Çağdaş hukuk devletlerinde bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılanmak, savunma hakkını tam ve eksiksiz olarak kullanmak olmazsa olmaz ilkelerdendir!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin 16 milyon vatandaşın oyu ile belirlenmiş Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkının nasıl ayaklar altına alındığını, adeta gasp edildiğini izleyip görüyoruz...
Bu yapılan elbette anayasamızın, sadece anayasamızın değil insan hakları evrensel beyannamesinin “adil yargılanma” ve “savunma hakkını kullanma” ilkelerinin çok açık ve net bir ihlalidir.
Hatırlarsanız yargılamalar başlayınca torbadaki turpun büyüğü ortaya çıkacak falan demişlerdi.
Sonuçta onca zaman geçip de ortaya turp murp çıkmayınca şimdi rezalet ifşa olmasın diye Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmasını, derdini mahkemeye ve halka anlatmasını engelliyorlar.
Görünmektedir ki Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının bu davanın kumpas olduğunu ortaya koymasından o kadar çok korktular ki buldukları çare de savunma hakkını elinden almak oldu...
Bakın zaten açılan davaların aslı astarı olsa, ellerinde zerre miskal kanıt bulunsa bu kadar çok dava açmaz, diplomadan girip casusluktan çıkarak Ekrem Başkanı bir yılı aşkın süredir tutuklu yargılamazlar, sadece kanıtları ortaya koyar üç beş celsede davayı bitirerek hükmü kesinleştirirlerdi.
Bunu yapabildiler mi?
Elbette hayır...
Gördüğümüz kadarı ile ortada tek bir somut kanıt bile yok, sudan sabundan iftiranameler ve gizli tanık beyanları ile Türkiye’nin en büyük şehrinin belediye başkanını tutuklu olarak yargılıyorlar, bunu kabul etmek demek hukuk devletini reddetmek anlamındadır.
Bakın yargıçlar ve mahkemeler her toplumda ya da her devlette vardır ama adil yargılanma her toplum ve her devlette yoktur!
Unutmayın ki Hitler’in, Stalin’in ya da Saddam’ın da mahkemeleri, bu mahkemelerde görev yapan yargıçları vardı ama bu mahkemelerde adil yargılanma hakkı yoktu.
Açıkça söylemem gerekir ki insanlar adil yargılanma hakkını elde edebilmek için bin yıllar boyu son derecede saygıdeğer hukuki ve siyasi bir mücadele vermiştir.
Verilen bütün bu saygın mücadeleye rağmen ne yazık ki dünyanın birçok yerinde insanlar bu devirde bile adil yargılanma hakkından mahrum bulunmaktadır.
Türkiye’nin de adil yargılanma hakkının bulunmadığı ülkeler arasına girmesini engellemek hepimiz için çok önemli bir vatandaşlık görevidir.
Bugün o ya da bu nedenle bu görevi ihmal eder ve siyaseten karşısında olsak bile Ekrem İmamoğlu’nun adil yargılanma hakkına sahip çıkmazsak bu Türkiye ve Türk demokrasisi açısından tam bir faciaya yol açacaktır.
Yakın geçmişte FETÖ mensubu hâkimler savcılar benzer kumpas davalar açmış, düzmece deliller ve iftiralar ile yüzlerce insanın hayatını karartmış, bir kısmının ölümüne yol açmış ve çok büyük hak ihlallerine imza atmışlardı...
Sonra ne oldu?
O davaların hakim ve yargıçları ya yurt dışında kaçak yaşıyor veyahut da mahkum oldular mapus damında ömür çürütüyorlar değil mi?
Bunu hatırlatarak bu gün bu davalara bakan savcı ve hâkimleri samimiyet ve iyi niyet ile uyarmak istiyorum; sakın ha sakın siyasi saikler ile muktedirlere güvenip adaletin terazisi ile oynamayın!
Kimse unutmasın ki kantarın ayarını bozarsanız o ayarı bozuk kantar gün gelir sizi de tartar...
Son söz olarak şunu söyleyeyim; adalet üzerine hükmetmeyen bir iktidar herkes için her zaman çok ama çok büyük bir risktir...