Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanıp çeşitli yolsuzluk iddialarıyla yargılanmaya başlanmasına CHP tabanı ağırlıklı olarak şöyle baktı:

“İmamoğlu önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilecek potansiyele sahip olduğu için iktidar tarafından tasfiye edilmek isteniyor. Ona ve arkadaşlarına operasyon bu yüzden yapıldı.”

Yani yargılamaya neden olan iddialar pek de inandırıcı bulunmadı.

***

Günümüze gelecek olursak:

Tutuklu bazı CHP’li belediye başkanlarının itirafçı olup söyledikleri, CHP tabanını İmamoğlu olayından farklı bir noktaya taşıyabilir.

Ortaya atılan iddiaların delillerle kanıtlanması halinde partide ciddi bir kriz yaşanması olasıdır.

Böyle bir kriz yaşanırsa bundan birinci derecede etkilenecek olanlar hiç kuşkusuz Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşları olur.

Yani CHP’yi yine sıkıntılı günler bekliyor.

++++++++++++++++++++

PAZARDAKİ TEHLİKE

Bir pazar yerinde tezgâh açıp oradaki ortalama fiyatların altında sebze ve meyve satmaya başlarsanız diğer pazarcıların tepkisini çekersiniz.

Ve onlar sizi saf dışı bırakacak çeşitli oyunlara yönelebilir.

Hatta zor kullanarak ya kendilerine ayak uydurmanızı ya da pazardan çekip gitmenizi isteyebilir.

***

Yazıya böyle başlamamın nedeni şu:

İstanbul’daki savunma ve havacılık fuarında milyarlarca dolarlık 170 satış anlaşması imzaladık geçtiğimiz günlerde. Özellikle insansız hava araçları ile zırhlı araçlarımıza büyük ilgi oldu.

Alıcı ülkelerin temsilcileri, Türk ürünlerini hem güvenilir hem hesaplı bulduklarını belirttiler.

Kuşkusuz gurur verici bir gelişme bu.

Ancak yaratacağı sorunları da göz ardı etmemeliyiz.

Bizim dünya savunma sanayi pazarında güçlü bir konuma gelmeye başlamamız söz konusu alanda piyasanın büyük bölümünü elinde tutan ABD, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya’yı kızdırabilir.

Aman dikkat!

Onların oyun ve komplolarına karşı uyanık olmak gerekiyor.

++++++++++++

BİR RUHUN HİKÂYESİ

50’li yaşlarında bir kadın...

Çocukluğundan başlayarak hayatında iz bırakan olayları ve kişileri; acı, öfke, korku, endişe, mutluluk duygularının iç içe geçtiği şiirsel bir dille anlatıyor.

En sorunlu dönemi evlilik yılları.

Severek evlendiği kocasının yoğun ilgisizliği ve aldatmaları ile çileden çıkıyor.

Hayatının derin hesaplaşmasını yaptığı gerçekle hayal arasında gidip gidip geldiği yer ise yattığı akıl hastanesi oluyor.

***

Ingmar Bergman’ın yazdığı İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı tek kişilik “Bir Ruhun Hikâyesi” isimli oyundan söz ediyorum.

Ankara Akün Sahnesi’nde izledim geçtiğimiz hafta sonu.

Serap Eyüboğlu’nun yönettiği oyunda Zeynep Erkekli’nin oyunculuğu üst düzeyde.

65 dakika boyunca hiç aksamadı, dili bir kez bile sürçmedi, konservatuvar öğrencilerine ders olacak nitelikte dört dörtlük bir oyunculuk sergiledi.

Sanatçının buradaki performansıyla İsmet Küntay Tiyatro Ödülü’nü kazandığını da belirteyim.

***

Peki, oyunda eleştirilecek hiçbir şey yok mu?

Var!

Oyunun metni öyle şiirsel ki bir repliğin anlamını tam kavrayamadan benzer nitelikte diğer repliklerle karşılaşılıyor.

Kimi seyirciler bu yüzden oyundan koptu. Önümde oturan bir genç telefonunu açıp mesajlarını okuyordu örneğin. Salonda telefonlarıyla ilgilenen başkaları da vardı.

Keşke oyunun metni biraz sadeleştirildikten sonra sahneye konulmuş olsaydı.