İnsanlar, 15 Temmuz ile ilgili gerçekleri bildiği halde neden söylemiyor? Gazanfer Eryüksel, George Orwell’in bir sözünü hatırlatıyor:
“Korku, nefret, kıskançlık ve güce tapma söz konusu olur olmaz gerçeklik duygusu yok olur. Doğru-yanlış ayrımı da ortadan kalkar. Yapan ‘bizim’ taraf olduğu takdirde mazur görülemeyecek hiçbir suç kalmaz.”
Yine de Orwell, “Sahtekârlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.” demiştir. Ona göre otoriter rejimlerin ve bilgi kirliliğinin hüküm sürdüğü dönemlerde dürüstlük ve şeffaflık bir direniş aracına dönüşebilir.
İktidarların veya sistemlerin kitleleri manipüle etmek için gerçekleri tersyüz etmeye çalıştığı zamanlarda, doğruları korkusuzca dile getirmek sistemi temelden sarsan ve değiştiren radikal bir eylemdir.
İşte bu yüzden, gerçekleri söyleyenler tutuklanıyor; ta ki kimse gerçekleri söylemeye cesaret edemesin.
***
Orwell, bunun da asıl sebebini söylüyor: “Toplumdaki hiyerarşinin sürmesi, yoksulluk ve cehalet temeli üzerinde sağlanabilir. Savaş başlatma çabası her zaman için, asıl olarak, toplumu açlığın eşiğinde tutmak için planlanır.
Savaş, egemen grup tarafından kendi vatandaşlarına karşı yürütülür ve bu savaşın amacı zafer kazanmak değil, aksine toplumun mevcut hiyerarşik yapısını sağlam tutmaktır.”
Mesela, sadece ev kirasının 40 bin lira olduğu bir zamanda emekliye 23 bin 500 lira vermek, toplumun bir kesimini, açlık eşiğinde değil, açlık sınırının altında tutmak demektir. Bu, bilinçli bir tercihtir. Yoksa, Türkiye’nin emekliye 60 bin lira maaş verebilecek kadar gücü vardır.
TÜRK-İŞ tarafından yapılan en güncel araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 35.759 TL'dir.
Aynı verilere göre, gıda harcamasıyla birlikte barınma, giyim, ulaşım ve sağlık gibi zorunlu harcamaların toplamını kapsayan yoksulluk sınırı ise 116.478 TL olarak hesaplanmıştır. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 46.248 TL seviyesindedir.
Durum böyleyken, asgari ücreti 28 bin lirada tutmak, Orwell’in dediği gibi vatandaşa karşı savaş açmaktır.
***
Gemini’ye göre yoksulluk ve cehalet, birbirini besleyen ve nesilden nesile aktarılarak toplumsal ilerlemeyi engelleyen iki temel kısır döngüdür. Ekonomik yoksunluk eğitime erişimi zorlaştırırken, eğitimsizlik de bireylerin gelir artırıcı fırsatlardan mahrum kalmasına neden olarak yoksulluğu derinleştirir.
Yoksulluk: Temel ihtiyaçların (barınma, beslenme, sağlık ve eğitim) karşılanamaması durumudur. Sadece ekonomik bir eksiklik değil, aynı zamanda bireylerin toplumsal kaynaklara ve fırsatlara ulaşamamasıdır.
Cehalet: Bilgi eksikliğinin ötesinde, eleştirel düşüncenin, okuryazarlığın ve olayları analiz etme yeteneğinin zayıflığıdır. Manipülasyona ve önyargılara zemin hazırlayarak bireylerin ve toplumların potansiyellerini kısıtlar.
Bu iki olgu, birbirinin sebebi ve sonucu olarak hareket eder. Örneğin, düşük gelirli aileler çocuklarını nitelikli eğitime yönlendirmekte zorlanırken, eğitim düzeyi düşük bireyler genellikle daha düşük ücretli işlerde çalışmak durumunda kalır. Bu kısır döngüyü kırmak için eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve toplumsal bilincin yükseltilmesi gerekir.
***
Son dönemde, parasız devlet okulları, sistemli olarak geri bırakılmış, buna karşılık paralı okulların önü açılmıştır. Bir asgari ücretli, yıllık kazancının iki katını verse, bir öğrencinin özel okul parasını ödeyemez.
Bu durum, eğitimde de sosyal hayatta da fırsat eşitliğini ortadan kaldırmak, Orwell’in dediği gibi vatandaşa savaş açmaktır.