NATO zirvesi Allah’a çok şükür sonunda gelip geçti ve Ankara halkı maruz bırakıldıkları OHAL koşullarından da kurtulmuş oldu!..
Geride ne kaldı derseniz, “yerli” basına göre bolca Amerikan Başkanı Donald Trump’ın övgü dolu sözleri, yemek menüsü, liderlere verilen silah hediyesi, Fransiz Cumhurbaşkanı Macron’un sabah koşusu ve iktidar tarafından alkolün ikram edilmediğine dair iddiası ve tabii ki; bir de Ankara halkına kalan beton saksılar.
Yabancı basına göre de Trump’ın iddialı sözlerine rağmen Türkiye’nin F-35’leri alamayacağını ve nasıl kendisi Suriye’nin terörist Cumhurbaşkanını göreve getirdiğini ve Golan Tepelerini de İsrail’e verdiğine dair itiraf etmesi oldu.
Bir de tabii ki yine Trump’a göre Japonya’nın yeni adı “İslamic Republic of Japan” olmasıdır.
Peki, zirveye 32 devlet başkanın katılması AKP’nin istediği “MEŞRUİYETİ” kazandırdı mı?
Meşruiyeti kendi halkınızdan değil de emperyalistlerden ararsanız bu iş biraz zor.
Zira Emperyalistler doyumsuzdur, acımasızdır ve sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiğiniz takrirde sizinle olur.
Zirve sonrası açıklanan bilgilere göre üye ülkeler arasında 50 Milyar dolar yeni savunma anlaşmaları yapıldığını ve bunun da aslan payını başta Amerika, İsveç ve Almanya’nın aldığını da yabancı basında çıkan haberlerden de öğrenmiş olduk.
İngiltere, Amerika’dan PrSM Hassas vuruş füzesini almak için 254 milyon dolara anlaşma yaparken ne yazık ki Türkiye’nin bu zirve için harcadığı 250 milyon Dolar kadar sipariş aldığına dair somut bilgi yazılmadı.
Türkiye’ye gelince F-35’lerin teslimatı bir başka Amerikan Başkanın liderlik dönemine kaldığı ve CAATSA yaptırımların da kaldırılmayacağı kesinleşen konular arasındaydı.
Bir başka konu ise Avrupa Birliği Başkanı Ursula von der Leyen’ın Rumlardan değil, bizden Kıbrıs konusunda çözüm talep etmesi ve Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis’in zirvede çok açık olarak Türkiye’nin Yunanistan’a tehdit olması ve bu nedenle F-35’leri Türkiye’nin almasına karşı olmasıydı.
Dolayısıyla soğuk savaş döneminden sonra yaklaşık her yıl farklı ülkelerde yapılan bu NATO zirvesi tam olarak nasıl bir “meşruiyet” sağladı AKP’ye anlamak oldukça zor. Zira AKP medyası dünya liderlerinden ziyade, Trump’ın ilgisine tamamen odaklanmış durumda.
Ancak, AKP’nin emperyalistlerden beklediği “meşruiyet” tüm NATO müttefikleri arasında ortak görüş veya politikalar benimsendiği takdirde beklenebilir, oysa 32 üye ülke arasında İsrail, İran, Ukrayna ve Rusya’ya karşı olan politikalarda derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
Küresel politikada olduğu kadar Amerikan Başkanı Trumpa’a karşı olan düşüncelerinde de tek görüş veya daha da önemlisi güven duyulmuyor.
Bunun böyle olduğunu bizzat emekli Amerikan Amirali ve eski Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı James Stavridis Bloomberg’e yazdığı yazısında tüm NATO müttefikleri, Başkan Trump’ın istikrarsız ve tutarsız davranışlarından dolayı kalan yaklaşık iki yıllık görev süresine bağlı büyük ve yeni girişimler başlatmaktan büyük titizlikle kaçınmalıdır yazısından anlıyoruz.
Dolayısıyla Trump’ın sağladığı içi boş ilgi, AKP’yi Amerika’da Kasım ayında gerçekleşecek olan ara seçimlere kadar götürebilir.
Zira Trump’ın kendi seçmenlerinde yaşadığı çok sert destek kaybı Amerika için dönüm noktası olabilir çünkü eğer beklenen sonuçları elde edemez ve kongrede çoğunluğu yitirirse o zaman yargılanabilir veya görevden bile alınabilir.
O yüzden AKP “meşruiyeti” arayışını emperyalistlerden değil, bağımsız Türk yargısından, tarafsız YSK’dan, etkisizleştirilmeyen Türkiye Büyük Meclis’de ve Yüce Türk Milletinde aramalıdır.