Küresel ekonomide artan jeopolitik gerilimler, değişen ticaret dengeleri ve yükselen korumacılık eğilimleri, ülkeleri ekonomik güvenlik ile yatırım çekme arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor. Bu dönüşüm sürecinde Türkiye iş dünyası da yeni bir yol haritası arayışında. TÜSİAD Başkanı Ozan Diren’e göre bu yeni dönemin en kritik başlığı ise “yapısal dönüşüm” ve buna eşlik edecek güçlü politika rehberliği.
Ekonomi gazetesine konuşan Diren, Türkiye’nin bu karmaşık küresel ortamı doğru politikalarla fırsata çevirebileceğini vurgulayarak, makroekonomik istikrar, güçlü diplomasi ve iş dünyasının dönüşümünün birlikte ilerlemesi gerektiğine dikkat çekti. İş dünyasının önünü görebilmesi için kamunun yön gösterici rolünün önemine işaret eden Diren, özellikle Çin ve Hindistan ile ekonomik ilişkilerin geleceğine dair net bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ifade etti.
TÜSİAD ÜÇ ANA EKSENDE YOĞUNLAŞACAK
TÜSİAD, yeni dönemde çalışmalarını üç ana eksende yoğunlaştıracak: uluslararası ilişkiler, yapısal dönüşüm ve rekabetçilik. Diren, kurum bünyesinde çok sayıda çalışma grubunun aktif şekilde politika geliştirme süreçlerine katkı sunduğunu belirtti.
Jeopolitiğin artık ekonominin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyleyen Diren, küresel şirketlerin bu alana özel yapılanmalara gittiğini vurguladı. “Artık şirketler, Chief Geopolitical Officer (CGO) yani jeopolitik işlerden sorumlu üst yönetici pozisyonları oluşturuyor. Birçok uluslararası şirketin jeopolitik ofisleri var” sözleriyle bu dönüşümün iş dünyasındaki etkisini ortaya koydu.
Türkiye açısından Avrupa Birliği ile ilişkilerin kritik önemini koruduğunu belirten Diren, AB’nin son dönemde gündeme getirdiği “Made in Europe” yaklaşımının korumacılığı güçlendirdiğini ifade etti. Türkiye’nin Gümrük Birliği ve aday ülke statüsü nedeniyle bu sistemin dışında değerlendirilemeyeceğini söyleyen Diren, sürecin Türkiye açısından hem fırsatlar hem de yükümlülükler barındırdığını dile getirdi.
Rekabet gücü konusunda da önemli mesajlar veren Diren, TÜSİAD tarafından hazırlanan Rekabet Gücü Endeksi’nin Türkiye’nin son yıllarda rekabet kaybı yaşadığını ortaya koyduğunu söyledi. Endeksin işçilik, enerji, ara malı ve finansman maliyetlerini baz alarak hazırlandığını belirten Diren, son dönemde sınırlı bir toparlanma görülse de geçmişe kıyasla gerilemenin dikkat çekici olduğunu ifade etti.
İhracatta sürdürülebilir başarı için teknoloji, inovasyon, marka gücü ve enerji verimliliğinin ön plana çıkması gerektiğini vurgulayan Diren, şirketlerin yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmasının kritik olduğunu belirtti. Türkiye ekonomisinin dış finansmana bağımlılığına dikkat çeken Diren, öngörülebilirlik ve istikrarın yatırım ortamı açısından belirleyici olduğunu da sözlerine ekledi.
YENİ DÖNEMİN MOTTOSU: TAM SAHA PRES
Yeni dönemin mottosunu “tam saha pres” olarak tanımlayan Diren, Türkiye’nin küresel ekonomik ağlarını daha etkin kullanması gerektiğini ifade etti. TÜSİAD’ın dünya genelindeki ofis ve ağlarıyla daha aktif bir diplomasi ve iş birliği süreci yürüteceğini belirten Diren, Türkiye’nin değişen küresel dengelerde doğru konumlanmasının kritik olduğunun altını çizdi.
Enflasyonla mücadelede yalnızca para ve maliye politikalarının yeterli olmadığını vurgulayan Diren, kalıcı çözümün yapısal dönüşümden geçtiğini söyledi. Tarımda verimlilik artışı, teknoloji kullanımı ve gıda israfının azaltılmasının bu süreçte önemli rol oynayacağını ifade etti.
Diren ayrıca jeopolitik gelişmelerin ekonomik etkilerine de dikkat çekerek, son dönemde yaşanan gerilimler karşısında ekonomi yönetiminin hızlı refleks gösterdiğini belirtti. “Merkez Bankası ve SPK savaş için hızlı adım attı” diyen Diren, bu müdahalelerin piyasalar açısından zaman kazandırdığını ifade etti.
Selçuk Geçer tarih verdi: Hazır olun… Altın fiyatını duyunca şok geçireceksinizEkonomi