Son günlerde yollar yenileniyor, binaların ön yüzleri süsleniyor. Bu haberleri okuyunca aklıma Kimin Kağan geldi.

Kimin Kağan 603-609 yılları arasında Doğu Türklerini (Göktürkleri) yöneten hükümdardır. Çin hayranıdır ve Çin’e sadakatle bağlıdır. Çin hayat tarzına tutkundur. Çinliler gibi saray yaptırmak, onlar gibi yaşamak, onlar gibi giyinmek istemektedir. Çin imparatoru Yang’a yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:

Siz majesteleri beni ve Türk halkını besliyorsunuz, hiçbir şeyi bizden esirgemiyorsunuz… Bugün artık sınırda yaşayan Türklerin kağanı değil, siz majestelerinin tebaasıyım. Majesteleri şayet lütfederlerse bütün Çinliler gibi ben de büyük imparatorluğun giysilerini kullanmaya izninizi rica edeceğim.

607 yılında Çin imparatoru Yang, sınırı geçip Göktürk topraklarında manevra yapmak ister. General Şeng’i de manevradan haberdar etmesi için Kimin’e elçi olarak gönderir.

Elçi Şeng, Kimin’in otağının çevresinin pis otlarla kaplı olduğunu görünce “Bu otlar ne güzel kokuyor!” diye alay eder. Kimin, alay edildiğini anlamaz, eğilip otları koklar ve “Yoo, hiç de güzel kokmuyor.” der. O zaman Şeng açıklar:

İmparator, prenslerini ziyaret ettiği zaman bizzat prensler, imparatorun geçeceği yerlerdeki yabani otları temizler, yolları sular ve süpürür.

Kimin, “Bütün suç ben kölenize ait. Etim ve kemiğimle her şeyimi borçlu olduğum gökyüzünün oğlunun (Çin imparatorunu kastediyor.) … ve siz majestelerinin hizmetindeyim.” diyerek kılıcını çıkarır ve elleriyle otları temizlemeye başlar. Çevresindeki Göktürkler de ona katılır.

Çin imparatoru için yapılan hazırlıklar bundan ibaret değildir. Çin’den Kimin Kağanın ordasına kadar yol inşa edilir. 1.500 kilometreyi aşan, 100 adım genişliğinde bir yol. Çin imparatoru ile eşinin arabalarının ve Çin kafilesinin rahat geçebilmesi için yapılan yolda Göktürkler çalışır. Evet, Göktürkler yol inşaatında çalışan işçi olmuşlardır. Hem de Çin imparatorunun rahatını sağlamak için.

Türk Kağanlığının birinci döneminde “zillet” diye adlandırdığım olaylar henüz bitmemiştir. İmparator, eşi ve bütün kafile ihtişamlı arabalarıyla Kimin’in otağına gelmişlerdir. İmparator Kimin’in otağına gelince yaşananlar Türk tarihinin utanç levhalarından biridir.

Taşağıl’ın Göktürkler kitabından veriyorum. Kimin, “bir kap içkiyi büyük bir hürmet gösterip yerlere yatarak imparatora sundu. Bütün prens ve beyler çadırın önünde yere kapanmışlar, yukarıya bakmaya cesaret edemiyorlardı.

Neyse ki zillet dönemi fazla sürmemiştir. Kimin’in oğlu Şibi, babasına benzememiştir. 609-619 yılları arasında Türk Kağanlığını yöneten Şibi, birinci dönemin en büyük kağanlarından biridir. Ülkenin doğu ucu Büyük Okyanus’ta batı ucu Turfan ötelerindedir. Şibi’nin bir milyondan fazla okçusu vardır ve Çin kaynaklarına göre kuzeydeki kavimlerin bu kadar güçlü oldukları, daha önce hiç görülmemiştir.

Şibi Kağan 615 yılında Çin’e büyük bir akın yapmış ve imparatoru Yenmen kalesinde sıkıştırmıştır. Göktürk oklarının hemen önüne düşmesi üzerine imparator büyük bir korkuya kapılmış ve ağlamaktan gözleri şişmiştir.

Tarih, inişli çıkışlıdır. Babasının yerlere yatarak Çin imparatoruna içki sunması sırasında Şibi’nin ruh hâli acaba nasıldı? Büyük bir utanç duyduğu muhakkaktır. Belki de bu sahneye dayanamamış, atına atlayıp bozkırlara açılmıştır.