Ağustos ayında TÜİK’in takip ettiği 174 alt sınıfın 134’ünde fiyatlar artarken yalnızca 35’inde geriledi, 5’inde ise değişim olmadı.
Buna rağmen günün manşeti ne?
“Enflasyon düştü!”
Fiyatların dörtte üçünden fazlası artarken enflasyon nasıl düşüyor, hesabını siz yapın.
Bu arada yanlış anlaşılmasın:
Enflasyon düşmüyor.
Sadece fiyatların yükselme hızı yavaşlıyor.
Nitekim enflasyon ağustos ayında yüzde 1,84 daha arttı.
Marketten ulaşıma, kiradan faturaya daha fazla ödemeye devam yani…
Şimdi dönelim asıl soruya:
“Fiyatlar artarken yıllık enflasyon nasıl oluyor da düşüyor?”
Cevap:
Matematik yerine ricalar devrede olursa neden olmasın?
Ama vatandaş markete gidince;
“Rica etsem faturayı biraz indirebilir misiniz?”
diyemiyor.
Üstelik ağustos ayındaki yüzde 1,84’lük artışın neredeyse yarısı ulaştırmadan geldi.
Ulaştırma bir ayda yüzde 4,82 yükseldi.
Aylık enflasyona katkısı 0,82 puan oldu.
Mazot 80 lira olunca normal tabii.
Taşıma maliyeti yükseliyor…
Sonra bu maliyet kamyondan inip market rafına ve pazara giriyor.
Ulaştırmadaki zam yalnızca otomobili olanı değil…
İğneden ipliğe herkesi vuruyor!
Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlardaki aylık artış ise yüzde 2,26 olmuş.
Bu kalemin yıllık artışı ise yüzde 39,77.
Gelelim gıda meselesine.
Yaz aylarına rağmen gıdada fiyat artışları tam gaz devam…
Yıllık artış yüzde 33,79…
Bu üç temel grubun yıllık enflasyona toplam katkısı 19,07 puan.
Neredeyse yıllık enflasyonun üçte ikisi…
Üstelik bunlar garibanın ana kalemleri.
Dolayısıyla fakire etkisi çok daha büyük.
İşte ortalama enflasyonun gizlediği gerçek burada:
Fakirin enflasyonu, zenginin enflasyonundan çok daha yüksek!
Çünkü zengin, gelirinin daha küçük bölümünü gıdaya, kiraya, faturaya ve ulaşıma ayırırken…
Tatilini, otomobilini veya yeni telefonunu zevkine ertelerken…
Dar gelirlinin böyle bir alanı yok tabii.
Maaşının büyük bölümünü kiraya, mutfağa, faturaya ve yol parasına seve seve verirken…
Zengin, “Aman canım, bu yıl da Merso’yu değiştirmeyiveririm.” diyor ama…
Fakir ekmeği, kirayı ve elektriği erteleyemiyor.
Yani enflasyon herkesi aynı oranda vurmuyor.
Kâğıt üzerinde oran geriliyor…
Fakirin mutfağındaki yangın büyüyor!
Zengin keyfine bakıyor.
Bu arada enflasyonu yalnızca TÜİK hesaplamıyor.
İTO’ya göre İstanbul’da tüketici fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,66, yıllık yüzde 34,96 arttı.
ENAG’a göre ise aylık enflasyon yüzde 2,24, yıllık enflasyon yüzde 49,03 oldu.
Bakar mısınız?
TÜİK ile ENAG arasındaki fark 17,52 puan!
Peki vatandaş hangi enflasyonu hissediyor?
Cevabı burada değil; market kasasında ve kredi kartı ekstresinde yazıyor.
Bitmedi…
Çekirdek enflasyon yüzde 30,07’ye yükseldi.
Yani geçici ve oynak kalemleri ayırdığınızda bile fiyat baskısı bitmiş değil.
Daha önemlisi, üretici enflasyonu yeniden hızlandı.
Temmuzda yüzde 1,52 olan aylık üretici enflasyonu, ağustosta yüzde 2,57’ye çıktı.
Yıllık üretici enflasyonu da yüzde 27,83’ten yüzde 27,95’e yükseldi.
Bunun anlamı şu:
Üretici bu maliyeti sonsuza kadar taşıyamaz.
Önce kârından vazgeçer.
Sonra üretimi ve çalışan sayısını azaltır.
En sonunda maliyeti etikete yansıtır.
Bugünün üretici enflasyonu, yarının tüketici zammıdır!
Yani:
Yıllık enflasyonun yüzde 31,75’ten yüzde 31,51’e gerilemesi aslında hiçbir şey ifade etmiyor.
Bu arada bu düşüşe kimse de inanmıyor.
Ama bunu fiyatlar düşüyormuş gibi gösterenleri anlamak zor.
Çünkü 174 kalemin 134’ü zamlanmış,
temel ihtiyaçlardaki artış manşet enflasyonun üzerinde kalmış,
üretici enflasyonu yeniden hızlanmış,
vatandaşın geliri ise aynı hızla yükselmemişken…
“Enflasyon düşüyor.” demek milletle dalga geçmektir.