BBC Türkçe, “Yemenli Husilerin Suudi Arabistan'a saldırıları Mekke İttifakı için 'sınama' mı?” başlıklı bir haber yayınladı.

Haberde “Yemen'deki İran destekli Husiler 8 Eylül'de Suudi Arabistan'ın enerji tesisleri ve sivil altyapısına saldırdı.

Riyad, onlarca insansız hava aracı ve füzeyle yapılan saldırılarda 73 kişinin yaralandığını açıkladı.

Suudi Arabistan'ın Mekke Savunma İttifakı ortakları Türkiye ve Pakistan saldırıları kınadı.

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, 9 Eylül'de yaptığı açıklamada "Provoke edilmeyen saldırıların ve Yemen'deki mevcut çatışmanın etkilerinin Suudi Arabistan'a ulaşması" durumunda ittifakın "devreye gireceğini" söyledi.

Mekke Savunma İttifakı'nın kurucu anlaşmasına göre bir müttefiğe yapılan saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılıyor.” bilgileri verildikten sonra Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada saldırıların kınandığı hatırlatıldı.

***

Habere göre Katar'daki Georgetown Üniversitesi'nden Profesör Mehran Kamrava, Yemen meselesinin en başından beri Mekke İttifakı için bir "sınama" olduğunu söyledi.

Kamrafa, "Suudi Arabistan'tan 2015'te olduğu gibi Yemen'e saldırır ya da askeri müdahalede bulunursa Pakistan ve Türk orduları buna dahil olmayacak" ifadelerini kullandı.

Haberde Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi Direktörü Sinan Ülgen’in “Daha TBMM onayına sunulmamış bir anlaşma temelinde Türkiye'nin bir yabancı devlet ile beraber çatışmaya girmesi zaten anayasal olarak da doğru değil." sözlerine de yer verildi.

Bilindiği gibi emekli büyükelçi Halil Akıncı, anlaşmanın TBMM tarafından onaylanmadan yürürlüğe giremeyeceğini ve İstanbul’daki alt komite toplantılarının ve sekreterya kurulmasının hukuken geçersiz olduğu uyarısında bulunmuştu.

Husiler, Atatürk ve Yemen çölleri... - Resim : 1

Prof. Dr. Hikmet Tanyu, ilk baskısı Orkun Yayınevi tarafından 1961'de yapılan “Atatürk ve Türk Milliyetçiliği” kitabında Atatürk’ün Türklük ülküsünü şöyle açıklamıştı:

“Atatürk, Türk’ün millî bir davası, Türk gençliğinin büyük bir ülküsü olmasını istiyordu ve millî maksatlar dışındaki siyasetini, mücadelelerini bir tarafa bıraktırmak ve ancak millî siyaset ve millî davalarla uğraşmak yolunu öğütlüyordu: İcabında Türk’ün en küçük şerefi, namusu Türk ilinin bir çakıl taşı için milyonla Türk feda olalım. Fakat Yemen Çölleri için, idealsiz hilafet müessesesi için değil, bütün bir dünya için dahi tek bir Türk gencinin burnunun kanamasına millî rıza yoktur ve olmayacaktır.

Bütün bir dünya, tek bir Türk delikanlısının burnunun kanamasına değmez.

Bütün bir insanlıktan bir şey duymuyor musun? İnsanlığı sevmiyor musun?

Çok ve pek çok şeyler duyuyorum... Ve seviyorum.

Fakat ıssız dağlar başında koyunlarını güden yarım çarıklı Türk çobanı, bana daha çok şeyler duyuruyor, daha çok sevgiler sindiriyor!

O kadar ki, insanlık, eski Mısırlarıyla, Yunanistanlarıyla, Romalarıyla ve bunlar bütün bedii eserleriyle ayağa kalksalar ve başlarında bugünün kendi verimleri olan bütün medeniyeti, musıkîleriyle, şiirleriyle, sanatlarıyla ve bütün eserleriyle gözümün önüne dikseler, dikilseler... Benim gözüm, benim duygum, benim sevgim, yine ıssız dağlar başında yanık kavalını üfleyen, yarım çarıklı Türk çobanındadır.”

(Araştırmacı yazar Hayri Başbuğ, bir ara 1961 baskılı kitabın kapak resmini göndermişti.)

***

Hikmet Tanyu, bu sözleri, Atatürk’ün Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un 1940 yılında basılan “Atatürk İhtilâli” adlı eserinden nakletmişti.

Sözde teyit iddiasındaki bazı siteler, bu sözlerin, ilk defa Kaynak Yayınları’nın 2017 yılında yayınladığı Atatürk’ün Bütün Eserleri’nde geçtiğini iddia etmiştir. Oysa bu sözler 1940’dan beri biliniyor ve Atatürk’ün Yemen ile ilgili diğer sözleriyle de aynı içeriktedir. Bu sözlerin Atatürk’ün Bütün Eserleri’nde de verilmesi doğaldır.

Atatürk, Yemen türküsünü dinlerken göz yaşlarını tutamazdı. Bir defasında “Anadolu çocuklarının ne işleri vardı Yemen çöllerinde? Oraya gönderildiklerinde belki yeni evliydiler. Geride genç eşlerini, kundakta yavrularını bırakmışlardı... Bütün bunlar niçindi? Yazık günah değil miydi evlatlarımıza?" demişti.

***

Yemen Savaşı, Osmanlı devletinin çöküşünü hızlandırmıştır. Dikkatli olunmazsa, Yemen krizi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de büyük zarar verebilir. Türk çocuğunun Yemen çöllerinde hiçbir işi yoktur.