Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, milli bir kahraman olan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi Pusu” dizisi hakkında FETÖ propagandası iddiaları üzerine inceleme başlatılmasına karar verdi.

Başsavcılık açıklaması şöyle:

“Kaşif Kozinoğlu’nun 12.11.2011 tarihinde tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda hayatını kaybetmesine ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında;

Başsavcılığımıza ulaşan ihbarlar ile soruşturma dosyası kapsamında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ isimli dizide yer alan ‘Kazım Kaşifoğlu’ karakterinin vatan haini olarak gösterilmesinin ardından öldürülmesi, bazı sahnelerde ‘FG’ harf grubunu taşıyan araç plakalarına yer verilmesi ve dizinin belirli bölümlerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine propaganda, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme niteliğinde içeriklerin bulunduğu yönündeki iddiaların, alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetince incelenmesine karar verilmiştir.

Bilirkişi incelemesi, söz konusu iddiaların açıklığa kavuşturulmasına yönelik olup soruşturma titizlikle sürdürülmektedir.”

***

Bilindiği gibi yazar Nihat Genç sekiz yıl önce, “Kurtlar Vadisi ve Ezel dizisini çekenler bir gün gelecek bu ülkenin mahkemelerine yargılanacaklar. Sırasını bekliyor. Kurtlar Vadisi'nin tüm yönetmenleri ve senaristleri de mahkûm edilecektir. Ben ölürüm, ölmem ama mahkûm edilecektir.” demişti.

Yeniçağ Gazetesi ise 25 Aralık 2005 tarihinde Kurtlar Vadisi-Irak filmi ve karakteri konusunda, Mustafa Duran imzalı “Polat Alemdar, CIA Ajanı Çıktı” başlıklı haberi manşetten yayınlamıştı.

Haberde “Ortadoğu’ya operasyon hesapları yapan ABD, Türkiye’nin desteğini almak için harekete geçti. Tezkere krizi ve çuval olayı ardından Türkiye’de yükselen anti-Amerikancı düşünceyi kırmak isteyen ABD, Hollywood filmleriyle kendi halkına uyguladığı psikolojik harekâtı, ‘Kurtlar Vadisi Irak’ sinema filmi üzerinden, Türkiye’de sahneye koymaya başladı. Filmde 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçiren ABD’liler, Türk milletinin kendilerine duyduğu nefreti ve intikam duygusunu ortadan kaldırmak için Polat Alemdar’ı Türk Rambosu rolüne soyundurdu. ABD’nin psikolojik harekât planına göre, Polat Alemdar filmde, Mehmetçiğe çuval geçiren ABD’li generale rol gereği bir güzel haddini bildirecek, böylece çuval olayını kara bir leke olarak gören Türk halkı da sanal olarak ABD’den intikamını almış olmanın huzuruna kavuşacak.

Bu projeyle birlikte İran ve Suriye’ye saldırma planları yapan ABD, Türkiye’de yükselen ‘Amerika tepkisini’ kıracak, operasyonlarda İncirlik, Malatya Erhaç ve Pirinçlik üslerinin kullanma iznini toplumun tepkisini çekmeden alabilecek. Böylece sanal operasyonla ABD’den alınan intikam, AKP’nin de önünü açacak ve hiçbir toplumsal tepkiyle karşılaşılmadan müttefike bol bol tavizler verilecek.” deniliyordu.

***

Bu haber üzerine dizide Polat Alemdar rolünü oynayan Necati Şaşmaz ve yapımcı Pana Film, hem Basın Konseyi’ne başvurmuş, hem de şikâyetçi olmuştu.

Basın Konseyi, Yeniçağ’dan savunma istemiş, genel yayın müdürü Hayri Köklü, cevap olarak benim konuyla ilgili “Yıktın bizi Polat Alemdar” başlıklı yazımı göndermişti. Yazımda;

“Şaka bir tarafa, dünya basın tarihinde, bir film kahramanının eleştirilmesi yüzünden, şikâyet edilmiş tek gazete Yeniçağ oldu Polat!

Üstelik Basın Konseyi de şikâyeti ciddiye alıp gazeteye göndermiş ve iddialar karşısında cevabımızı soruyor Polat!

Ne diyelim şimdi biz Polat, sen söyle...” demiştim.

Konsey, yine de Yeniçağ’a bir uyarı yazısı yazmıştı...

Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi ise bir dizi film karakterinin eleştirilmesinin suç olmadığını belirterek, şikâyeti “yersiz” bulmuş ve davayı reddetmişti.

***

Dizi, sonraki yıllarda FETÖ mesajlarının alenen verildiği bir platforma dönüştü. FETÖ’nün Türk Cumhuriyetlerindeki operasyonlarını engelleyen Kaşif Kozinoğlu’nun önce dizide öldürülmesi iki gün sonra cezaevinde şüpheli bir şekilde kalp krizi geçirmesi ve hastaneye bir saat sonra ulaştırılması yüzünden hayatını kaybetmesi, tesadüfle açıklanamayacak vahim bir olaydır.

Tabii bu olaydan sadece film senaryosunu yazanlar değil, gerçek hayatta sahneye koyanlar ile dönemin iktidarı, ilgili bürokratlar ile cezaevindeki bütün yetkililer sorumludur.