Yalova'da 3 polisin hayatını kaybettiği IŞİD operasyonuna ilişkin fezlekede, çatışmadan sonra evde bulunan silahlar, patlayıcı düzenekleri, örgütün Yalova’daki hücreleri ve Afganistan-Pakistan kolu ISKP ile bağlantıları anlatıldı. Polislerin yeteri kadar bilgilendirilip bilgilendirilmediği sorusu yanıt bulmadı. Operasyondaki ihmal iddiaları bir kez daha gün yüzüne çıktı.
ÖZEL KUVVETLER ÇATIŞMADAN SONRA GELDİ
29 Aralık gece 2 sualrında Yalova’nın İsmet Paşa Mahallesi’ndeki Seher Sokak’a gelen polis ekibi, bahçe duvarını aşarak iki katlı evin kapısına ulaştı. Aranan kişi Mehmet Cami Sordabak’tı. Polis kapıyı çaldı. Açan olmadı. Çilingir ve takviye istendi. Beş-on dakika içinde Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler sokağa geldi. İlk ekip, yeni gelen polislere durumu anlatırken evin içinden ve pencerelerden ateş açıldı. Fezlekedeki olay sırasına göre Özel Harekât ve jandarma güçleri çatışma başladıktan sonra geldi.
3 POLİSİMİZ ŞEHİT OLDU
Operasyonda üç polis yaşamını yitirdi, sekiz polis ile bir bekçi yaralandı. Evdeki beş kadın ve altı çocuk çıkarıldı. Emniyet’in IŞİD üyesi olarak belirlediği altı silahlı kişi çatışmada öldü. Operasyon saat 09.40’ta sona erdi. 29 Aralık gecesinden sonra yanıtı aranan soru şuydu: Polis, kapısına gittiği evde neyle karşılaşabileceğini biliyor muydu?
t24'ten Hale Gönültaş, Yalova saldırısının 982 sayfalık fezlekesini yazdı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekiplerinin hazırladığı 982 sayfalık fezleke, çatışmadan sonra evde bulunan silahları, patlayıcı düzeneklerini, Yalova’daki hücreleri ve örgütün Afganistan-Pakistan kolu ISKP ile bağlantıları ayrıntılarıyla anlatıyor.
Ancak dosyada operasyon emrinin nasıl oluşturulduğu, ilk ekibin neden bu şekilde görevlendirildiği, adrese ilişkin son keşif, tehdit derecesi ve personele verilen koruyucu donanım hakkında bilgi yok.
PAKİSTAN'DAN GETİRİLDİLER, ÜÇ GÜN SONRA ADLİ KONTROLLE SERBEST BIRAKILDILAR
Seher Sokak operasyonunun arkasında yalnızca IŞİD’in yılbaşı öncesinde artan eylem çağrıları yoktu. Dosyada, IŞİD’in Afganistan-Pakistan kolu Horasan Vilayeti’ne, yani ISKP’ye uzanan kişi bağlantıları da bulunuyordu.
Fezlekeye göre aralarında İbrahim Budak ile Muhammed Salih Avcı’nın da bulunduğu dört kişi, 22 Nisan 2025’te Pakistan’da yakalanarak Türkiye’ye getirildi. Dört kişi üç gün sonra, 25 Nisan’da, adli kontrolle serbest bırakıldı.
Daha sonra Emniyet’e ulaşan bilgiye göre Budak ile Avcı örgütsel bağlantılarını sürdürüyor, Mehmet Cami Sordabak ve Mehmet Emin Pınar’la toplantılar yapıyordu. Sordabak ile Pınar’ın Afganistan-Pakistan bölgesine gitmek için yol aradığı da değerlendirildi.
Bunun üzerine dört kişinin yakalanması için eş zamanlı operasyon kararı alındı. Avcı ile Pınar evlerinde, Budak seyir halindeki aracında yakalandı. Sordabak için gidilen adres Seher Sokak’taki evdi.
Fezlekede, adrese “gecikmesinde sakınca bulunan hâl” kapsamında arama yapmak için gidildiği yazıyor. Hukuk dilindeki bu ifade, aramanın ertelenmesi halinde şüphelinin kaçması ya da delillerin kaybolması tehlikesinin bulunduğu acil durumları anlatıyor. Ancak aramanın hâkim kararıyla mı yoksa savcının yazılı emriyle mi yapıldığı dosyada belirtilmiyor. ISKP bağlantısının operasyon planına nasıl yansıdığı da açıklanmıyor.
YALOVA'DAN İSTANBUL HAVALİMANI'NA ISKP HATTI
Yalova ile ISKP arasındaki bağlantı Pakistan’da yakalanan Budak ve Avcı’yla sınırlı değildi. Fezlekeye göre Muhammed Kıran, 3 Eylül 2024’te Dindar İslam’ı Yalova’dan İstanbul Havalimanı’na götürdü. Yolculuk araç geçiş kayıtlarından belirlendi. Emniyet, Dindar İslam’ın Pakistan üzerinden ISKP’ye gitmeye hazırlandığını kaydetti. Muhammed Kıran ise fezlekedeki örgüt şemasında “Afganistan yapılanmasına eleman aktarımı/kurye” başlığı altında yer aldı. Dindar İslam’a ilişkin bölümde “ISKP tarafından verilen eylem talimatı”ndan da söz edildi.
Ancak talimatın ne zaman verildiği, kime gönderildiği ve hedefinin ne olduğu dosyada yer almıyor. Talimatın 29 Aralık saldırısıyla bağlantısı da kurulmadı. Dolayısıyla fezleke, Yalova’daki saldırının Afganistan’dan verilen doğrudan bir emir üzerine yapıldığını göstermiyor.
SALDIRIDAN 13 GÜN ÖNCE "TÜRKİYE VİLAYETİ" MESAJI
16 Aralık 2025’te “Rocket.Chat” üzerindeki “techaven” adlı kanalda “Türkiye Vilayeti” için yakında “güzel haberler” geleceğine ilişkin olarak bir mesaj yayımlandı. Mesajda Yalova’nın adı geçmiyordu. Emniyet bu paylaşımı, IŞİD’in haber ajansı Amaq’ın saldırıyı üstlenmesiyle birlikte ele aldı. Fezlekede, saldırı bilgisinin önceden IŞİD üst yönetimine ulaşmış olabileceği değerlendirmesine yer verildi.
SAAT 02.10: SEHER SOKAK'TAKİ ÇATIŞMA BAŞLARKEN İKİNCİ EVE BASKIN
Seher Sokak’ta çatışmanın başladığı dakikalarda başka bir polis ekibi yaklaşık iki kilometre uzaktaki Bayraktepe Mahallesi’ndeydi. Fezlekeye göre Yeni Bursa Yolu 1. Sokak’taki eve saat 02.10’da baskın yapıldı. Mehmet Emin Pınar burada yakalandı. Evin kiracısı Halil Kendir’di. Kendir, polis geldiğinde evde kendisiyle birlikte Halil Dakak, Ömer Alır ve Yusuf Görmez’in bulunduğunu söyledi. Evde kalanlar burayı “bekâr evi” olarak anlatıyordu. Emniyet’e göre ise burası saldırı hazırlığında kullanılan ikinci hücre eviydi. İki evi birbirine bağlayan isimlerden biri İbrahim Dayan’dı. Dayan’ın kullandığı değerlendirilen telefon Bayraktepe’de bulundu. Dayan ise aynı saatlerde Seher Sokak’taki evdeydi ve çatışmada öldü.
BOMBALARDA KULLANILACAK BARUT İKİNCİ HÜCRE EVİNDE HAZIRLANDI
Seher Sokak’taki evde içleri boşaltılmış 71 havai fişek ve meşale kartuşu bulundu. Nihal Sordabak, operasyondan en az bir hafta önce eve poşetlerle havai fişek getirildiğini, eşinin bunlar için “İbrahim alacak” dediğini anlattı. Emniyet bu ifadeyi, boş kartuşları ve Dayan’ın telefonunun ikinci evde bulunmasını aynı zincirin parçaları olarak değerlendirdi. Fezlekede, bombalarda kullanılacak barutun Bayraktepe’deki evde hazırlandığı sonucuna varıldı.
EVDEN VE ÇEVRESİNDEN 14 SİLAH ÇIKTI
İlim ve Takva Dergisi çevresindeki erkekler, 27 Aralık günü öğle saatlerinden itibaren Seher Sokak’taki evde toplanmaya başladı. Evden sağ çıkarılan kadınlar, ertesi gün temizlik yaparken erkeklerin kaldığı bölümde dört-beş uzun namlulu silah, kablolarla çevrili piknik tüpü ve düdüklü tencere gördüklerini anlattı.
Aynı gün saat 22.20’de Musa Sordabak’ın WhatsApp durumunda “cihad” içerikli bir paylaşım yaptığı belirlendi. Fezlekede, paylaşımın zamanı ve evdeki toplantıdan hareketle eylem kararının o gece verildiği değerlendirmesi yapıldı. Çatışma sona erdiğinde evden ve çevresinden toplam 14 ateşli silah çıktı. Evin içinde dört tabanca ile beş tüfek, yakındaki motosikletin üzerinde ve çevresinde ise beş tabanca bulundu.
UZAKTAN KUMANDALI BOMBA VE ALTI YOL TUZAĞI
Bomba imha ekipleri uzaktan kumandalı, çevresine çiviler yerleştirilmiş bir el yapımı patlayıcı düzeneği tespit etti. Düzenek, patladığında hem basınç hem de çevreye saçılan parçalarla zarar verecek şekilde hazırlanmıştı. Evde üç düdüklü tencere, ağzı açılmış piknik tüpü, 216 çivi ve elektronik parçalar da bulundu. Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı, evdeki gri tozda pikrik asit, nitrat ve klorat tespit etti.
Fezlekede üç düdüklü tencere ile piknik tüpünün toplam 17,5 kilogram patlayıcı taşıma kapasitesine sahip olduğu belirtildi. Bu rakam, evde 17,5 kilogram patlayıcı bulunduğu anlamına gelmiyor; kapların taşıyabileceği toplam miktarı gösteriyor.
Ev çevresinde polis araçlarını durdurmaya yönelik hazırlık da yapılmıştı. Profil demirlere sivri parçalar kaynatılarak altı metal yol tuzağı hazırlanmıştı. Amaç, sokağa girecek güvenlik araçlarının lastiklerini parçalamaktı.
MOTOSİKLETTEKİ BEŞ TABANCA KİMLER İÇİNDİ?
Fezlekeye göre Musa Sordabak, Mehmet Bal’la evden ayrıldıktan sonra beş tabancayla geri döndü. Silahlar motosikletin üzerinde ve çevresinde bırakıldı. Emniyet’e göre bu tabancalar yalnız evde bulunanlar için getirilmemişti. Silahların, çatışmayı duyup bölgeye gelecek kişiler ile diğer eylem hücrelerine dağıtılmak üzere getirildiği değerlendirildi.
EMNİYET ARAÇLARININ FOTOĞRAFLARI ÇEKİLDİ
Fezlekede Yalova’daki emniyet araçlarının fotoğraflarının çektirildiği tespitine de yer verildi. Fotoğraflar, ele geçirilen silah ve mühimmatla birlikte değerlendirildi. Emniyet, güvenlik birimlerine yönelik birden fazla saldırı planlandığı sonucuna vardı. Dosyada olası hedefler arasında devlet görevlileri, güvenlik güçleri, konvoylar, yılbaşı kutlamaları, alışveriş merkezleri ve diğer kalabalık alanlar sayıldı. İstanbul, Yalova ve Bursa’daki yılbaşı etkinliklerine yönelik eş zamanlı saldırıların operasyonla engellendiği de Emniyet’in değerlendirmeleri arasında.
Seher Sokak’taki evde içerideki hareketliliği dışarıdan gizlemek için de önlem alınmıştı. Bahçe ile balkon arasına yapay çim çekilmiş, evin arka bölümü halılarla kapatılmıştı. Bitişikteki boş arazide patlayıcı denemeleri yapıldığı değerlendirildi. Silahlar ve patlayıcılar çatışmadan sonra bulundu. Fezlekede bunların ya da evdeki kişi sayısının operasyondan önce ilk ekibe bildirildiğini gösteren bir belge yok.
SİLAHLARIN İZİ URFA-ADANA-YALOVA HATTINDA
Emniyet’e göre çatışmada kullanılan silahların bir bölümü İbrahim Dayan, Bekir Bal ve Halil Kendir tarafından Şanlıurfa ve Adana’dan Yalova’ya getirildi.
Seyahat kayıtlarına göre Dayan ile Bal, Adana’da Halil Kendir’le buluştu. Üçü aynı gün aynı şehirlerarası otobüsle Yalova’ya geçti. Dosyada yolculuk kayıtları ile dijital materyallerde bulunan silah fotoğrafları birlikte ele alındı. Ancak silahların otobüse yüklendiğini ya da Yalova’da indirildiğini gösteren kamera veya bagaj kaydı fezlekede yer almıyor.
BEŞ KADIN DA SİLAHLI ÇATIŞMAYA KATILDI
Fezlekenin kadınlara ilişkin en dikkat çekici yeni bulgularından biri kriminal incelemede ortaya çıktı. Seher Sokak’taki evden çıkarılan Nihal, Filiz, Nebahat ve Çiğdem Sordabak ile Berivan Sengir Umutlu’dan el svabı alındı. Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarının raporuna göre beş kadının el svaplarında antimon bulundu. Antimon, ateşli silah kullanımından sonra ortaya çıkabilen atış artığı bileşenlerinden biri. “Fezlekeye girmeyen, kısa süre önce soruşturma savcılığına gönderildiği öğrenilen yeni laboratuvar incelemesi de parçacık sayısı ile kurşun ve baryum sonuçları üzerinden ilk raporu doğruladı.”
Fezlekede, “kadınların telefon görüşmeleri, ses kayıtları, ifadeleri ele geçirilen yazılı ve dijital bulgular da değerlendirildiğinde beş kadının erkeklerle birlikte ya da erkekler etkisiz hale geldikten sonra onların yerine güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdiği” değerlendirmesinde bulundu.
KADINLARDAN DIŞARIYA "YARDIMA GELİN" ÇAĞRISI
Çatışma başladığında evdeki kadınlar dışarıdaki kişilere telefon açtı. Fezlekeye göre Filiz Sordabak farklı kişilere “Yardıma gelin”, “Polisle çatışıyoruz” ve “Cihad başladı” içerikli çağrılar yaptı. Filiz, Musa Sordabak’a da çatışmayı haber verdi. Emniyet’e göre Musa bu çağrı üzerine silahla eve geldi.
Nihal Sordabak ise WhatsApp üzerinden beş kadını sırayla aradığını, eşlerine veya oğullarına haber vermelerini istediğini anlattı. Fezlekede bu telefon trafiği, çevredeki kişileri Seher Sokak’a çağırma ve çatışmayı evin dışına taşıma girişimi olarak değerlendirildi. Motosikletin üzerinde ve çevresinde bulunan beş tabancanın da bölgeye gelecek kişilere verilmek üzere getirildiği sonucuna varıldı.
SOHBET GRUBUNDAN SİLAHLI EYLEME YÖNELEN KADINLAR
Fezlekeye göre telefonlar, defterler ve mesajlar, kadınların yapı içindeki yerinin yalnız aile bağından ibaret olmadığını gösterdi.
Kadınlar pazartesi sohbetlerinde ve ev toplantılarında bir araya geliyor, seçilen kişiler “DUYURULAR” adlı kapalı WhatsApp grubuna alınıyordu. Gruptaki bir mesajda, gerektiğinde “bu davanın her yerinde olacak” kadınların seçilmesi ve eğitilmesi gerektiği yazıyordu.
Emniyet’e göre kadın yapılanması “tebliğ, cemaat ve cihad” şeklinde üç aşamalı kurulmuştu. 29 Aralık gecesi ise kadınların silahlı eyleme geçtiği değerlendirildi.
EMNİYET: KİLİSE ETKİNLİĞİNE YÖNELİK SALDIRI ENGELLENDİ
Yalova’da bulunan Uluslarası Işık Kilisesi’ne ilişkin bölümde, çatışmada ölen dört Sordabak kardeşin kız kardeşleri Sebahat Sordabak Eşiçok öne çıkıyor. Sebahat’in Cihan Eşiçok’la resmî nikâhı sürerken “Ebu Zeyd” kod adlı Kasım Yıldız’la “örgüt nikâhı” üzerinden evlendirildiği fezlekede yer aldı. Kasım Yıldız’ın dijital cihazında 10 Ağustos 2025’te Apple Haritalar üzerinden Yalova’daki Uluslara Işık Kilisesi’nin koordinatlarının arandığı tespit edildi. Aynı cihazda bomba düzeneklerinin hazırlanmasını anlatan “Yalnız Kurdun El Kitabı” adlı doküman da bulundu. Kilise, 29 Aralık saat 18.00’de Raif Dinçkök Kültür Merkezi’nde halka açık “Doğuş Bayramı Kutlaması” düzenleyeceğini duyurmuştu.
Emniyet, kilisenin koordinatlarının aranmasını, Kasım Yıldız’ın cihazındaki dokümanı, Seher Sokak’taki patlayıcı hazırlığını ve etkinliğin tarihini birlikte değerlendirdi. Fezlekede, kilise etkinliğine yönelik büyük çaplı bir saldırının operasyonla engellendiği sonucuna varıldı. Ancak dosyada kilisenin kesin hedef olduğunu gösteren doğrudan bir saldırı emri yok. Kilise, fezlekede kesin hedef olarak değil, Emniyet’in olası saldırı hedeflerinden biri olarak yer alıyor.
Cezaevindeki bilginin Sebahat üzerinden taşındığı değerlendirildi
Cezaevi kayıtlarına göre Sebahat, tutuklu Kasım Yıldız’ın ziyaretçi listesine alındı ve onu ziyaret etti. Musa Sordabak’ın aynı yöndeki başvurusu ise suç kayıtları nedeniyle kabul edilmedi. Emniyet, Musa’nın doğrudan ulaşamadığı kilise keşfine ilişkin bilginin Sebahat üzerinden cezaevinden dışarı çıkarılıp eylem grubuna ulaştırıldığı görüşünde. Sebahat çatışmanın yaşandığı evde değildi. Ancak çatışma sırasında evdeki kadınlarla bağlantısını sürdürdü. Bir tanığın anlatımına göre Sebahat, Nebahat’e “Anlat, sizi ses kaydına alıyorum” dedi. Kaydı daha sonra en az bir kişiye gönderdi. Sebahat aynı gün Kazım Karabekir Mahallesi’ndeki başka bir adreste yakalandı. Susma hakkını kullandı ve adli kontrolle serbest bırakıldı.
Evinde bulunan “TEVHİD” yazılı ajandada “tekfir”, “tağut”, “biat” ve “cihat” başlıklarının yanı sıra “ya İslam ya ölüm” ifadesi yer aldı. 27 Aralık tarihli sayfada ise devlete bağlı kişilerin tekfir edilmesi gerektiğine ilişkin notlar vardı. Ajandada el yazısı incelemesi yapılmadığı için notların Sebahat tarafından yazıldığı belirlenemedi.
IŞİD TEHDİDİ BİTMEDİ, ÖRGÜTLENME BİÇİMİ DEĞİŞTİ
Fezlekeye göre IŞİD, Türkiye bakımından güncel bir tehdit olmayı sürdürüyor. Ancak bu tehdit, biçim değiştirdi.
Emniyete göre yurt dışındaki örgüt yönetimiyle organik bağı bulunan klasik fiziki yapılanma 2023’te çökertildi. Buna karşılık daha küçük, kapalı ve yerel hücreler, faaliyetini sürdürüyor. Yalova’daki yapı da bu örgütlenme biçiminin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Fezlekedeki şemada Mehmet Bal “emir” olarak tanımlanıyor. Beş kişilik şuranın altında dört ayrı eylem hücresi ile kadın, finans, medya ve ideolojik eğitim sorumluları bulunuyor. Muhammed Kıran ise Afganistan yapılanmasına eleman aktarımı ve kurye göreviyle ayrı bir başlık altında yer alıyor.
ISKP, TÜRKİYE'Yİ HALEN KULLANIYOR
Yapıda kardeşler, eşler ve akrabalar önemli yer tutuyor. Ancak örgütlenme yalnız aile bağlarına dayanmıyor. Tersanelerde tanışılan işçiler ile başka illerden Yalova’ya gelen kişiler de bir süre gözlemlendikten sonra “bekâr evi” olarak kullanılan hücre evlerine yerleştiriliyor. Fezlekenin güncel tehdit değerlendirmesinde de IŞİD Horasan yapılanmasının Türkiye’yi militan, para, lojistik ve geçiş alanı olarak kullandığı belirtildi.
FEZLEKE: ISKP, TÜRKİYE'Yİ MİLİTAN, PARA VE LOJİSTİK İÇİN KULLANIYOR
Emniyet’in dikkat çektiği bir başka grup, ISKP’ye veya Afrika’daki IŞİD kamplarına gitmek isteyip Türkiye’den çıkamayanlar.
Fezlekeye göre güvenlik operasyonları, para yetersizliği ya da seyahat sorunları nedeniyle çatışma bölgelerine ulaşamayan kişilerin Türkiye içinde eyleme yönelme riski bulunuyor. Yalova dosyasında Pakistan’da yakalanan kişiler, ISKP’ye gitmek üzere havalimanına götürülen Dindar İslam, kurye olarak gösterilen Muhammed Kıran ve dosyada sözü edilen “eylem talimatı” Afganistan-Pakistan hattıyla bağlantıyı ortaya koyuyor. Ancak fezleke, 29 Aralık saldırısının Afganistan’dan verilen doğrudan bir emir üzerine gerçekleştirildiğini göstermiyor.