Hakemin değil futbolcuların ve taktiklerin göz önünde olduğu harika bir futbol maçı izledik. Normal süre beraberlikle tamamlandı. 15’er dakikadan 2 uzatmada da eşitlik bozulmayınca, kupa sahibini belirleme penaltılara kaldı. Arsenal’ın 2 şutu farkla dışarı atılırken, Luis Enrique’nin PSG’si 2 sene üst üste Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olma başarısını göstermiş oldu.

İlk yarı başında tam köşeden adeta iğne deliğinden topu geçirip skoru bulan Arsenal sert ve faullü bir oyun oynadı. PSG’nin penaltıları verilmezken Enrique’nin öğrencilerinde nerdeyse itiraz dahi bulunmadı. Ancak ikinci yarı Arsenal kart görme pahasına, pozisyonlarda resmen hakem üstüne yürüdü. Ki PSG'nin kazandığı penaltı (Mosquera'nın Kvaratskhelia'ya net teması) ile skoru eşitledi. Arsenal'in uzatmalardaki Madueke-Mendes pozisyonunda ise Arsenal cephesi çıldırdı. Rice ve Arteta kart gördü. VAR incelemesinde de bir müdahale görülmedi ve devam etti maç.

Arteta'nın planı ilk 60 dakika çalıştı. Havertz'in erken golünden sonra Arsenal topu PSG'ye bıraktı. İstatistiklere göre Arsenal'in topa sahip olma oranı yaklaşık %25 civarına kadar düştü. Bu bir final için inanılmaz düşük bir rakam. Ama bilinçli tercihti. Amaç; merkezde blokları sıkıştırmak, Dembélé'nin derine gelip oyun kurmasını engellemek, PSG'yi kanatlara yönlendirmek, Geçişlerde Havertz ve Saka ile çıkmak.

İlk yarıda PSG topa sahip olsa da çok temiz pozisyon üretemedi. Maçın kırıldığı yer ise Arsenal'in fiziksel düşüşü oldu. 60'tan sonra; PSG'nin pas temposu arttı, Doué ve Kvaratskhelia bire birleri kazanmaya başladı, Arsenal orta sahası sürekli geri koşmaya başladı. Sonunda Mosquera'nın Kvaratskhelia müdahalesi geldi ve PSG eşitliği buldu.

Dev final - Resim : 1

Luis Enrique'nin PSG'si final boyunca kendi oyununu oynadı ve üstünlüğü bırakmadı. Oyunu yöneten takım gibiydi. Top, saha yerleşimi ve baskı sürekliliği PSG tarafındaydı. Arsenal savunma disiplini sayesinde ayakta kaldı. Zaten birçok futbol sever de Arsenal'in savunma direnci özellikle övüyor. 120 dakikaya baktığımızda PSG daha fazla top oynayan, daha fazla baskı kuran, oyunu daha çok kontrol eden taraftı. Arsenal ise mükemmele yakın savunma yapan ama topu hiç tutamadığı için final boyunca ip üstünde yürüyen oldu. Böyle maçlarda bir hata veya bir hakem kararı bütün hikâyeyi değiştirebiliyor.

Sonuç olarak PSG kupayı "çalacak" kadar şanslı değildi, ama Arsenal de kupayı "hak edecek kadar" oyunu kontrol edemedi. Final tam olarak iki takım arasındaki o ince çizgide penaltılara gitti ve hak eden kupayı TEKRAR kazandı. Luis Enrique’yi TEKRAR tebrik ediyorum.

2026 İtalya MotoGP

Yaklaşık 1.1 kilometrelik devasa düzlüğü ve ardından gelen sert frenleme alanı (San Donato) ile bilinir. Bu hafta sonu arka lastik sıcaklık yönetimi ve ön kanat aerodinamisi (downforce) her şeyden daha kritikti. Damalı bayrağı Kimi Antonelli’nin sallaması zaten podyumun ve gridin ne kadar çılgın bir senaryoya sahne olduğunun en büyük kanıtı. Lastik katili sol virajları, 360 km/s üzerine çıkan devasa düzlüğü (ki bu yarışta Jorge Martin’den yeni rekor da geldi) ve o meşhur sert frenaj alanları, podyumdaki üç sürücünün farklı mekanik avantajlarıyla harmanlandı. Mugello'da bu yıl Aprilia ve Ducati arasındaki o alışılmış güç dengesi ciddi anlamda kırıldı ve lastik stratejileri ile pist limitleri yarışı tamamen kaosa sürükledi. Toprak, hız limitlerini aştığı için 1 sıra ceza alarak puan dışı kaldı maalesef.

Dev final - Resim : 2

Marco Bezzecchi (Aprilia Racing) adına evinde kusursuz bir aero yönetimi izledik. Bezzecchi, Aprilia RS-GP26 ile kendi evinde sadece kazanmakla kalmadı, Mugello'da Aprilia'ya premier sınıftaki ilk zaferini getirerek tarihe geçti. Hafta sonu boyunca aerodinamik dengede de zirvedeydi. Sıralamalarda tarihin ilk 1:43'lük Mugello turunu atarak pist rekorunu kıran motor, ana yarışta da ritmini kaybetmedi. Aprilia'nın yüksek hızlı virajlardaki (Arrabbiata 1 ve 2) yere basma kuvveti (downforce) kararlılığı, Marco'nun lastik omuzlarını (tire shoulders) rakiplerine göre çok daha az yıpratmasını sağladı. Yarış sonunda ceza karmaşasından etkilenmeden liderliği korumasının anahtarı bu stabiliteydi.

Jorge Martin (Aprilia Racing) düzlük canavarı ve şampiyona taktiği olarak pist rekorunu da kırdı. Martin, Aprilia takımıyla Bezzecchi'nin hemen arkasında ikinci sırayı kaparak şampiyona liderliği yolunda çok kritik bir iş çıkardı. Martin, antrenmanlarda 368.6 km/s ile tüm zamanların MotoGP hız rekorunu kırarak Aprilia paketinin düzlükte ne kadar korkunç bir güce ulaştığını gösterdi. Yarış içinde San Donato frenajına gelmeden hemen önce slipstream (hava koridoru) avantajını mükemmel kullandı. Ancak viraj çıkışlarındaki o hırçın gaz açma tarzı, yarışın son 5 turunda arka lastiğin erken pes etmesine (thermal degradation) neden olduğu için Bezzecchi'yi yakalayacak çizgiyi tam tutturamadı.

Francesco Bagnaia (Ducati Lenovo) şasi mekaniği ve savunma sanatı izletti. Pecco, özel İtalya renk düzenine sahip fabrika Ducatisi ile podyumun son basamağını kapmayı başardı. Ducati GP26'nın bu hafta sonu Aprilia'nın yüksek hızlı viraj temposuna tam olarak yanıt veremediği netti. Pecco bu açığı, motorun ön çatal (front fork) geometrisini ve sert frenaj esnekliğini maksimuma ayarlayarak kapatmaya çalıştı. Özellikle Bucine (son viraj) girişindeki geç frenajlarıyla arkasından gelen baskıyı kırdı. Yarışın temposu içinde lastik basınç sınırını (tire pressure limit) mükemmel yöneterek olası bir mekanik hatanın önüne geçti ve podyumu kurtardı.

Dev final - Resim : 3

Bu üçlünün yarışı, tamamen Mugello Düzlüğü vs. Hızlı Yön Değişimleri savaşına sahne oldu. Martin düzlük hızındaki rekoruyla atakları başlatırken, Bezzecchi şasinin akıcılığı sayesinde viraj ortası hızında (corner speed) fark yarattı. Pecco ise Ducati'nin o geleneksel "geç fren yap, motoru erken dikleştir ve fırla" mekaniğiyle podyumu perçinledi. Cezalar arkadaki gridi çorba etse de, bu üçlü pist üstündeki saf teknik doğrularıyla podyumu hak etti. 173 puan ile genel klasmanda birinci olan Bezzecchi 40:57.347 ile liderliği perçinlerken, 2. Martin +3.559 ve 3. Pecco +5.098 ile yarışı tamamladı.

Gelelim Toprak’ın o can sıkan şanssızlığına... Sıralama turlarındaki o talihsiz dengesizlik ve "Benim suçum değil" çıkışının ardından cumartesi sprinti ve pazar ana yarışında büyük bir geri dönüş kovaladı.

“Pist limitleri (Track Limits) tuzağı” Mugello’da özellikle Arrabbiata çıkışlarında ve son viraj olan Bucine’den ana düzlüğe çıkarken sürücüler motorun gücünü sonuna kadar açar. Motor o kadar yüksek bir merkezkaç kuvvetine maruz kalır ki, dışarıdaki yeşil boyalı alana (kerb'ün dışı) taşmamak için motoru adeta güreşerek içeride tutmanız gerekir.

Dev final - Resim : 4

Toprak, cumartesi günkü sprint ve sıralamalardaki o "denge kaybı" problemini çözmek için yarış içinde motorun sınırlarını o kadar zorladı ki, muhtemelen o yüksek süratli çıkışlarda lastiklerin dışarı kaymasına engel olamadı. Saliselik ve milimetrik bir taşma, 1 sıra cezasıyla 16. sıraya ve maalesef puansız bir hafta sonuna mâl oldu.

IAME Benelux Serisi

Dev final - Resim : 5

Belçika, Spa-Francorchamps ayağında mücadele eden temsilcimiz Zayn Sofuoğlu, olumsuz hava koşulları nedeniyle sıralama turlarının yapılamadığı hafta sonunda kura sonucu 20. sıradan start aldı. Yarış boyunca etkileyici bir yükseliş sergileyen Zayn, rakiplerini birer birer geride bırakarak damalı bayrağı ilk sırada görmeyi başardı. Gelecekte, Türk F1 pilotu göreceğimize inancımızı perçinliyor Zayn.

Dev final - Resim : 6