Son günlerde sosyal medyada en çok paylaşılan üç söz var:

Birincisi: Sıradan hırsız; paranızı, cüzdanınızı, bisikletinizi çalar. Siyasi hırsız ise geleceğinizi, hayallerinizi, bilginizi, eğitiminizi, sağlığınızı, gülümsemenizi çalar. İkisi arasındaki fark şudur: Sıradan hırsız sizi seçer! Siyasi hırsızı ise siz seçersiniz!

İkincisi: Hırsızlar, kamusal makamları işgal ettiğinde dürüst insanlar suçlu muamelesi görür.

Üçüncüsü: Suçlamaları tersine çevirin, karşı tarafı kendi yaptığınız şeyle suçlayın.

Bu üç söz, Türkiye’nin bugünkü durumunu anlatıyor ki sık sık paylaşılıyor...

***

Gemini’ye göre Nazi Almanya’sının Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in propaganda taktikleri “Suçlamaları tersine çevirin ve karşı tarafı kendi yaptığınız şeyle suçlayın.” kuralına dayanır.

Goebbels'e atfedilen ve algı yönetiminde sıklıkla kaynak gösterilen bu stratejinin temel kuralları şunlardır:

*Yansıtmaca (Aynalama): Kendi işlediğiniz bir suçu veya yaptığınız hatalı bir eylemi asla kabul etmeyin. Bunun yerine, aynı suçu vakit kaybetmeden doğrudan rakiplerinize veya hedef tahtasına koyduğunuz kitleye yükleyin.

*Büyük Yalan Tekniği: Ortaya attığınız iddia ya da yalan o kadar büyük, radikal ve sarsıcı olmalıdır ki, insanlar birinin bu derece devasa bir yalanı uydurabileceğine ihtimal vermesin.

*Sürekli Tekrar: Söylediğiniz yalanı veya karşı tarafa attığınız suçu durmaksızın tekrarlayın. Kitlelerin beyni bir süre sonra bu yoğun tekrara maruz kalarak duyduğunu kendi fikri gibi benimsemeye başlar.

*Savunmaya Geçmemek: Asla savunma yapmayın, iddiaları kanıtlamaya çalışarak vakit kaybetmeyin ve her zaman saldıran tarafta kalın.

Tarihsel açıdan incelendiğinde bu yöntem, faillerin kendi suçlarını gizlemek, toplumda kutuplaşma yaratmak ve kitlelerin algısını tamamen manipüle etmek amacıyla kullanılan en agresif dezenformasyon modellerinden biri olarak kabul edilir.

***

Hukukta ise hırsızlık suçunun örtbas edilmesi; delillerin yok edilmesi, suçlunun saklanması veya suçun bildirilmemesi farklı şekillerde cezai yaptırımlara bağlanmıştır;

*Suç Delillerini Yok Etmek, Gizlemek veya Değiştirmek (TCK Madde 281): Hırsızlığa ait delilleri yok eden, gizleyen veya değiştiren kişi, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile yargılanır. Bu eylem bir kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır.

*Suçluyu Kayırmak (TCK Madde 283): Hırsızlık yapan kişiyi saklayan, kaçmasına yardım eden veya yakalanmasını engelleyen kimse, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası alır. [1]

*Suçu Bildirmemek (TCK Madde 278): İşlenmekte olan veya henüz neticelerinin sınırlandırılması mümkün olan bir hırsızlığı yetkili makamlara bildirmeyen kişi, 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

*Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi (TCK Madde 279): Görevi gereği bir hırsızlık suçunu öğrenip bildirimde bulunmayan veya geciktiren kamu görevlisine, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilir.

***

Şimdi diyeceksiniz ki, hırsız kim? Hırsız bir tane değil ki hangi birini söyleyelim? Üstelik öyle günler yaşıyoruz ki hırsıza hırsız demek cezalandırılıyor...

Aslında Leonard Cohen’in söylediği gibi “Herkes biliyor, geminin su aldığını. Herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini. Ve herkes biliyor, zarların hileli olduğunu...”

Türkiye’de borsa hileleri ile tarihin en büyük organize soygunlarından biri yapıldı ama suçlular, hâlâ halktan gizleniyor.

Bu büyük vurgunun Türkiye ekonomisini çökertmeye yönelik siyasi hedefleri olduğu da göz ardı edilmemelidir.

Batan geminin mallarını paylaşır gibi akbabalar gibi sırtlanlar gibi halkın parasına üşüştüler ama gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışan gazeteciler suçlanıyor hâlâ...

***

“Tarihin en büyük soygunlarından biri” diyoruz ama en büyük soygun enflasyondur. Çünkü enflasyon, halkın cebindeki paranın alım gücünü düşürmektir. Bir ülkedeki enflasyon oranı, hırsızlık oranı demektir. Türkiye’de enflasyon yoluyla halktan çalınan paranın trilyon dolarları aştığı bilinmektedir.

Kamu ihalelerinden alınan komisyonların toplamı da trilyon doları aşmıştır.

Yani hırsızlık esas, dürüstlük istisna haline gelmiştir.