Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü'nün raporuna göre ABD'de demokrasinin temel göstergeleri son 50 yılın en düşük seviyesine geriledi. Kuruluş, “Trump yönetiminin tehdit ve eylemlerinin ülke içinde ve dünya genelinde hukukun üstünlüğünü zayıflattığını” belirtti.

174 ülkeyi kapsayan ve 1975'ten bu yana demokratik performansı ölçen rapora göre dünya genelinde de yargı bağımsızlığı, güvenilir seçimler, ifade ve basın özgürlüğü ile adalete erişim son 30 yılın en düşük seviyelerine geriledi.

***

Sputnik’te yer verilen habere göre IDEA, ABD'deki gerilemenin küresel ölçekteki demokratik zayıflamanın bir parçası olduğunu ancak ülkedeki düşüşün özellikle belirgin olduğunu bildirdi.

2025, kuruluşun kayıtlarının başladığı dönemden bu yana demokratik açıdan gerileme yaşayan ülkelerin ilerleme kaydedenlerden daha fazla olduğu art arda 11. yıl oldu. Bu, dünyadaki demokratik gerilemenin şimdiye kadarki en uzun kesintisiz dönemi olarak kayıtlara geçti.

Raporda, 2025'te ABD'deki siyasi gelişmelerin küresel ölçekte demokrasiye yönelik sorunları “hem örneklediği hem de ağırlaştırdığı" belirtildi.

Trump'ın yürütme organında hızla güç topladığı ve bu gücü kişisel hedefleri doğrultusunda ve kendisini eleştirenlere karşı misilleme amacıyla kullandığı öne sürülen raporda, bunun sonuçlarının "kapsamlı" olduğu ifade edildi.

***

International IDEA Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora, “ABD'de olanlar dünyaya yayılıyor” değerlendirmesinde bulunarak, seçim sonuçlarını reddetme eğiliminin küresel ölçekte yayılmasını hatırlattı.

Rapor, 2025'te dünya genelinde demokrasinin en zayıf alanının hukukun üstünlüğü olduğunu ortaya koydu.

Değerlendirilen ülkelerin yüzde 41'ine denk gelen 71 ülke, hukukun üstünlüğü alanında düşük performans gösteren ülkeler arasında yer aldı. Bunlardan 29'unda ise bu alanda daha fazla gerileme görüldü.

***

Sputnik Türkçe’nin haberinde, “IDEA raporlarında Türkiye’nin yeri” konusuna hiç girilmedi!

IDEA, aylık raporlarla Türkiye’deki rejimle ilgili bilgi veriyor.

İDEA raporlarında Türkiye, demokrasi performansında alt sıralarda yer alıyor. Raporlara göre Türkiye, haklar, hukukun üstünlüğü ve katılım kategorilerinde zayıf bir performans sergiliyor.

Türkiye, birçok demokrasi faktöründe en alt yüzde 25'lik dilimde bulunuyor ve “demokratik olmayan” veya “melez/hibrit” rejimler arasında değerlendiriliyor.

“Mayıs 2026” raporunda, şöyle deniliyor:

“Mahkeme ana muhalefet liderliğini iptal etti; polis baskını kararı uygulamaya koydu. 21 Mayıs'ta bir temyiz mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2023 kongresini iptal ederek, Özgür Özel'i iktidara getiren liderlik seçimini geçersiz kıldı ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu geçici başkan olarak yeniden atadı. Kılıçdaroğlu, iktidardaki Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı tekrarlanan seçim yenilgileri yaşamış ve 2023 kongresinde Özel'e yenilmişti. Dava, savcıların Özel'in oy satın alma ve delegeler üzerinde baskı yoluyla kazandığı iddiaları üzerine kuruludur; ancak daha önceki bir mahkeme, temyizden önce bu iddiaları asılsız olarak reddetmişti. CHP tüm suçlamaları reddederek, müdahaleyi yargı yoluyla gerçekleştirilen bir siyasi darbe girişimi olarak nitelendirdi. Daha sonra çevik kuvvet polisi, Özel'in ekibini çıkarmak için CHP genel merkezine baskın düzenledi ve yetkililere ve destekçilerine göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi sıktı. Bu hareket, siyasi amaçlı ve muhalefet siyasetine yargı müdahalesinin bir göstergesi olarak geniş çapta kınandı ve Parlamento dışında büyük protestolara yol açtı.”

***

Meclis üyeleri gözaltına alınarak yapılan başkan vekilliği seçiminde Üsküdar Belediyesi’ni ele geçiren iktidarın bu eylemi henüz raporlara yansımadı.

Denilebilir ki “Yansısa ne olacak? ABD, demokrasiyi ortadan kaldırırken, Türkiye’de hukukun siyasetin emrine girmesi hemen önlenecek mi?”

Hayır ama Trump ve Erdoğan rejimlerine, hukuk devletini ortadan kaldıran uygulamaların ağır faturası olacak...

Şimdilik faturayı iki ülkede de halk ödüyor. Mesela emeklilerin öğrenci harçlığına bile yetmeyecek kadar düşük bir maaşa mahkûm edilmesi, bu faturalardan sadece biri. Bir hukuk devletinde emekliler, resmen aç bırakılabilir mi?