olsa da bugün emperyalistlerin PKK üzerinden Türk devletinde karşı dayatmaya çalışacağı özellikle de yerel yönetimler ile ilgili düzenlemelerde önemli ölçüde örtüşen noktaları da ne yazık ki bulunuyor.

Zira Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrası o dönemde, bugün PKK’nin bizzat talep ettiği gibi merkeziyetçiliğin azaltılması ve yerine “yerinden yönetim”, yani yerel yönetimlerde bir nevi “özerk yönetimi” savundu.

Yine ilkokulların yönetiminin yörelere bırakılmasını, liberal politikaların benimsenmesini, kişisel özgürlüklerin korunmasını da savunuyordu.

Bugün de PKK’nın Kürtçe’nin resmi ve eğitim dili olması, yerel yönetimlerde bir özerk statü tanınması ve “eşit yurttaşlık” sloganları adı altında çok benzeri argümanlar kullandığını görüyoruz.

Bu konu neden özellikle bu dönemde daha yakından incelenmesi ve anlaşılması gerekiyor çünkü 6 Eylül, 2026 tarihinde PKK terör örgütünün siyasi kolu ve temsilcisi olan DEM, gerçekleştirdiği 5. Olağan Büyük Kongresinde partisinin adını artık “Demokratik Cumhuriyet Hareketi” olarak değiştireceğini açıkladı.

Yani, Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra ortaya çıkan ilk “özerklik” yönetim şeklini benimseyen ve savunan siyasi partinin adını andıran bir şekilde değiştirilmesi bize bundan sonra Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda karşılaştığı direnişler ve olası isyanlara kadar giden süreçlerin yeniden hayata geçirilme riski taşıdığını gösteriyor.

O yüzden ilerleyen günlere o dönemdeki isyancılar, yazılan gerçek dışı tarihle daha sık birer “halk kahramanları” olarak karşımıza çıkartılacak ve yine Cumhuriyetimiz en ağır biçimde hedef alınacaktır.

DEM Partisinin bugün Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrasına benzeyen bir isim adı altında bölücülüğe son hız devam etmesinin amacı da budur.

Adına “Cumhuriyet” ifadesini koyarak sanki devlet karşı değilmiş gibi algı yaratıp geçimini uyuşturucu, silah ve insan ticaretinden sağlayan sapık bir terör örgütüne meşruiyet kazandırmaya devam edecektir.

Unutmayalım ki 1990 yılından itibaren TBMM’nin çatısı altında PKK’ya yakın 9 farklı isim altında siyasi parti hep var oldu.

1990’da HEP,

1993’de DEP,

1994’de HADEP,

1997’de DEHAP

2005’de DTP,

2008’de BDP,

2012’de HDP

2023’de Yeşil Sol Parti ve 2023’de DEM ile bugüne kadar gelindi.

Bu dokuz partinin adlarında hiç bir zaman “Cumhuriyet” ifadesi kullanılmadı.

Dolayısıyla Sevr Antlaşmasının imzalandığı gün ileride tekrar aynı koşullara yol açabilecek bir ihanet yasası geçirilmesi tesadüf olmadığı gibi bugün Cumhuriyet kurulduktan sonra ilk adem-i merkeziyetçilik yönetimi savunan siyasi partinin de adını andıran yeni bir isim altında DEM, PKK’yı temsil ederek emperyalistlere ve Siyonistlere hizmet etmeye devam etmesi de asla tesadüf değildir.

Unutmayalım ki Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrasının kurulduğu dönemde özellikle İngilizlerin ve Fransızların teşvikleriyle Nasturi isyanı, Şeyh Sait isyanı ve sonradan parti 3 Haziran, 1925 tarihinde kapatıldıktan sonra da Reçkotan ve Raman olayları ile Şemdinli isyanları yaşandı.

Bugün de aynı bölgelerde cezaevinden yeni çıkan PKK mensuplarının veya DEM partisinin terörist temsilcilerini toplumu bizzat tahrik ettiği, tansiyonu yükseltip toplumda adeta tepkilerin verilmesine yol açan propagandaların yürütüldüğünü görüyoruz.

Yine 27 Kasım 1936 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hatay davasını Milletler Cemiyetine götürme kararı aldı.

Bu olay da şu an içinde bulunduğumuz süreç için son derece önemlidir zira

Hatay bugün de, o dönmede de olduğu Fransızların almak istediği çok önemli bir yerdir.

Özellikle 27 Kasım 1976 tarihi Atatürk’ün kurduğu CHP açısından da son derece önemlidir, zira o tarihte CHP, Sosyalist Enternasyonal’e üye olacağını açıkladı.

Bu tarihten itibaren CHP, tamamen Atatürk’ün kurduğu CHP olmaktan çıkıp, geldiği bu yol ayrımında emperyalistlerin emrine girmeyi tercih etmiştir.

O yüzden tarihi olaylarda geçmişi, yaşananları bilmek kadar olayların sonunu da bilmek ve ders almak da bir o kadar önemlidir.