Milyarlarca liralık fon soruşturmasında şimdiye kadar paranın izini sürdük. Peki, ya kaybolan oylar?
Anlaşılan o ki Ankara’da artık yalnızca kimlerin ne kadar para kazandığı ya da kaybettiği değil, AK Parti’nin kaç puan kaybettiği de konuşuluyor. Üstelik bu kez rakamları dillendirenler muhalefet değil, iktidara yakın isimler. Biri yaklaşık 3 puan diyor, diğeri 6...
Peki, bu kayıp sadece bir anket dalgalanması mı, yoksa AK Parti seçmeninin yıllardır koruduğu güven ilişkisinde bir kırılmanın ilk işareti mi? Daha önemlisi, iktidar seçmenindeki sessizlik ne anlatıyor? Çünkü bazen siyasette en büyük gürültüyü, konuşmayan seçmen çıkarır. Hazırsanız bugün biraz bunu konuşalım...
AK PARTİ’DE 3 PUAN MI, 6 PUAN MI KAYIP VAR?
GENAR Araştırma Başkanı İhsan Aktaş, AK Parti oylarında yaklaşık 3 puanlık gerileme olduğunu açıkladı. Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar ise Külliye’ye sunulduğunu söylediği araştırmada kaybın 6 puan civarında olduğunu ileri sürdü.
Araştırmaların ayrıntılarını bilmeden kesin karşılaştırma yapamayız. Ancak iktidara yakın isimlerin oy kaybını tartışması bile dikkat çekici. Tayyar’a göre seçmenin Erdoğan’ın sorunu çözebileceğine ilişkin beklentisi sürüyor. Bu beklentinin kaybolmasının ciddi sonuçları olabileceğini söylüyor. Demek ki mesele yalnızca oy değil, güven meselesi.
SEMİH TURAN İLK HAFTA UYARMIŞTI
Fon soruşturmasının ilk haftasında Burgu Araştırma’nın sahibi sosyolog Semih Turan’la konuşmuştum. Bugün anketler açıklanırken o gün söylediklerini bugün aktarmak istiyorum:
“Kamuoyunda hakim duygunun ne olduğunun ortaya çıkması, bir miktar iktidarın ve muhalefetin izleyeceği siyasi iletişim mahareti ve etki gücüne göre şekillenecektir diye düşünüyorum. İktidarın taktiği çok net ortada: Bu durumdan bile Reis’in mağduriyeti olgusu yaratılmak isteniyor ve bu yaşananların münferit olduğu, kişisel hırs ve zaaflar neden olarak öne çıkarılıyor. Sepetteki çürük elmaları temizleyip yola devam denecek.”
Muhalefete ilişkin değerlendirmesi de önemliydi: “Muhalefetin ne yapacağı da çok önemli. Kamuoyunu bu olayların münferit olmadığına, sistemin bunu ürettiğine ikna etmek gibi önemli bir görevi var. Muhalefet için çok önemli bir sınav. Mızrak hâlâ çuvala sığıyor mu, sığmıyor mu sorusunun yanıtı çok önemli.”
Seçmenin ilk tepkisini ise şöyle anlatmıştı: “Özellikle iktidar seçmenindeki ilk tepki derin bir sessizlik ve hayal kırıklığı. Muhalefet seçmeni ise garip ama bu süreçten bir miktar memnun durumda. ‘Bakın, gördünüz mü, biz hep haklıydık’ duruşu. Tabii belediyelere yapılan operasyonların haksız ve siyasi olduğu algısı da güçlenmekte. Siyasi dengeleri değiştirmeye aday bir kriz bu. Ama bu krizi kimin fırsata çevireceğini görmek için biraz daha beklemek gerekiyor.”
MUHALEFET SINAVI GEÇEBİLDİ Mİ?
Turan’ın bu sözlerinin ardından YENİ Parti Milletvekili Ümit Özlale, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın babasının 830 milyon liralık fon işlemi gerçekleştirdiğini ileri sürdü. Göktaş ise söz konusu kişinin babası olmadığını, isim benzerliği bulunduğunu açıkladı. Böylece soruşturmanın siyasi sorumluluğu yerine listelerin doğruluğunu tartışmaya başladık.
Geçtiğimiz günlerde bu köşede muhalefete sormuştum: “Liste hazırsa açıklayın. Teyit edilmediyse neden tarih verdiniz? Verdiğiniz süre dolduysa neden çıkıp kamuoyuna ne olduğunu anlatmadınız?”
Bugün de aynı yerdeyim. Çünkü duyduğunuz isim belge değildir. Muhalefet, iktidardan hesap sorarken kendi iddialarının doğruluğundan da sorumludur. İktidarın oy kaybetmesi başka, muhalefetin güven kazanması başka bir mesele.
MIZRAK HÂLÂ ÇUVALA SIĞIYOR MU?
İhsan Aktaş yaklaşık 3, Şamil Tayyar 6 puanlık kayıptan söz ediyor. Semih Turan ise daha ilk haftadan iktidar seçmenindeki sessiz hayal kırıklığına dikkat çekmişti.
Şimdi mesele, bu kaybın kalıcı olup olmayacağı. Seçmen yaşananları birkaç kişinin kişisel hırsı olarak mı görecek, yoksa sistemin kendisini mi sorgulayacak? Muhalefet güvenilir bir alternatif olabilecek mi?
Henüz bilmiyoruz. Ama siyasette bazen en büyük tepki bağırmak değil, sessizleşmektir. Ankara’da artık yalnızca milyarların değil, oyların da hesabı yapılıyor.
Ve asıl soru şu: Sepetteki çürük elmaları temizlemek yeterli olacak mı, yoksa seçmen sepetin kendisini mi sorgulamaya başlayacak?