İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Suriye’nin İdlib vilayetinin doğusundaki Ebu ed-Duhur Askerî Hava Üssü’nün İsrail tarafından vurulmasının ardından Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Çömez, saldırıdan kısa süre önce Türk askerî heyetinin üssü ziyaret ettiği yönündeki haberleri gündeme getirerek, “Saldırı Türkiye’ye yönelik askerî veya siyasi bir mesaj olarak değerlendirilmekte midir?” diye sordu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Suriye’deki Ebu ed-Duhur Askerî Hava Üssü’ne yönelik hava saldırılarını Meclis gündemine taşıdı.

Çömez, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yanıtlaması istemiyle verdiği 44 soruluk önergede, saldırının Türk askerî heyetinin üsse gerçekleştirdiği öne sürülen ziyaretin hemen ardından yapılmasına dikkat çekti.

Önergede, 18 Ağustos’ta Ebu ed-Duhur Askerî Hava Üssü’nün hava saldırılarıyla vurulduğu, özellikle pist ve bazı tesislerin hedef alındığı belirtildi.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın saldırıları “teyit edilmiş İsrail hava saldırıları” olarak nitelendirdiğini aktaran Çömez, Barrack’ın saldırıları “bölgesel istikrara hizmet etmeyen gereksiz bir tırmanış” olarak değerlendirdiğini kaydetti.

TÜRK HEYETİ SALDIRIDAN ÖNCE ÜSTE MİYDİ?

Çömez, saldırıyı Türkiye açısından kritik hale getiren gelişmenin ise Türk askerî heyetinin kısa süre önce üsse gittiği yönündeki iddialar olduğunu belirtti.

Arap basınında Türk askerî heyetinin 17 Ağustos’ta Ebu ed-Duhur’a gittiğinin ileri sürüldüğüne işaret eden Çömez, uluslararası kaynaklarda da Türkiye’nin uzun süredir kullanım dışı olan üssün rehabilitasyonuna katkı sağladığı ve sahada Türk araç ve ekipmanlarının bulunduğunun iddia edildiğini aktardı.

Saldırının özellikle pist üzerinde yoğunlaşması ile Türk heyetinin ziyareti arasında kısa bir süre bulunmasına dikkat çeken Çömez, bunun “Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığına, Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasındaki rolüne ve hava üslerine ilişkin planlarına yönelik bir mesaj olup olmadığı” sorusunu gündeme getirdi.

‘İSRAİL ÖNCEDEN UYARDI MI?’

Çömez, Bakan Güler’e, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mensup bir askerî heyetin 17 Ağustos’ta veya bu tarihe yakın bir zamanda Ebu ed-Duhur’u ziyaret edip etmediğini sordu.

Heyetin görev ve ziyaret amacının açıklanmasını isteyen Çömez; pist, apron, hangarlar, mühimmat depoları, radar tesisleri ve hava savunma altyapısında inceleme yapılıp yapılmadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Türkiye’nin üssün rehabilitasyonu veya yeniden operasyonel hale getirilmesi için Suriye yönetimine destek sağlayıp sağlamadığını da soran Çömez, üssün ileride TSK’nin kullanabileceği bir hava üssüne ya da müşterek Türk-Suriye askerî tesisine dönüştürülmesine yönelik bir plan bulunup bulunmadığını gündeme taşıdı.

Çömez ayrıca saldırı sırasında veya hemen öncesinde Türk askerlerinin üste bulunup bulunmadığının açıklanmasını isteyerek, “İsrail, saldırıdan önce Türkiye’ye askerî veya diplomatik kanallardan Ebu ed-Duhur’un hedef alınacağına ilişkin herhangi bir uyarı veya bildirimde bulunmuş mudur?” sorusunu yöneltti.

‘TÜRKİYE’YE MESAJ MI?’

Saldırının zamanlamasına ilişkin değerlendirme isteyen Çömez, “Türk heyetinin ziyaretinden kısa süre sonra üssün özellikle pistinin vurulması Bakanlığınız tarafından Türkiye’ye yönelik askerî veya siyasi bir mesaj olarak değerlendirilmekte midir?” diye sordu.

Çömez, saldırıyla Türk heyetinin ziyareti arasında bağlantı olup olmadığı konusunda askerî istihbarat değerlendirmesi yapılıp yapılmadığını da gündeme getirdi.

Çömez, saldırının ardından İsrail’e nota, protesto, uyarı veya izahat talebi iletilip iletilmediğinin yanı sıra Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında istenmeyen askerî karşılaşmaları önlemek amacıyla oluşturulan çatışmasızlık mekanizmasının halen yürürlükte olup olmadığını da sordu.

‘İSRAİL’E KOORDİNATLAR VERİLDİ Mİ?’

Önergede, çatışmasızlık mekanizması kapsamında Türkiye’nin Suriye’de faaliyet gösterdiği veya personel bulundurduğu askerî tesislerin koordinatlarını İsrail’e bildirip bildirmediği de soruldu. Çömez, Ebu ed-Duhur’un koordinatları veya Türk askerî personelinin burada faaliyet gösterdiği bilgisinin İsrail’e iletilmiş olması halinde, saldırının çatışmasızlık mekanizmasının ihlali sayılıp sayılmadığının açıklanmasını istedi.

Çömez ayrıca daha önce T4/Tiyas ve Palmira gibi Suriye’deki askerî tesislere yönelik İsrail saldırıları ile Ebu ed-Duhur saldırısı arasında stratejik bir benzerlik bulunup bulunmadığını ve İsrail’in saldırılarının Türkiye’nin Suriye ordusunu yeniden yapılandırmaya yönelik çalışmalarını engellemeyi amaçlayıp amaçlamadığını sordu.

‘DOĞRUDAN ASKERÎ KARŞILAŞMA RİSKİ ARTTI MI?’

Önergenin son bölümünde ise Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında doğrudan askerî karşılaşma ihtimali gündeme getirildi.

Çömez, İsrail’in Türk askerlerinin bulunduğu bir tesise saldırması halinde TSK’nin nasıl karşılık vereceğine ilişkin belirlenmiş bir askerî prosedür bulunup bulunmadığını ve Suriye’deki Türk askerî unsurlarının İsrail hava saldırılarına karşı korunması amacıyla hava savunma kapasitesinin artırılıp artırılmayacağını sordu.

Çömez son olarak, İsrail’in saldırılarının Suriye’nin savunma kapasitesinin yeniden oluşturulmasını engelleme ve Türkiye’nin Suriye’deki stratejik nüfuzunu sınırlama amacı taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesini istedi. Çömez, Milli Savunma Bakanlığı’na, Türk askerî personelinin güvenliği ve TSK’nin caydırıcılığının korunması için saldırı sonrasında hangi somut askerî ve diplomatik tedbirlerin alındığını sordu.