Türkiye ekonomisi adına bugün yaşananlar, artık sadece bir “ekonomi yönetimi tercihi” değil, doğrudan doğruya bir rejim tartışmasına dönüşmüş durumda. Çünkü bir ülkede tavuk üreticilerinin yöneticileri gözaltına alınıyor, şirketlere denetim kayyumu atanıyorsa, orada artık ekonominin kuralları değil korku mekanizması çalışıyor demektir.
Daha acı olan ise bunun sadece Türkiye’de konuşulmaması… Dünyanın ekonomi çevreleri de yaşananları dikkatle izliyor. Çünkü bu olay sıradan bir denetim değil. Serbest piyasa ekonomisinin temel mantığına doğrudan müdahale olarak görülüyor.
Bir yandan yabancı sermaye gelsin diye dünyaya çağrı yapıyorsunuz…
“20 yıl vergi vermeyeceksiniz” diyorsunuz…
Özel teşvikler açıklıyorsunuz…
Yatırımcılara hukuk ve güvence vaat ediyorsunuz…
Ama diğer yandan fiyat artışlarını engelleyemeyince şirket yöneticilerini gözaltına alıyor, şirketlerin başına kayyum atıyorsunuz.
İşte dünyanın anlamadığı nokta tam da burası.
Çünkü yatırımcı vergi oranına değil, hukukun öngörülebilirliğine bakar.
Bir yatırımcı için en büyük risk vergi değildir. Belirsizliktir.
Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki büyük bir yatırımcı bu haberi gördüğünde şunu düşünür:
“Ben bu ülkeye yatırım yaparsam yarın sabah polis benim de kapıma gelir mi?”
İşte asıl yıkım burada başlıyor.
Çünkü sermaye korkuyu sevmez.
Sermaye öngörülebilirlik ister.
Sermaye, fiyat mekanizmasına devlet baskısıyla müdahale edilen ülkelerden uzak durur.
Ekonominin temel kuralları vardır. Eğer enflasyon yükseliyorsa bunun nedeni üretim maliyetleri, para politikası, kur politikası, arz-talep dengesi ve ekonomik yönetimdir. Siz enflasyonu yanlış ekonomi politikalarıyla büyütüp sonra polisiye yöntemlerle fiyatları baskılamaya çalışırsanız bunun adı ekonomi yönetimi olmaz.
Bu olsa olsa çaresizlik olur.
Ve bugün yaşanan tam olarak budur.
Türkiye’de uzun süredir ekonomi biliminin yerini idari baskı almaya başladı. Faizle mücadele edilmedi, faiz ilan edildi. Enflasyonla mücadele edilmedi, fiyatlarla mücadele edildi. Şimdi de şirket yöneticileri hedefe konuluyor.
Oysa fiyat artışı bir sonuçtur.
Sebep değildir.
Eğer yem maliyeti artıyorsa…
Enerji pahalıysa…
Finansmana erişim maliyeti patlamışsa…
Kur baskısı üreticiyi boğuyorsa…
Bir şirket fiyat artırır.
Bu dünyanın her yerinde böyledir.
Şirket yöneticilerini gözaltına almak ise ekonomiyi düzeltmez. Tam tersine piyasaya korku salar. Üreticiyi susturur. Yatırımcıyı kaçırır. Sermayeyi ürkütür.
Daha kötüsü, Türkiye’nin dışarıdaki algısını ağır biçimde bozar.
Çünkü artık mesele tavuk değil.
Mesele hukuk güvenliği.
Mesele mülkiyet hakkı.
Mesele devletin piyasaya bakışı.
Bugün tavuk şirketine yapılanın yarın başka bir sektöre yapılmayacağının garantisini kim verebilir?
İşte yatırımcı tam da buna bakar.
Bu yüzden yaşananlar sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir kırılmadır.
Ve artık bunu akıl ve mantık çerçevesinde savunabilmek giderek imkânsız hale geliyor.
Ekonomi kötü yönetildiğinde bunun bedelini piyasaya polis göndererek çözemezsiniz.
Çünkü ekonomi korkuyla değil güvenle çalışır.