İzmir’e “İşte beklenen değişim bu!” diye ambalajlanıp sunulan Cemil Tugay, şimdilerde Beştepe koridorlarında bambaşka bir siyasi rüzgar estiriyor. CHP'de değişim şarkıları söyleyerek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan Tugay, partisinden koptu, şimdilerde AK Parti'ye geçeceği konuşuluyor.
İyi de, bu siyasi filmin başrolünde sadece Tugay mı var? Onu İzmir'in başına "değişim elçisi" olarak sunan Özgür Özel'in hiç mi günahı yok? 7 Ekim'de o rozet takılır mı bilmem ama bu hikayenin faturası, o rozet töreni ihtimalinden çok daha önce kesildi bile.
DEĞİŞİME OMUZ, BÜYÜKŞEHİRE ADAYLIK
2023 hezimetinden sonra CHP'de ortalık toz dumanken, Tugay safını çok net seçti: "Sadece isimler değil, zihniyet değişmeli" diyerek kurultayda Özgür Özel'e omuz verdi. Karşılığı gecikmedi elbette. Karşıyaka'dan alınıp, Tunç Soyer'in yerine İzmir Büyükşehir'e aday yapıldı. Siyasette vefanın vücut bulmuş hali!
Özgür Özel bu tercihi "anketler" diye açıklayadursun; kurultaydaki destekle adaylık arasındaki o sıcacık bağı görmemek için kör olmak lazım. Üstelik Özel, “Değişim nerede diyenler İzmir’e baksın” diyerek hepimizin gözünü İzmir'e çevirmemiş miydi? İzmirli de sandığa gidip 1 milyonu aşkın oyla bu "değişim" vaadine kredisini verdi. Sonuç? Koskoca bir hayal kırıklığı.
İŞÇİ KRİZLERİ VE MEŞHUR ÇÖP TOPLAMA ŞOVU
Gel gör ki kenti yönetmek, adaylık yarışını kazanmaya benzemiyordu. Tugay'ın "değişim" vizyonu, kendi işçisine tosladı. Mayıs 2025... 23 bin işçi grevde. Ulaşım felç, İzmir sokaklarında çöp dağları. İşçi haklı olarak "eşit işe eşit ücret" diyor, Tugay "Bütçe yok" diyordu. Başkanın yapması gereken, bütçe hesabı ile işçinin geçim derdini aynı masada uzlaştırmaktı.
Ama ne oldu? Başkanımız eline eldiveni takıp çöp toplamaya çıktı! Sendika buna haliyle "Grev kırıcılığı" dedi. O şov, hizmet aşkını anlatmaktan çok, yönetimin işçinin hak arayışına çektiği restin fotoğrafıydı. Grev yedi gün sonra bitti ama kalpler kırıldı bir kere.
KAPI ÖNÜNE KONAN İŞÇİLER VE BİTMEYEN KRİZ
Durun, bitmedi. Çok geçmeden başka bir kriz patladı. Tugay, "önceki dönemin sözleşmesi ağır geldi" diyerek binin üzerinde işçiyi kapının önüne koymak için düğmeye bastı. Belediyenin bilançosundaki sıradan bir "gider kalemi", işçinin evindeki kira, mutfak ve çocuk masrafıydı oysa.
Eylemler, protestolar derken temmuzda bir orta yol bulundu; işçiler geri alındı. Ama maaş krizleri, mesai alacakları derken İzmir'in yeni yüzü, kenti yönetmekten çok kendi çalışanıyla kavga eden bir figüre dönüştü.
CHP'DEN KOPTU: HANİ İDEOLOJİK ÇİZGİ DEĞİŞMEMİŞTİ?
Derken takvimler 18 Haziran 2026'yı gösterdi. Beklenen oldu, Tugay CHP'den istifa etti. Partideki ihraçlara, görevden almalara kızmış, yoluna bağımsız devam edecekmiş. O günün en iddialı cümlesi neydi biliyor musunuz? "İdeolojik görüşüm değişmedi."
Hatta AK Parti iddialarına gülüp geçiyor, Özgür Özel'in kuracağı yeni partiyi işaret edip "Yeni parti kurulacak ve ben orada olacağım" diyordu. Parti kuruldu, Tugay ortada yok. Bağımsızlık serüveni şimdi AK Parti kulislerine evrilmiş durumda. Peki, başka bir partinin oylarıyla o koltuğa oturan bir ismin, seçmene verdiği sözlerin hiç mi hükmü yok?
SOSYAL MEDYADAKİ O MEŞHUR İTİRAF GİBİ YANIT
Şimdi bütün gözler 30 Eylül'deki o Beştepe ziyaretinin ardından 7 Ekim'e çevrilmiş durumda. İşin en çarpıcı tarafı ise Tugay'ın artık bu iddiaları yalanlama gereği bile duymaması.
Sosyal medyada patlayan son diyalog aslında her şeyin özeti gibi. Bir takipçisi açık açık soruyor: "AK Parti’ye geçtiğinizde emekçi kardeşlerimizi işten çıkaracak mısınız?"
Tugay’ın verdiği son yanıt evlere şenlik: "Çalışan işinde gücünde olan hiç kimseye bir şey yapmadık. Bundan sonra da işini yapan hiçbir kimseye hiçbir şey olmaz."
Dikkat ettiniz mi? Sorudaki "AK Parti'ye geçtiğinizde" kısmına zerre itiraz, en ufak bir yalanlama yok! Sanki bu geçiş çoktan kabullenilmiş, sadece "işçi çıkarmama" pazarlığı yapılıyor gibi. Üstelik kapı önüne konan bin küsur işçiyi, kenti saran grevleri unutmuşçasına "kimseye bir şey yapmadık" diyebilmesi de siyasi hafıza kaybının ayrı bir boyutu. Hani ideolojik çizgin değişmemişti Sayın Başkan?
ÖZEL İÇİN KONU GERÇEKTEN "LÜZUMSUZ" MU?
Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Özgür Özel... Adaylık tercihinden zerre pişmanlık duymuyor, hâlâ "Anketler öyle diyordu" diyor. Tugay'ın Beştepe ziyareti ve transfer iddiaları sorulduğunda ise meseleyi “Lüzumsuz bir alana, lüzumsuz önem atfetmek” diyerek geçiştiriyor.
İyi de Sayın Özel; seçmene "Değişimi görmek istiyorsanız İzmir'e bakın" diyerek büyük laflar ederken iyiydi de, bugün İzmir'de ortaya çıkan bu tablo mu "lüzumsuz" oldu? O rozet 7 Ekim'de takılsa da takılmasa da, "değişim" diye öne atılan bu fiyaskonun siyasi hesabı orta yerde duruyor.
Velhasıl kelam; Cemil şahane, geçiş bahane... ve fakat eklemeden geçmek olmazdı; o rozet 7 Ekim değil de 29 Ekim'de takılırsa vay ki vay İzmirlinin haline... Ben bile oturur ağlarım sanki... 'VAY BENİM EMEKLERİM' türküsü eşliğinde...