Belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonları ve rüşvet iddialarının yarattığı üzüntü yetmiyormuş gibi şimdi de mahkeme kararıyla 2023 kurultayının geçersiz sayılması ve eski yönetim kadrosunun yeniden göreve gelmesinin şokunu yaşıyor CHP’liler.
Oysa tarihe bakarlarsa, partilerinin bugünkünden daha büyük krizler yaşadığını ve bunların hepsini bir şekilde atlatıp ayakta kaldığını görürler.
O krizlerden birkaçını hatırlayalım…
Bir:
Yıl 1924…
İktidardaki CHP’ye karşı Kazım Karabekir liderliğinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Partisi) kuruldu.
Parti, CHP’nin izlediği politikaları eleştiriyor, cumhurbaşkanlığı ile parti genel başkanlığının bir arada olamayacağını savunuyor, dini inançlar konusunda hassasiyetini dile getiriyordu.
Ne var ki bu partinin içine kısa sürede rejim muhalifleri sızdı.
Nitekim onlar Şeyh Sait İsyanı’na katılmakla da suçlandı.
Bu gelişmeler yüzünden parti 1925 yılında kapatıldı.
İki:
Yıl 1937…
Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı Atatürk, hükümetin liberal ekonomiye geçmesinin zamanının geldiğine inanıyordu. Başbakan İnönü ise devletçi ekonomik politikanın sürdürülmesinden yanaydı.
İktidarın iki önemli ismi arasındaki görüş ayrılıkları bununla sınırlı değildi.
Atatürk, Hatay’ın topraklarımıza bir an önce katılmasını istiyordu. İnönü ise acele etmenin sakıncalı olabileceğini ifade ederek sorunun çözümünün zamana yayılması gerektiğini savunuyordu.
Bu ciddi görüş ayrılıkları İnönü’nün 20 Eylül 1937’de başbakanlık görevinden istifasıyla sonuçlandı.
Üç:
Yıl 1945…
Cumhurbaşkanlığı ile CHP Genel Başkanlığı koltuklarında İsmet İnönü oturuyordu.
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemişti ama halk savaşın yansıması ekonomik sıkıntıları derinden hissetmiş, yoksulluk had safhaya ulaşmış, ekmek satışı bile karneye bağlanmıştı.
Bu durum başta Adnan Menderes ve Celal Bayar olmak üzere CHP’nin bazı milletvekillerinin yoğun tepkisine yol açtı. O kadar ki iktidarın Meclis’e getirdiği kanunlara ve bütçeye hayır oyu verdiler.
CHP yönetimi başlayan iç isyanı önleyebilmek için Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’yü partiden ihraç etti.
İhraç kararının ardından Celal Bayar ve diğer parti içi muhalifler de CHP’den ayrıldı.
Partilerinden ihraç edilen ya da ayrılan milletvekilleri 1946’da Demokrat Parti’yi (DP) kurdu.
Dört:
Yıl 1950-1960 arası:
DP girdiği ilk seçimde değil ama 1950’deki seçimde tek başına iktidar olmayı başardı. Celal Bayar cumhurbaşkanlığı, Adnan Menderes başbakanlık görevlerini devraldı.
DP, iktidarının ilk yıllarında başarıdan başarıya koştu, ekonomi alanında önemli gelişmeler sağladı.
Ama 1955’den sonra otoriterleşmeye başladı.
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye karşı yurt gezileri sırasında suikast girişimlerinde bulunulması siyasi havayı iyice gerdi.
CHP’nin mal varlığına el konulması, diğer muhalefet partileriyle ittifak kurmasının engellenmesi, basına ağır baskılar uygulanması da o dönemin önemli olayları arasında yer aldı.
DP iktidarı, 27 Mayıs 1960’daki askeri darbeyle devrildi.
Beş:
Yıl 1971…
CHP’de bir ciddi kriz de 12 Mart 1971’deki askeri müdahalenin ardından yaşandı.
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün, müdahaleyi yapanların kuracağı hükümete üye vermesi partinin genel sekreteri Bülent Ecevit’le arasının açılmasına yol açtı.
Parti içindeki görüş ayrılıkları, 1972’de yapılan kurultayda Ecevit ve onu destekleyenlerin Parti Meclisi’nde çoğunluğu sağlamasıyla yeni bir boyut kazandı.
Bunun üzerine İsmet İnönü hem genel başkanlıktan hem CHP’den istifa etti.
İnönü’yle birlikte çok sayıda milletvekili de partiyle yollarını ayırdı.
Partinin dümenine Bülent Ecevit geçti.
Altı:
Yıl 1980…
12 Eylül 1980 darbesinin ardından CHP’yi yine bir kriz bekliyordu.
Darbeciler, diğer siyasi partilerin yanı sıra CHP’yi de kapatmış, başta partinin genel başkanı Bülent Ecevit olmak üzere çok sayıda isme siyaset yasağı getirmişti.
Ecevit’in yasağı normal siyasi hayata geçilen 1983’den yıllar sonra ancak 1987’de kaldırıldı.
CHP tekrar açıldı ama Bülent Ecevit oraya dönmedi, siyasi yolculuğuna eşinin kurduğu DSP’de devam etti.
Yedi:
Yıl 1999…
CHP genel seçimde yüzde 8.71 oy aldı.
Tarihindeki en başarısız sonuçtu bu.
Genel Başkan Deniz Baykal görevinden istifa etmek zorunda kaldı.
Yerine Altan Öymen seçildi.
2000 yılında yapılan kurultayda Deniz Baykal bir kez daha genel başkanlığa getirildi.
Sekiz:
Yıl 2010…
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, CHP’li bir kadın milletvekiliyle birlikteliğini gösteren bir videonun internete sızdırılması üzerine Baykal görevini bıraktı.
Kaseti çekip yayanların Baykal’ı siyasetten tasfiye etmek isteyenler olduğu iddia edildi. Şüpheler ağırlıklı olarak Fetullah Gülen’in ekibi üzerinde yoğunlaştı.
Baykal’ın istifasının ardından toplanan kurultayda CHP Genel Başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu seçildi.
Dokuz:
2023 yılı ve sonrası…
2023’deki CHP kurultayında genel başkanlığa, 13 yıldır o koltukta oturan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan fazla oy alan Özgür Özel seçildi.
Seçimin sonucu Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının itirazına yol açtı. Özel’in delege oylarının satın alınması sonucu kazandığı iddia edildi, mahkemeye başvuruldu.
Mahkeme geçtiğimiz günlerde bu iddiayı haklı buldu, Kılıçdaroğlu’nun yeniden eski koltuğuna oturmasının yolunu açtı.
Özel ve arkadaşları CHP Genel Merkezi’ni Kılıçdaroğlu’na teslim etmemek için eyleme başladı.
Bu eylem polisin biber gazlı müdahalesiyle sona erdirildi.
Özel ve arkadaşları Meclis’e yürüdü.
Sonuç olarak söyleyeceğim şu:
CHP Türk siyasetinin temel taşlarından biridir.
Büyük baskılara, liderlerine yapılan suikast girişimlerine, davalara, kapatmalara hedef olmuş ancak hiçbir zaman yılmamış, yoluna 103 yıl boyunca devam etmesini bilmiştir.
Dilerim ki CHP son yaşadığı krizden iç kavgalarını bitirerek bir an önce kurtulur, Cumhuriyet rejiminin ve demokrasinin temel taşlarından biri olarak siyasi yolculuğunu sürdürür.
Kendilerine naçizane tavsiyem sakin olmaları, aklıselimden ayrılmamaları, gerilimi artırmamalıdır.
TOKAT VE FALAKA
Özgür Özel’in yakın çalışma arkadaşı Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, partililerin Meclis’e yürüyüş eylemini takip eden CNN Türk muhabirine tokat attı.
Basın, düşünce ve ifade özgürlükleri açısından son derece üzücü bir olay bu.
Muhalefetteyken gazeteci dövmeye başlayanlar, yarın iktidar olduklarında, hoşlarına gitmeyen haberleri veren gazetecileri korkarım ki falakaya yatırmaya başlarlar.