Önce Cumhuriyet'te Çağdaş Bayraktar imzalı “Zekeriya Öz için zamanaşımı talebi” başlıklı bir haber yayınlandı. Habere göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, firari savcılar Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç’in yargılandığı dosyalarda 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların düşmesi yolunda mütalaa vermişti.

Sonraki haberde ise “FETÖ firarisi Zekeriya Öz dahil 20 kişi hakkında zamanaşımı kaldırıldı” deniliyordu.

İkinci habere göre Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, aralarında firari eski savcı Zekeriya Öz'ün de bulunduğu 20 eski hâkim ve savcı hakkında verdiği zaman aşımı kararı kaldırılmıştı. İtirazı değerlendiren mahkeme, dosyaya konu eylemlerin TCK kapsamında “işkence” suçunu da oluşturduğuna ve bu suç yönünden zaman aşımı uygulanamayacağına hükmetmişti...

***

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, hangi aşamada duruma müdahil olmuştu; haberlerde bu durum belli değil... Yargıtay'ın görüşmekte olan bir davaya müdahalesi söz konusu olamaz. Zaten Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, aralarında firari eski savcı Zekeriya Öz'ün de bulunduğu 20 eski hâkim ve savcı hakkında verdiği zaman aşımı kararı, savcılığın itirazı üzerine kaldırıldı.

Haklarında zaman aşımı kararı kaldırılan savcılar Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Süleyman Pehlivan, Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın, Ercan Şafak, Mehmet Murat Yönder ve Mehmet Murat Dalku... Hâkimler ise Hasan Hüseyin Özese, Hüsnü Çalmuk, Metin Özçelik, Ömer Diken, Mehmet Karababa, Sedat Sami Haşıloğlu, Davut Bedir, İdris Asan, Rüstem Eryılmaz, Yakup Hakan Günay, Ali Efendi Peksak ve Murat Üründü.

***

Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve odatv davalarının hâkim ve savcılarının işlediği suçlar ortadayken, zaman aşımından tahliyelerini istemek, akla Abdullah Öcalan'ın İmralı'da yargılanması sırasında söylediği bir sözü getirdi. Öcalan, “Ben, tarihi rolümü oynadım” demişti. Terörün yani PKK’nın birinci görevi, “Türkiye’yi angaje tutmak" yani meşgul etmekti... Türkiye terörle boğuştukça Kerkük-Musul konusunu gündeme bile getiremedi. Kalkınma hamleleri yarım kaldı.

Öcalan yakalandıktan sonra, Türkiye’nin hem ekonomisi çökertildi, Türk ordusuna da kumpas kuruldu. Birinci açılım sürecinde, terör örgütünün iki numaralı adamı, eski Genelkurmay Başkanı aleyhine gizli tanık olarak kullanıldı!

12 Eylül 1980'de askerler yönetime el koyduğu zaman, PKK'nın 400 militanı vardı. Bu militanlar ve ailelerinin adresleri isim isim biliniyordu. Süleyman Demirel, bu 400 militanın “darbeye zemin oluşsun” mantığıyla bile bile yakalanmadığını söylemişti.

Fakat gelişen olaylar gösterdi ki 12 Eylül’de PKK'nın önünün açılmasının asıl sebebi; bütün Kürt örgütlerinin tasfiye edilerek hepsinin PKK çatısı altında toplanması ve istihbarat yöntemleriyle kontrol edilmesi idi. Fakat PKK’yı asıl kontrol eden ABD idi.

Nitekim İkinci Açılım Süreci'nde Lozan ve 1924 Anayasası öncesine dönülmesini isteyen PKK'nın bütün talepleri kabul edildi ki AKP sözcüleri de Öcalan gibi 1921 Anayasası’ndan bahsetmeye başladı. Gerçi 1921 Anayasası'nda PKK’nın taleplerine uygun bir madde yoktu ama asıl itiraz, devletin Türk devleti olarak kurulmasına idi... Bu sebeple Lozan öncesine dönmekten söz ederken, “Türk yoktur, Türkmen vardır” gibi komik iddiaları da seslendirmeye başladılar.

***

Öcalan, nasıl tarihi rolünü oynadıysa, FETÖ'nün savcıları, hakimleri, polisleri ve gazetecileri de Türk ordusunu, kendi kışlalarında kendisini savunamaz duruma düşürdü. 15 Temmuz kalkışması sayesinde de Türkiye'yi tek adam sistemine sürükleyerek, rejimin fiilen değiştirilmesini sağladılar, sırada Yeni Anayasa var...

Öcalan'ı Türkiye'ye ABD teslim etmişti. Teslim şartı idam edilmemesi idi... Nitekim şimdi Öcalan, “kurucu önder” sıfatı verilerek Meclis'e davet ediliyor. Kendisine İmralı’da bir "villa" veya "çalışma ofisi" hazırlanıyor ama o statüde ısrar ettiği için bu teklifi şimdilik kabul etmiyor...

Zekeriya Öz ve adı geçen diğer hâkim ve savcıların da 15 Temmuz'a giden yolun taşlarını döşedikleri için haklarındaki davaların düşmesi istenebiliyor.

Her iki grup da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı tarihi rollerini oynadıkları için mi?