'Soyulduk ey halkım, unutma bizi'

Bu başlığı Uğur Mumcu’dan ödünç aldım. Mumcu, “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” diye seslenmişti. Onun seslenişi başka bir acının, başka bir dönemin hafızasıydı. Ben elbette iki meseleyi birbirine eşitlemiyorum. Ama o cümlede bugün de ihtiyacımız olan bir kelime var: Unutma.

Çünkü bizim memleketin en büyük dertlerinden biri bu. Çok kızıyoruz, çok konuşuyoruz, çok şaşırıyoruz... Sonra yeni bir gündem geliyor ve unutuyoruz. İsimler değişiyor, dosyalar değişiyor, rakamlar büyüyor ama hafıza aynı hızla siliniyor. Ben de tam bu yüzden bugün “Soyulduk ey halkım, unutma bizi” diyorum.

AİLE BAKANI MİLYARLARLA ANILIYOR, EMEKLİ CANINA KIYIYOR

Hemen itiraz etmeyin; kimin suçlu olduğuna elbette yargı karar verecek. Ben mahkeme değilim, gazeteciyim. Benim işim hüküm vermek değil, soru sormak. Çünkü ortada öyle küçük rakamlar, öyle sıradan iddialar yok. Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve AK Partili Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi hakkında, milyonlarla başlayan bir yatırımın kısa sürede milyarlarca liraya ulaştığı iddiası var.

Ama iddia büyükse soru da büyük olacak. Üstelik sözünü ettiğimiz isim bu ülkenin eski Aile Bakanı. Bir tarafta milyarlarca liralık kazanç iddiaları konuşulurken, diğer tarafta Anayasa Mahkemesi önünde emekliler geçinemediklerini anlatıyor. Emekli polis Ali Şekeroğlu da o eylemde “Geçinemiyorum” dedi ve ardından hayatına son verdi... Göz göre göre, herkesin gözü önünde üstelik!

Şimdi bu iki fotoğrafı yan yana koyun. Bir tarafta eski Aile Bakanı hakkında milyarlık kazanç iddiası, diğer tarafta yıllarca devlete hizmet etmiş bir emekli polis ve tek cümlesi: “Geçinemiyorum.”
Şimdi bize büyüme rakamı anlatmayın. Önce bu fotoğrafı anlatın. Çünkü benim aklıma burada ekonomiden önce adalet geliyor.

FATMA BETÜL SAYAN KAYA İLK DEĞİL

Üstelik hafızamız biraz çalışıyorsa bu filmi ilk kez izlemediğimizi biliriz. Gelin sizi 2022’ye götüreyim. Zehra Taşkesenlioğlu... O da AK Partiliydi. Erzurum milletvekilliği yaptı. Ağabeyi Ali Fuat Taşkesenlioğlu ise SPK Başkanlığı yaptı.

Sonra Sedat Peker çıktı ve SPK çevresindeki bazı işlemlerle ilgili çok ağır rüşvet iddiaları ortaya attı. İş insanı Mine Tozlu Sineren de kamuoyuna çıkıp kendi yaşadıklarını anlattı. Taşkesenlioğlu tarafı suçlamaları reddetti. Altını özellikle çiziyorum: İddia, mahkeme hükmü değil. Ama içinde siyaset vardı, SPK vardı, milyonlar vardı.

Daha sonra Ünsal Ban’ın yargılandığı davada Zehra Taşkesenlioğlu tanık olarak dinlendi. Ban’ın avukatı Ersan Şen, boşanma dilekçesinde Ban’a verdiğini söylediği 2,5 milyon doların nasıl kazanıldığını ve nasıl verildiğini sordu. Taşkesenlioğlu, bu paranın Ban’a verilip verilmediği konusunda “Susma hakkımı kullanıyorum” dedi.

Ben gazeteciyim. 2,5 milyon dolar konuşuluyorsa sorarım. Bugün milyarlar konuşuluyorsa yine sorarım. Çünkü siyasetçinin serveti, hele kamuoyunda böylesine büyük rakamlarla tartışılıyorsa, kamusal merak konusudur.

DÖRT YIL SONRA AYNI YERE Mİ GELDİK?

2022’de SPK’yı konuştuk. 2023’te 2,5 milyon doların kaynağını sorduk. 2026’da yeniden fonları, SPK’yı, siyasi isimleri ve olağan dışı kazanç iddialarını konuşuyoruz.

Üstelik Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek daha 2025’te sermaye piyasalarında manipülasyonla mücadeleden söz etmişti.

O halde bütün bu yazının düğümlendiği soru aslında tek:

Madem sorun biliniyordu, neden zamanında önlenmedi?

Bu hikayede SPK var, Borsa İstanbul var, Takasbank var, MKK var, portföy şirketleri var, bağımsız denetçiler var. Yani göz çok.

Peki gören kim?

Bu kadar kurumun bulunduğu bir sistemde böylesine büyük bir kriz nasıl büyüdü? Denetçinin görevi yangın bittikten sonra gelip kül saymak değildir. Yangını büyümeden görmektir.

Bir de geçmişten gelen başka bir hafıza var. Zehra Taşkesenlioğlu dosyasında yayın yasağı ve erişim engeli kararları da gündeme gelmişti. Bugün yeni bir fon dosyasının ortasındayken şunu da sormak gerekiyor: Bu dosyada da bir noktadan sonra kamuoyunun önüne yayın yasağı mı çıkacak?

“Soruşturmanın selameti” denilerek habercilik alanı daraltılacak mı, yoksa kamuoyunun bilme hakkı korunacak mı? Faturayı yine soru soran, dosyanın peşine düşen muhalif medya mı ödeyecek?

Soruşturmanın gizliliği başka şeydir, kamu yararına olan soruların susturulması başka şey. Gazeteci iddiayı iddia diye yazar, cevabı cevabıyla verir, yargı kararını bekler. Ama soru sormaktan vazgeçmez.

Çünkü bazen dosyalar sadece unutturularak değil, konuşturulmayarak da kaybolur.

SOYULDUK EY HALKIM, UNUTMA BİZİ

Şimdi küçük yatırımcının zararının nasıl giderileceği konuşuluyor. Giderilsin, son kuruşuna kadar giderilsin. Ama mesele orada kapanmasın. Çünkü mesele yalnızca para değil; mesele denetim, siyaset, zamanlama ve hafıza.

Bir tarafta eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki milyarlık kazanç iddiaları, diğer tarafta AYM önünde “Geçinemiyorum” diyen emekli polis Ali Şekeroğlu... Geçmişte Zehra Taşkesenlioğlu ve 2,5 milyon dolarlık soru, bugün yeniden SPK ve fonlar...

İsimler değişiyor, rakamlar değişiyor, dosyalar değişiyor.

Ama asıl soru değişmiyor:

Madem biliyordunuz, neden zamanında önlemediniz?

Soyulduk ey halkım, unutma bizi.

Geçinemeyeni unutma. Parasını kaybedeni unutma. Dünkü milyon dolarlık soruları, bugünkü milyarlık iddiaları unutma.

Çünkü bu ülkede bazı dosyaların, olayların üstünün örtülmesine en büyük güvence unutmamız.

Bu kez unutmayalım.