Türk demokrasisinin otokrasiye savrulması ve hatta tam bir diktatörlüğe dönüşmesinin önündeki son kale Cumhuriyet Halk Partisi’ydi...

Özgür Özel liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’de iktidarın anayasal olarak tek meşru yol olan seçimler ile değişebileceğinin umudunu vatandaşlara vermişti...

Otokrasi heveslisi güçler bu umudu görüp, Özgür Özel liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarları ve muktedirlerin bekası için çok büyük bir tehdit olduğunu anlayınca düğmeye bastılar.

Siyasi partiler kanunu ayakları altına alıp kendileri için çok kullanışlı bir piyon olan Kılıçdaroğlu’nu kifayetsiz muhterisi kayyum olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına oturttular.

İktidar tarafından kayyum Kemal ve çetesine verilen talimat; Cumhuriyet Halk Partisini bir hukuk girdabı içinde boğup, sonu gelmez davalar ile kilitleyerek etkin muhalefet yapamaz, iktidar adayı olamaz bir duruma sürüklemektir.

Kayyum Kemal ve etrafında çöreklenmiş bir avuç yardakçı parti yönetimini ele geçirir geçirmez derhal kurultay toplamak ve kurulan bu oyunu bozmak yerine 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisini Türkiye’nin Birinci partisi yapan ekibi tasfiye etmeye giriştiler...

Aslında iktidar ilk hamleyi 19 Mart operasyonları ile 16 milyon vatandaşın oyu ile Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu tutuklayıp iftiranameler üzerine inşa edilmiş kumpas davalar ile zindana atarak yapmıştı...

Özgür Özel’in Saraçhanede başlattığı ve bir yıldan uzun süre sürdürdüğü muazzam ve muhteşem direniş bu oyunu bozdu, Ekrem İmamoğlu’nu betona gömmeye çalışmanın bir işe yaramayacağı ortaya çıktı.

Serbest seçimler ve meşru yollar ile Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş kadrosu ile baş edemeyeceğini anlayan muktedirler ilk olarak AKP’nin yargı kollarını devreye alıp bu kadroyu tasfiye etmeye çalıştılar.

Tam da bu noktada hem Özgür Özel tarihte eşine benzerine az rastlanır bir direniş sergiledi ve hem de Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş arasında kurulan güçlü ve derin bağ çatlamadı, bu ekip bölünüp parçalanmadı.

Ekip çetin ceviz çıkıp, kırılmayınca operasyonun ikinci aşamasına geçildi işbirlikçi Kılıçdaroğlu sadece anayasa ve siyasi partiler kanununa değil aynı zamanda akla mantığa ve ahlaka aykırı bir yol ile kayyum olarak Cumhuriyet Halk Partisinin yönetimine getirildi.

Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ise bu noktada bile havlu atmadı ne muktedirlere boyun eğdiler ve nede kayyum Kemal’e biat ettiler.

Amma ve Lakin görünen o ki AKP Yargı Kolları sayesinde bu süreç 2028 seçimlerine kadar uzatıldıkça uzatılacak, sündürüldükçe sündürülecek en azından Yavaş, İmamoğlu ya da Özgür Özel’in Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi engellenecek.

Eğer Yargıtay bu saçma sapan butlan kararını bozmaz ve süreç bu şekilde işlerse geriye tek bir yol kalıyor o da: Özgür Özel liderliğinde yeni bir parti kurmak...

Sureti haktan görünüp, bu operasyona sinsice destek verenler ise aman Cumhuriyet Halk Partisi bölünmesin, Atatürk’ün partisinden ayrılmak olmaz diye sağda solda ahkam kesip duruyorlar.

Bakın; mevzubahis Türk Milletinin egemenlik hak ve özgürlükleri ile milli iradeyi korumak olunca Cumhuriyet Halk Partisi sadece bir teferruattır.

Aslolan Cumhuriyet Halk Partisini değil, Türk milletinin egemenlik hak ve özgürlüklerini, Türk Demokrasisini ve Milli iradeyi korumaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarın işbirlikçisi sarayın kayyumu bir kifayetsiz muhterisin eline geçtiyse mücadelenin odağını Cumhuriyet halk Partisini geri almaya mı yoksa yeni bir parti ile iktidar olmaya mı koymak gerekir işte bunu çok iyi düşünmek gerekmektedir.

Sonuçta anayasamıza, siyasi partiler kanununa ve milli iradeye aykırı bu operasyon başarıya ulaşırsa Türkiye’de çok partili siyasi yaşam sona erecek, Cumhuriyet Halk Partisi dahil muhalefetteki herhangi bir partinin zerrece önemi kalmayacak, tek partili bir düzen kurulacaktır.

Siyasi partiler ancak ve ancak iktidarın serbest ve özgür seçimler ile el değiştirmesinin mümkün olduğu düzenlerde anlamlıdır, bir işe yararlar. Bu olmadığı müddetçe muhalefette olan bir siyasi parti sadece vitrin süsü demektir. İşte tam de bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi bölünmesin, yeni parti kurulmasın demek bu kumpası tezgahlayan iktidarın değirmenine su taşımak demektir.