Yeni adli yıl açılıyor. Mahkemelerde yeni dosyalar, yeni duruşma günleri, yeni kararlar… Fakat Türkiye’de adaletin önündeki meseleler, takvim değişince geride kalacak türden değil. Bu nedenle açılış törenlerinde söylenecek sözlerin, geride bıraktığımız yılın yarattığı güvensizliği de hesaba katması gerekiyor.

Bugün yargı, toplumun en çok tartıştığı kurumlardan biri. Muhalefet belediyelerine yönelik soruşturmalar, siyasi davalar, tutuklu yargılamalar ve yargının bağımsızlığına ilişkin endişeler, adaletin yalnızca hukukçuların meselesi olmadığını bir kez daha gösteriyor. İnsanlar artık bir davanın sonucunu merak etmekle kalmıyor; o davanın neden açıldığını, neden o tarihte açıldığını ve benzer durumlarda aynı hukuki ölçülerin uygulanıp uygulanmadığını da sorguluyor.

Bu soruları görmezden gelerek yargıya güveni yeniden tesis etmek mümkün değil.

Adaletin takvimi

Muhalefet belediye başkanları hakkında yürütülen süreçler, son dönemin en önemli siyasi ve hukuki tartışmalarından biri. Kamu kaynaklarının denetlenmesine, yolsuzluk iddialarının araştırılmasına elbette kimsenin itirazı olamaz. Aksine, kamu görevi üstlenen herkes hesap verebilmelidir. Ancak soruşturmaların siyasi rekabetten bağımsız yürütüldüğüne ilişkin güvenin sarsılması, yargının önündeki en ciddi sorunlardan biri haline geldi.

Mesele, bir belediye başkanının hangi partiden olduğu değil. Mesele, aynı iddialar başka bir isim hakkında gündeme geldiğinde hukukun aynı hızla ve aynı kararlılıkla işleyip işlemediği.

Melih Gökçek hakkındaki iddiaların yıllardır kamuoyunda tartışılıyor olması ve bugün yeniden soruşturma gündemiyle anılması da bu nedenle önem taşıyor. Ankara’nın uzun yıllar yönetiminde bulunmuş bir isimle ilgili iddiaların neden daha önce sonuçlandırılamadığı, hangi aşamalardan geçtiği ve neden şimdi gündeme geldiği soruları, siyasi polemikle geçiştirilemez. Yargının görevi, dosyaları siyasi konjonktüre göre değil, hukukun gerektirdiği zamanda ve usulde ele almaktır.

Hiç kimse siyasi konumu nedeniyle soruşturmadan muaf tutulmamalı. Aynı şekilde hiç kimse, siyasi konumu nedeniyle farklı bir yargılama muamelesine maruz kalmamalı.

Bir diğer önemli mesele ise tutuklama tedbirleri. Tutuklama, ceza muhakemesinin istisnai bir koruma tedbiridir; hüküm verilmeden önce uygulanan bir ceza değildir. Buna rağmen uzun tutukluluk süreleri ve tutuklama kararlarının gerekçeleri üzerine yapılan tartışmalar, masumiyet karinesinin günlük hayatta ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması, ancak somut hukuki gerekçelerle ve ölçülülük ilkesi gözetilerek mümkün olmalıdır.

Üstelik adaletin sorunları yalnızca televizyonlarda tartışılan dosyalardan ibaret değil. Yıllarca alacağını bekleyen bir işçi, velayet davasında yıpranan bir aile, icra dosyasında hakkına kavuşmaya çalışan bir vatandaş da aynı sistemin içinde. Mahkemelerin iş yükü, yargılamaların uzunluğu ve adalete erişimin maliyeti, insanların hayatını doğrudan etkiliyor. Yeni adli yılda bu sorunlara yönelik somut adımların atılması, en az yüksek profilli davalar kadar önemli.

Hâkimlerin ve savcıların mesleki güvenceleri, avukatların görevlerini özgürce yerine getirebilmesi ve adliye çalışanlarının koşulları da göz ardı edilmemeli. Yargının bağımsızlığı, yalnızca bir anayasa maddesi olarak değil, adliyede çalışan her hukukçunun günlük meslek hayatında hissedebildiği bir güvence olmalı.

Temenniler

Yeni adli yıldan beklentimiz, bütün bu tartışmaların geride bırakılacağına dair genel sözler değil; adalete güveni güçlendirecek somut uygulamalar. Soruşturmaların siyasi aidiyetlerden bağımsız yürütüldüğü, tutuklamanın istisnai niteliğinin korunduğu, yargılamaların makul sürede tamamlandığı ve herkesin mahkeme önünde eşit olduğuna inanabildiği bir düzen.

Bu vesileyle, bütün güçlüklerine rağmen hukukun üstünlüğünü savunarak görevini yapan hâkimlerimizin, savcılarımızın, avukatlarımızın ve adliye çalışanlarımızın yeni adli yılını kutluyorum. Yeni dönemin, mesleğin itibarının güçlendiği, vatandaşın hakkına daha hızlı kavuştuğu ve yargıya duyulan güvenin yeniden inşa edildiği bir yıl olmasını diliyorum.

Çünkü adaletin yeni yılı, ancak insanların adalete bakışında da yeni bir umut doğurduğunda gerçekten başlamış olur.