Altın cuma günü yüzde 3’ün üzerinde düştü…
Ons fiyatı 4 bin 455 dolara kadar geriledi.
“Altın bitti!”
“Fed faiz artıracak, altın çökecek!”
muhabbetleri de hemen başladı.
Sanki Amerika’nın 40 trilyon dolarlık borcu bir gecede silinmiş gibi bir hava yaratıldı.
Oysa sadece Fed Başkanı Kevin Warsh, “Gerekirse faiz artırırız.” dedi.
Üstelik bunu ilk kez de söylemedi.
Bu duruma rağmen piyasa bu sözleri hemen:
“Faiz artırımı geliyor!”
diye fiyatladı.
Konuşma öncesinde yaklaşık yüzde 36 olan eylül ayında faiz artırımı ihtimali bir anda yüzde 56 civarına çıktı.
ABD’nin iki yıllık tahvil faizi yükseldi.
Dolar güçlendi.
Altın satış yedi.
Peki, Warsh “Eylül ayında faizi artıracağım.” dedi mi?
Hayır.
Tam tersine, konuşmasının ileriye dönük kesin bir faiz yönlendirmesi olmadığını özellikle belirtti.
Yani ortada alınmış bir karar yok.
Sadece enflasyon düşmezse Fed’in yeniden sıkılaşabileceğine yönelik şahin bir uyarı var.
Piyasa ise yine işine geldiği gibi yorumladı ve kesin karar alınmış gibi altını sattı!
Neden?
Çünkü altın birkaç hafta içinde 4 bin 400 dolardan yaklaşık 4 bin 700 dolara kadar yükselmişti.
Masada ciddi kâr vardı.
Büyük oyuncuların bu kârı cebe koyabilmesi için de bir bahaneye ihtiyaç vardı.
Warsh işte o bahaneyi yarattı.
Bir anda algoritmalar satışa geçti…
Stoplar patladı…
Satış, yeni satışı doğurdu.
Şimdi de alttan mal toplarken küçük yatırımcının karşısına geçip:
“Altının hikâyesi bitti.”
diyorlar.
Hadi oradan!
Altının hikâyesi bir günde başlamadığı gibi bir konuşmayla da bitmez.
Nitekim altın satılırken Citigroup’tan dikkat çekici bir değerlendirme geldi.
Citi, petrol fiyatlarındaki gevşeme ve ABD işgücü piyasasındaki zayıflamanın dolar üzerinde baskı oluşturacağını söylüyor.
Bu nedenle dolar karşısında euro, altın ve bazı gelişmekte olan ülke para birimlerinde kalmaya devam ediyor.
Anlayacağınız:
Piyasa Warsh’ın sözleriyle dolara saldırırken dünyanın en büyük bankalarından biri altın tarafında kalıyor.
Peki, neden?
Çünkü Fed’in önündeki tablo yalnızca enflasyondan ibaret değil.
Petrol gerilerse enerji kaynaklı enflasyon baskısı azalır.
İstihdam zayıflarsa Fed’in faiz artırma alanı daralır.
Ekonomi yavaşlarsa faiz artırmak enflasyonu değil, doğrudan büyümeyi ve istihdamı vurur.
Warsh ne kadar şahin konuşursa konuşsun, Fed bu gerçekleri görmezden gelemez.
Üstelik Amerika’nın devasa borç sorunu var.
ABD’nin kamu borcu 40 trilyon doları aşmış durumda.
Yalnızca 2026 mali yılının temmuz sonuna kadar ödenen faiz 1,17 trilyon dolar!
Amerika yalnızca borcunun faizine bir yıldan kısa sürede 1 trilyon doların üzerinde para ödedi.
Şimdi Fed faizi daha da artırırsa ne olacak?
Hazine’nin borçlanma maliyeti daha da yükselecek.
Faiz gideri daha da büyüyecek.
Bütçe açığı daha da genişleyecek.
İşte altının uzun vadeli hikâyesi tam olarak burada başlıyor.
Altın yalnızca faiz indirimi fiyatlamaz.
Esasen güvensizliği fiyatlar.
Paraya yönelik güvensizliği…
Borçların sürdürülebilirliğine yönelik güvensizliği…
Merkez bankalarının manevra alanına yönelik güvensizliği fiyatlar.
Bunlar bitti mi ki altın düşecek?
Bu arada diğer yatırım araçları gibi altın da elbette durmadan yükselmez.
Düşüşler elbette olacak.
Ama önemli olan, bu geri çekilmeler ana trend değişikliği mi, yoksa düzeltme ve kâr realizasyonları mı?
Ortada bu kadar sıkıntı varken,
merkez bankaları ve altın fonları altına saldırırken,
enflasyondan çok büyüme asıl büyük risk olmuşken,
trend değişti, altın iflah olmaz demek, ya bilgisizlik ya da kötü niyettir.
Evet…
Şimdilik Fed’e ilişkin kısa vadeli beklenti değişmiş olabilir ama bu, yarın tekrar tersine dönmeyecek demek değil.
Onun için 4 bin 455 doları gördünüz diye paniğe kapılmayın.
Bu arada daha düşük seviyelerde görülebilir sakın şaşırmayın.
Çünkü altının yönü, Warsh’ın bir günlük konuşmasıyla değişecek kadar basit bir durum değil.
Yeni rekorlar geliyor.
Söylemedi demeyin…