“Kurucu önder” denilmişti.

Şimdilerde “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü” diye söz ediliyor.

Kim bilir yakında “Huzur CEO’su”, “Dostluk Müsteşarı”, “Sevgi Elçisi” de denebilir kendisine.

Oysa şimdiye kadar 40 bini aşkın kişinin ölümünden sorumlu yasa dışı bir örgütün kurucusundan bahsederken sadece şu söylenirse doğru olur:

“Terörist başı!”

***

PKK, sözde dostumuz bazı devletlerin kurdurduğu, para ve silah vererek desteklediği bir terör örgütüdür. Türkiye’yi bölme projesinin parçasıdır.

Böyle bir örgütle müzakere edilmez mücadele edilir.

***

Ortadoğu’nun önde gelen ülkelerinden biriyiz.

Türk ordusu; asker sayısı, silah kapasitesi ve hareket yeteneği açılarından dünyanın en iyi orduları arasında sayılıyor.

Hal böyleyken bir terör örgütünü muhatap alıp onunla görüşmek iyi niyetle yapılsa bile büyük hatadır.

Teröristlerin sözüne güvenilmez.

Bugün silahını bırakır ama yarın başka bir isimle yeniden çıkar karşımıza.

***

Evet, şu aşamada yapılacak şey bellidir:

Terör örgütü mensuplarına silahlarını bırakıp teslim olmaları için çağrı yapılır.

Bu çağrının gereği yerine getirilmezse silahlı mücadele başlatılır.

Benim “Barış Süreci” anlayışım budur.

TRAFİKTE ADAM ÖLDÜRMEK...

Ankara’da kullandığı kamyonla iki kız kardeşin ölümüne yol açan şoför yakalanıp tutuklandı.

Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, ölenlerin suçunun olmadığı, kazaya sürücünün hatasının yol açtığı belirtildi.

Bu olayla ilgili davaya geçtiğimiz günlerde devam edildi ve kamyon şoförü sadece 9 ay hapis yatmış olmasına rağmen adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Dava devam ediyor.

***

Bir örnek de İzmir’den vereyim:

Kırmızı ışık ihlali yapan bir sürücü, motokurye gence çarparak ölümüne yol açtı.

Kazada yüzde yüz suçlu olduğu halde tutuklanmadı.

Geçtiğimiz günlerde bu olayın davası da görüldü.

Kazaya neden olan sürücü hakkında mahkemeden tutuklama kararı çıkmadı.

Bu dava da devam ediyor.

***

Bir adam yolda silahını çekip birini öldürse hemen tutuklanır ve yargılandığı mahkeme onu muhtemelen ya ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezasına çarptırır.

Oysa trafikte kullanılan araçla biri öldürülürse yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi ya birkaç ay hapis yatıp tahliye ediliyor ya da hiç hapis yatmıyor. Davaların bitiminde ise genellikle birkaç yıl hapis cezasıyla kurtuluyor.

***

Türkiye, trafikte adam öldürmenin komik cezalarla geçiştirildiği bir ülke olmaktan kurtulmalıdır.

Ehliyetsiz araç kullanan, alkol ya da uyuşturucu alıp direksiyon başına geçen, aşırı hız yapan, kırmızı ışık filan dinlemeyen sürücüler şayet ölümlü kazaya yol açarlarsa direkt olarak cinayet suçu işledikleri gerekçesiyle yargılanmalıdır.

Trafik ihlallerinin de kazaların da ölümlerin de önüne başka türlü geçilemez.