Görünen o ki kayyum Kemal ve yandaşları Özgür Özel ve arkadaşlarının ayrılık hamlesinden epey tedirgin oldu, bunlar Cumhuriyet Halk Partisi’ne sadakat vurgusunu ön plana çıkararak kimse Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılmamalı falan diye laf geveliyorlar...

Bu taifeden kayyum Kemal’in fedaisi Barış Yarkadaş kalkmış "Özgür Özel seçildiğinde biz partiden mi gittik?” Gibi akla zarar bir laf etmiş...

Anlaşılan Barış Yarkadaş seçim ile gelmiş meşru Genel Başkan Özgür Özel ile saray tarafından atanmış, iktidar tarafından 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisini Türkiye’nin birinci partisi yapan ekibi tasfiye etmekle talimatlandırılmış kayyum Kemal’i aynı kefeye koymaya hiç mi hiç utanmıyor...

Neyse kayyum Kemal taifesinin ne dediği pek de önemli değil önemli olan yeni bir parti kurmanın gerekli olup olmadığı...

TV100’de canlı yayınlanan programda soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu Özgür Özel’in yeni parti kuracağı ihtimaline dair “Hiç kimsenin partiden ayrılma lüksü yoktur, kim partiden ayrılıyorsa Erdoğan'a hizmet eder” dedi ve“Ayrı parti kuracağız, niçin?” diye sordu...

Doğrusunu söylemem gerekirse böyle bir sorunun sorulması bile çok büyük bir utanmazlıktır...

Hem kayyum Kemal’in ve hem de kamuoyunun büyük bir çoğunluğunun merak ettiği bu sorunun yanıtını ben vereyim: Yeni bir parti kurulması mutlak bir gerekliliktir.

Neden? Diye sorarsanız gerekçem açık:
Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi AKP’nin yargı kollarının desteği ile iktidarın işbirlikçisi kayyum Kemal tarafından sonu gelmez bir yargı girdabına sürüklenmiş bulunmaktadır.

Kayyum Kemal’in derdi kazanmak değil, 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisini Türkiye’nin birinci partisi yapan ekibe kaybettirmek ve mümkün olursa Erdoğan’ın en güçlü rakibi olan Ekrem İmamoğlu’nu betona gömmektir.

Bu yargı girdabından hızlı ve kolay bir çıkış yoktur, çünkü yargıda ipler tamamen iktidarın elindedir! İktidar bu kumpas davaları canı istediği, gerekli gördüğü kadar uzatabilir ve bu süre zarfında da Cumhuriyet Halk Partisini davalar ve karşı davalar ile kilitler.

Şunun şurasında seçimlere hepsi topu bir buçuk iki yıl kalmış bulunmaktadır, iktidarın hangi anda hangi kritik müdahaleyi yapacağı ve yasal görünümlü operasyonlar ile hangi kaosları yaratacağı ise belirsizdir.

Hangi operasyonları yapacağı belirsizdir ama operasyonlara devam edeceği, Cumhuriyet Halk Partisini etkili muhalefet yapamaz, güçlü ve kazanabilecek aday çıkaramaz hale getirmek için elinden gelen her şeyi yapacağı ise kesindir.

Bu noktada Kılıçdaroğlu faktörü önemlidir Kılıçdaroğlu iktidar ile işbirliği yaptığı müddetçe bu kısır döngü kolay kolay kırılamaz.

Bu noktada sanki hukuk varmış gibi kalıp parti içi mücadele ile bu sürecin durdurulabileceğini iddia etmek ise tamamen abesle iştigal bir iştir.

İktidarın bu operasyonu özene bezene tasarladığı aşikârdır lakin bu operasyonun zayıf halkası aynı zamanda operasyonun en önemli unsuru olan Kılıçdaroğlu’dur.

Bu operasyona girişirken muktedirler bu hamleleri sonucunda Özgür Özel ve arkadaşlarının ayrılıp yeni bir parti kurma olasılığını hesap etmediler mi?

Elbette ettiler, hatta bu hesabın en hassas kısmıydı ama çuvalladıkları evdeki hesabın çarşıya uymadığı nokta da tam burası oldu.

Anladığım kadarı ile bu operasyonu tezgâha koyan muktedirler bu sayede Cumhuriyet Halk Partisini % 50 - % 50 ya da buna çok yakın oranlarda bölebileceklerini ve bu şekilde AKP’nin önümüzdeki seçimleri de kazanmasını garantileyeceklerini hesap ettiler.

Fakat Kılıçdaroğlu pek cılk çıktı, Cumhuriyet Halk Partisini arzulanan şekilde bölmeyi, örgütü ve seçmeni peşinden sürüklemeyi başaramadı.

Sonuçta iktidarın güvendiği dağlara kar yağdı ve Özgür Özel’in kuracağı yeni parti daha kurulur kurulmaz Türkiye’nin birinci partisi olmaya aday görünüyor...

Sonuç olarak ben Cumhuriyet Halk Partisinin içine sürüklendiği hukuk girdabından kısa vadede kurtulamayacağını öngörüyorum.

Türkiye’de otokrasiye karşı demokrasiyi, hukuksuzluğa karşı hukuku, tek parti iktidarına karşı çok partili yaşamı savunan Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu Mansur Yavaş ve yoldaşlarının mücadelelerini müesses nizama karşı duran yeni bir partide sürdürmelerinin çok daha doğru ve gerçekçi olacağını düşünüyorum.

Unutmayın: Mevzu bahis olan Türk Milletinin ali menfaatleri ve Türk Demokrasisi ile CHP sadece bir teferruattır.