Bayramın dördüncü gününde Cumhuriyet tarihimizde bir iktidarın ona karşı olan siyasi rakibine yürüttüğü en başarılı operasyonlarından birisine tanıklık ettik.
Türk Milletinin karşısına Bayram’da bölünmüş, iki CHP çıkarken, parçalanmamış bir AKP çıkıp bayramlaştı.
Türkiye, 16 Nisan 2017 tarihinde parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi öngören anayasa değişikliğini YSK’nın 2 milyon mühürsüz oy pusulasını geçerli sayarak Cumhuriyetimizin kurucu sitemini sonlandırdı.
İşte bu tarihten itibaren oyunun tüm kuraları değişti ve yeniden yazıldı.
Güç bağımsız yargıdan ve kurumlarından tamamen bir siyasi yapıya bağımlı hale getirildi.
Dolayısıyla bugün Özgür Özel’in yönetimindeki CHP kadroları mutlak butlan kararına
bu kadar şaşırmaları, hazırlıksız yakalanmaları, mağdurmuş gibi kendilerini göstermeleri veya “hukuksuzdur” demesi asla kabul edilmez, zira ülkede 2017 yılından itibaren bağımsız ve tarafsız hukuk askıya alınmış durumdadır ve kendileri de bu süreç içinde bizzat TBMM’de milletvekili olarak görev yapıp tüm ihlalleri bizzat yaşamıştır.
Peki, bu bölünmüş CHP bundan sonra halka ne söyleyecek veya nasıl umut olacak?
İşin gerçeği oyları çok düşmüş olsa bile AKP, seçmenin karşında tek bir vücut halinde dururken CHP, parçalanmış ve bir birine adeta düşman olmaya başlamış iki farklı cepheye dönüştü.
Bundan sonraki süreçte karşı karşıya gelen, kutuplaştırılmış iki CHP , AKP’ye değil bizzat kendi içindeki savaşa odaklanacak.
Muhalefetten çekilmiş olacak çünkü Cumartesi günü Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına bakılırsa parti içinde kendisi bizzat devri sabık süreci başlatmış olacak.
Tüm iktidar ve muhalefet medya kuruluşlarındaki yorumcular konuyu bilen veya bilmeyen de sadece bu konuyu konuşacak.
Türkiye’nin sorunları asla gündeme getirilmeyecek.
Kılıçdaroğlu, Özel ve yönetimi hakkında iddia ettiği gibi bir takım “dosyaları” açıklayacak, Özel ise onlara cevap vermek yerine hiç olmadığı kadar Atatürk’e sığınıp kalkan olarak kullanmaya çalışacak.
Dosyalar açıklandıkça kimisi “iftira” diyecek kimisi ise ikna olup Özel’e desteğini kesecek.
Tam bir kaos…
Böylece CHP, tamamen kendi içinde bir iç savaşa girmiş olacak.
Kılıçlar çekilecek, medyaya günlük propaganda dozunu verecek ve halk tiksinmiş durumda her iki CHP’den de yavaş yavaş uzak durmaya başlayacak.
İşsizlik, enflasyon, güvenlik, yabancılar, barınma krizi, emekliler, eğitimdeki devasa sorunlar veya AKP’nin ülkemize yaşattığı bunca rezillik gündeme bile gelmesi imkânsız hale gelecek çünkü CHP artık kendi içindeki savaşa odaklanarak diğer muhalif partileri de yanına çekerek saf seçmek zorunda bırakacak.
Tabi kongreye gitmek için mahallerden başlayıp yeni delegeler yazılmaya başlayınca, ülkenin her bölgesinde partililer arasında yaşanan kavgalar bu süreçe tuz, biber olacak
CHP ile yatılacak, CHP ile kalkılacak.
AKP bu süreci büyük bir keyifle izleyecek çünkü kurguladığı plan kusursuz bir şeklide ilerliyor olacak.
İddialar Özgür Özel ve ekibi hakkında olduğundan buradaki kriz yönetimi esas Özdür Özel’e düşüyor.
Eğer Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği gibi dosyalar var ise o zaman CHP’nin daha fazla bölünmesine ve kutuplaşmasına engel olur ve önden başta onun döneminde partiye sağlanan hazine yardımı ve tüm harcamalarını ile partinin mali durumu hakkında kamuoyu ile önden paylaşır.
Maliye onun döneminin incelemesini talep eder.
Şeffaf olur.
Zira bu iş kendisinin Afyon Belediye Başkanı hakkındaki olan iddialara karşı “kocanı boşa da gel” gibi bir durum söz konusu değildir.
Bölünmüş bir CHP sadece ve sadece AKP’nin iktidarını devam etmesini sağlar, oysa stratejik bir eylem planı devreye konulursa bir çok dengeyi değiştirmek için hala geç değildir.
İki CHP ile bir AKP’den Türk Milletinin lehine bir sonuç çıkmaz!