Bu köşede spor penceresinden kişisel yorumlarımı, güncel yarış ve müsabakalar üstünden sizlere aktarmaya çalışıyorum. Ancak kısa vaktinizi alıp paylaşmak istediğim taze bir konu yaşadım. Ülkem adına son derece rahatsız olduğum bir durum oldu.
Bir turist misafir ettik. Geçtiğimiz Cuma günü mini bir Sultanahmet gezisi yaptık. Kahvaltı ile başlarken menüdeki fiyatları gördüğünde ilk şoku yaşadı. Oradan Ayasofya’ya geçtik ki tadilat bariz görülmesine rağmen biletleme devam ettiği için mutlaka görmek istedi. Yerli/yabancı fark etmeksizin kişi başı 25 € kesilen bilet bedeli karşılığı her yerin kapalı olduğu, müze kısmının da camii kısmının da çok ufak bir bölümünü görebildi. Bunu asla anlayamadım. Tadilat nedeniyle kapalı yapılabilirdi. Limitli gösterip yüksek bedel almanın anlamı yok, turistlere “bir daha asla” dedirtecek bir uygulama adeta.
Yerebatan Sarnıcı’nda ise kamuoyundan takip ettiğimiz gibi itilaf devam ederken girişlerde alışılmış sıra yoktu. Doğrusunu isterseniz tüm Sultanahmet meydanı ve alanları oldukça sakin denebilecek seviyedeydi. Alışveriş yaptığı sırada dışarda beklerken bir duruma da şahit oldum; takım elbiseli polis şefi, broşür dağıtan bir bey efendiye yaklaşıp “Bak kardeşim kendine de bana da büyük sorun çıkarıyorsun. Zaten iş yok insanlar burnundan soluyor. Bir de dükkan önlerinde, büfe çevrelerinde turistlere ısrarla yapışıyorsun. Almak zorunda kalacağım seni. Uzaklaş bu çevreden” dedi.
Son olarak vitrin bakarken buyur etti bir esnaf(!) arkadaş. Selamımızı verirken memleketler soruldu. Hemen özel bir çay diye ikramda bulundu, klimasını açtı ve ürünlerini sergiledi. 4 dakika içinde aynı üründe 3 defa fiyat yükseltti! Vazgeçip çıkmamız gerektiğini söyledim. Ancak misafirimiz kendi ülkesi ile kıyası yapıp tekrar bulamayacağını ve fiyatı yükseltse de almak istediğini belirtti. Alıp çıktık.
Bir pasaj önünde şahit olduğum konuşma üstüne esnaf için, milletim için, ülkem için iyi dilekler diler, dualar ederken bu yaşadığım olay sinirlerimi tam anlamıyla bozduğu gibi birçok şeyi sorgulamama yol açtı. Bizler de imkan buldukça yurtdışı gezileri yapıyoruz. Yarış ve müsabakaları olabildiğince yerinde takip etmeye çalışıyorum. Dünyanın hiçbir yerinde turist “kazıklamaya” çalışan bir örnek görmedim.
Bize asla yakışmayan, kültürümüzün asla ama asla bir parçası olamayacak bu vahim durumun bir an önce çözülmesi elzemdir. Burada ekonomiden bahsetmeyeceğim. Turizm kaleminin Türkiye için önemini hemen herkes biliyor.
Turistleri kaçırmak, kendimize yaptığımız çok büyük bir kötülüktür!
Dünya Kupası 2026
Daha önce lig değerlendirmelerimde de bahsettiğim gibi sabırsızlıkla beklediğim, Milli takımımıza kavuşmanın sevinci vardı Pazar sabahının erken saatlerinde her hücremde. Milli formamı giyip, adeta 32 diş geçtim ekran başına. Birkaç kanal birden açtım ayrıca bilgisayarımdan. TRT’nin anlamadığımız yayın politikaları gereği Dünya Kupasının birçok güzelliğini göremiyoruz ekranlarda. Futbola oldukça yabancı Amerika ev sahipliğindeki 2026 Dünya Kupası, Super Bowl misali aralarda harika sahne şovları oluyor. Ama Türkiye’de reklamları izliyoruz…

Her ne kadar kalp kırıcı bir mağlubiyet olsa da "Ay Yıldızı" Dünya Kupası sahnesinde görmek büyük mutluluk. Maçın başlarında Türkiye'nin baskılı oyununa rağmen Avustralya'nın ilk yarıda bulduğu kontra atak golü, Montella’nın oyun planını bozdu. İkinci yarıda farkı azaltmak için risk alan Türkiye'nin savunmada verdiği boşlukları değerlendiren Avustralya'nın ikinci golü, maçın fişini çeken ve oyun disiplinini tamamen kıran an oldu. Türkiye, oyunun büyük bölümünde topa daha fazla sahip olduğu gözlemlense de bu üstünlüğü skora yansıtamadı. Avustralya kaptanının “rakibimizin Dünya Kupası tecrübesi yok biz daha tecrübeliyiz” demesinin bir sataşma değil tespit olduğunu gördük.

Sırasıyla 1.98, 1.93, 1.90 boylarında üçlü defans arasında 84. Dakikaya kadar 1.73 boyuyla asıl pozisyonu santrafor olmayan Kerem Aktürkoğlu izlemeyi asla anlayamadım. Fark yaratacak Orkun çıkarken, Hakan’dan daha iyi 6 numara performansı gösteren İsmail çıkarken üstelik. Son 5 dakikaya kadar 9 numarasız oynamaya mahkûmuz. Neden? Maç sonu açıklamalarda bunun izahını çok bekledim ama teknik direktörümüz Montella çok başka bir frekansta. Genel olarak beni büyük üzüntüye ve kalp kırıklığına uğrattı. Ümidim kalmadı diyebilirim turnuvada bizim adımıza.

Topa %70 sahip olmak, oyunu domine ettik demek değil. Avustralya ne yapmak istediyse fazlasıyla başardı ve net skoru almayı bildi. Ruhuyla oynadılar diye kendimizi kandırıyoruz. Burası devler ligi! Aklıyla oynayan kazanır! Rakibimiz gibi.
F1 İspanya GP

1968'den bu yana ilk kez podyumu 3 İngiliz sürücü paylaştı.
Lewis Hamilton, 1:32:28.105s ile Ferrari'deki ilk zaferine Barcelona'da ulaştı. Fia incelemesi ile kutlama öncesi panik atak geçirseler de şampiyonun liderliği tescillendi. Hamilton'ın 2024 Belçika sonrası ilk galibiyeti olurken, aynı şekilde Ferrari'nin de 2024 Meksika sonrası ilk zaferi oldu 2026 İspanya GP. Lando Norris'in de dediği gibi; büyük etken olan elektrik motoru tamamen devre dışı bırakıp V8 motorlara dönüldüğünde Ferrari neredeyse rakipsiz olarak eski şaşalı günlerine dönecek! Sıralama turlarında gördük ki; Hamilton hemen hemen her virajda pilotaj farkıyla önde olsa da, Russell motor/batarya gücüyle tekrar tekrar öne geçmişti.
George Russell +19.561s ile podyum ikinciliği almayı bildi. Mercedes, Ferrari’nin viraj avantajlarına cevap veremese de motor/batarya teknolojisinde nerdeyse lider olarak, yarışı hemen ensesinde veya önünde bitirmeyi biliyor.
Lando Norris +23.719s ile McLaren gücünü gösterip podyumu doldurdu.

Yarış genelinde harika ataklar izledik. Bir o kadar da arızalar. Formula-E varken F2, F3, F4 yarışları ortayken bu elektrik sevdasını anlayamıyorum. Birçok arızanın temelinde bu hibrit yapı var. F1'in kusursuzluğuna gölge düşüyor bu saçmalık. Birkaç DNF örneği;
Liam Lawson'a yakın seyirdeyken fırlayan bir çakıl taşı, Nico Hülkenberg'in aracındaki ERS sistemini devre dışı bırakmaya yarayan acil durum anahtarına isabet etti. Audi sürücüsü puana giderken bir taş yüzünden yarış dışı kaldı.
Altın çocuk Antonelli elektrik arızası yaşadı ve yarış dışı kaldı.
Charles Leclerc de arıza nedeniyle yarış dışı kaldı.
Valtteri Bottas, mekanik arıza nedeniyle yarıştan çekildi.
Lance Stroll, vites kutusu arızası sebebiyle yarıştan çekildi.
Fernando Alonso aracındaki arıza nedeniyle yolda kaldı ve yarıştan çekildi.

Ah bu kurallar... V8 motorlara dönüşü iple çekiyoruz. Teknoloji değil, pilot kabiliyetleri izlemek istiyoruz!