Siyaset ve iletişim alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Salih Levent Uğurlu’nun yeni kitabı “Yarının Yurdu” okurla buluştu. Yedi öyküden oluşan kitap; siyaset, toplum, insan, hafıza, dil ve medeniyet temalarını geçmiş, bugün ve gelecek arasındaki ilişki üzerinden ele alıyor. Uğurlu, “Siyasette Algı Yönetimi” adlı kitabında akademik bir perspektiften incelediği siyasal ve toplumsal meseleleri bu kez edebiyatın imkânlarıyla anlatıyor. Kavramların ve siyasal süreçlerin yerini bu kez insan hikâyeleri, farklı coğrafyalar ve kurmaca dünyalar alıyor.
Eserde “Şafaktan Önceki Sessizlik”, “27 Vakkas Vakası”, “Aynadaki Yüzler”, “Ülkücü Komünist”, “Son Durak”, “Sessiz Akort” ve “Tunç” adlı yedi öykü yer alıyor.
Bir ülkenin hafızası nasıl şekillenir?
Bir toplum geleceğini nasıl hayal eder?
Siyaset, dil ve insan arasındaki ilişki hayatlarımızı ne kadar değiştirir?

Salih Levent Uğurlu, bu ve benzeri soruların peşine “Yarının Yurdu”daki yedi öyküsüyle düşüyor. “Yarının Yurdu”, geleceğe ilişkin mitolojik bir tahayyülle başlayan ve Anadolu’da son bulan bir anlatı yolculuğu kuruyor. Kitabın ilk öyküsü, “Şafaktan Önceki Sessizlik” eserin düşünsel omurgasını oluşturuyor. Mitolojik bir anlatımdan yararlanan öykü, geçmiş ve gelecek arasındaki ilişkiyi farklı bir zaman anlayışı üzerinden sorguluyor. Kitap, birbirinden bağımsız yedi hikâyeden oluşmanın ötesinde, farklı coğrafyaları ve dönemleri birbirine bağlayan ortak bir düşünsel eksen kuruyor.
Ankara’da profesyonel olarak çok sayıda siyasi parti genel merkezinde görev yapan Uğurlu’nun çalışma hayatında tanık olduğu olaylar, insan ilişkileri ve siyasal atmosfer de bazı öykülere farklı biçimlerde yansıyor. Gerçek kişi ve olayların doğrudan aktarımından ziyade, yaşanmışlıklardan ve gözlemlerden hareket eden anlatılar, kurmaca içerisinde yeniden şekilleniyor. Uğurlu’ya göre “Yarının Yurdu”, hazır bir coğrafyanın değil, gelecekte kurulması düşünülen hayatın ifadesi.
“Yarının yurdu benim için yalnızca üzerinde yaşayacağımız bir toprak parçası değil. Bir toplumun gelecekte nasıl bir hayat kurmak istediğiyle ilgili bir tahayyül. Geçmişten gelen bir hafızamız, bugün yaşadığımız bir gerçeklik ve henüz kurulmamış bir gelecek var. Kitaptaki öyküler bu üç zaman arasındaki ilişkiyi ele alıyor.”
“Yarının Yurdu”, geçmişin hafızasıyla bugünün gerçekliği ve henüz kurulmamış bir gelecek arasında bir anlatı kuruyor. Yedi öykü boyunca farklı coğrafyalara, insanlara ve siyasal-toplumsal meselelere uzanan kitap, okuru yalnızca hikâyelerin içine değil, “yarının yurdu”nun nasıl kurulabileceğine ilişkin daha geniş bir düşünce alanına davet ediyor.
Atayurt Yayınları
Tel: (0312) 354 44 32
BASIN MÜZESİ’NDE 11 YIL

Yolu Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi Müdürü Saadet Altay ile kesişmeseydi tanımayacaktık Sindi’yi… Saadet Hanım’ın sahiplenmek durumunda kaldığı Sindi’yi Müze’de misafir etmesiyle başlayan bir öykü bu… Misafirlik gibi başlayan ve kısa zamanda Müze’nin “kadrosuz personel”i haline gelen Sindi’nin 11 yıl süren renkli öyküsü. Gazeteci ve yazar Nurettin İğci’nin kaleme aldığı “Müzedeki Hanımefendi Sindi” adlı kitabın şimdiden 3. Baskısını yapması bu öykünün gördüğü ilginin de bir kanıtı. KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık) tarafından okurların ilgisine sunulan kitap Sindi isimli köpeğin müzede yaşadığı günlerin bir bölümünü konu alıyor. Hayvanseverlerin, özellikle köpekseverlerin büyük ilgisini çeken kitap hakkında yazarı Nurettin İğci şu bilgiyi veriyor:
"Artık bizimle soluk alıp vermeyen Sindi'ye gözü gibi baktı, müdire Saadet hanım. Benimle de arası iyiydi Sindi’nin... Günün birinde yanıma gelip patilerinden birini dizime koyarak, kendisiyle ilgili de kitap yazmamı rica etti. ‘Valla güzel olur’ dedim ve hemen sıvadım kolları. Saatler boyu o anlattı ben dinledim. Sonunda bu kitap çıktı ortaya."
Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
Tel:(0212) 519 87 20