Halkımız konuşmalarda çoğu zaman CHP’nin tam adını zikretmez, uzun uzadıya Cumhuriyet Halk Partisi yerine kısaca Halk Partisi der geçer değil mi?
Benim gördüğüm kadarı ile iktidarın CHP’nin eski genel başkanını kayyum olarak atamadaki asli amacı 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisini Türkiye’nin birinci partisi haline getirip, iktidar yürüyüşünü başlatan ekibi tasfiye etmek...
İlk başta Genel Başkan Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ve yoldaşlarını kanıtsız delilsiz kumpas davalar ve haksız hukuksuz tutuklamalar ile sindirip yıldırmaya çalıştılar...
Olmadı sert kayaya tosladılar, çünkü Özgür Özel etrafında kenetlenen Cumhuriyet Halk Partililer Saraçhanede inanılmaz bir direniş başlattı ve bu direnişi çok büyük bir azimle bir yıldan fazla sürdürdü.
Baktılar olmuyor bu sefer de Özgür Özel’i ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü etkisiz hale getirebilmek için Cumhuriyet Halk Partisine operasyon bir düzenlediler ve kurultayda kaybetmeyi hazmedemeyen eski genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu kullanıp kayyum olarak atadılar.
Benim öngörüme göre; iktidar hukuka aykırı olan bu işlemin iptali için açılan davayı uzattıkça uzatacak ve bu sayede Cumhuriyet Halk Partisini yönetilemez hale getirecektir.
Kayyum Kemal’e verilen görev hem bu süreci uzatmak ve hem de bu operasyonu etkisiz hale getirebilecek bir kurultayın toplanmasını engellemektir.
Bu süreçte mümkün olursa 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisini Türkiye’nin birinci partisi haline getirip iktidar yürüyüşünü başlatan ekibi tasfiye etmesi de kayyum Kemal’den beklenen en önemli vazifeler arasındadır.
İktidarın umudu; Cumhuriyet Halk Partisini böler ve kendi içinde bir kavgaya sürüklerse AKP’nin tekrar Türkiye’nin birinci partisi konumunu elde edebileceği yönündedir.
Bunun için elbette Cumhuriyet Halk Partisinin karpuz gibi ortadan ikiye bölünmesi lazım ama kayyum Kemal’in örgütte ya da seçmen nezdinde partiyi istenen şekilde bölebilecek böyle bir gücü yok...
Tamam, böyle bir gücü yok ama iktidarın da desteğini alarak Cumhuriyet Halk Partisini kilitleyip felç edebilecek bir gücü var...
Bu noktada Özgür Özel ve ekibinin önünde iki seçenek var:
1- Pes edip, alın partiyi martiyi başınıza çalın, ne haliniz varsa görün deyip mücadeleden vazgeçmek..
2- Pes etmeyip, yeni bir parti kurup kalınan yerden mücadeleye devam etmek...
Bu kayyum operasyonunu başlatan güç elbetteki kolay kolay pes edip Cumhuriyet Halk Partisini Özgür Özel yönetimine teslim etmek istemeyecektir.
Özgür Özel ve yoldaşlarının nasıl müthiş bir direniş sergilediğini de bu süreçte gördük, pes edip vazgeçeceklerini, tutuklu yoldaşlarını zindanların betonuna gömmeye razı olacaklarını da hiç sanmam.
Bu durumda geriye tek bir seçenek kalıyor o da yeni bir parti kurmak...
Bu gelişmenin işaret fişeği Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İLKE TV'ye verdiği röportajda geldi!
İmamoğlu "CHP’lilerin talebi olan kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü giderek hızlandıracak yola siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız. Bu iktidara bir seçim daha hediye etmeyeceğiz" ifadelerini kullanarak kayyum Kemal ve onu atayanlara biat edip, teslim olmayacaklarını açıkça beyan etti...
Verdiği röportajda; CHP’de yaşananların “parti içi tartışma” olarak tarif edilmesini reddeden İmamoğlu, iktidarın yargı yoluyla partiye müdahale ettiğini savundu. “CHP kendi dinamikleriyle iktidara yürüyen bir parti iken iktidar partiye yargı yoluyla darbe yapmış ve kendi işbirlikçilerini partinin başına koymuştur” diyen İmamoğlu, “CHP dondurulmuştur” ifadelerini kullandı.
“Benim tutukluluğum hem de CHP üzerinden yürüyen siyaseti esir alma girişimi, aynı siyasi mühendisliğin farklı yansımalarıdır” diyen İmamoğlu, bu süreci “yargı, medya ve siyaset” ayakları olan büyük bir yıkım operasyonu olarak tanımladı.
İmamoğlu, 19 Mart’ta başlayan sürecin yalnızca kendisine ya da CHP’ye değil, Türkiye’ye de yönelik olduğunu savunarak, “Bu darbe bize değil, tüm Türkiye’ye yapılıyor” dedi.
Sanırım bu saatten sonra geriye bir tek yeni partinin adının belirlenmesi kalıyor, bu noktada benim teklifim “Halk Partisi” adının kullanılmasıdır....