Bazen, karanlığın içinde kendi sesimizi duyarız; gündüzler anlamını yitirir. Saat ilerler, şehir uyur, sokak lambaları sarı ışıklarını dökmeye başlar. Ama içimizdeki karanlığı aydınlatamaz.
İşte o vakit elimiz Türk kahvesine gider.
İnsan bazen unutmak için içer, bazen de unutmanın mümkün olmadığı anlarda içer. Unutmak aslında vicdanın affetmesidir. Vicdan affetmeyi reddettiğinde, dünyanın bütün kahvelerini midene döksen hüznünü boğamazsın.
Bazı insanlar hayatımızdan gider.
Bakışlarını, cümlelerini alarak giderler. Bir sonbahar akşamı camda kalan buğu gibi yavaşça yok olurlar. Fincanın kulbunda parmak izleri kalır. İnsan, kahve kadar o parmak izlerinin sahibini de özler. Annenin evladını, babanın sessizliği, bir âşığın geceleri özlediği gibi…
İşte bunlar hakikati öğretir ama bilmek ağırdır. Hakikat, omuzda taşınan görünmez bir tabuttur. İnsan yaş aldıkça öğrenir. Öğrenme bitmez. Bitmemeli de…
Çocukken dünyanın çok büyük olduğunu sanırsın. Sonra büyürsün, dünyanın değil, acının büyük olduğunu anlarsın. Ve acı, bir ömür boyu yanında oturur. O da kahvesini içer. Seninle aynı pencereden yağmuru seyreder. Türk kahvesi seni bırakıp gitmez ama acı da…
Çoğu zaman kendi kendime soruyorum: “Kahveyi sevdiğim için mi içiyorum, yoksa içtiğim için mi seviyorum?” Gizli bir tiryaki miyim? Mide boşken yemek istersin.
Ruh boşken sade bir kahve.
Türk kahvesinin ajitasyonu pek yapılmamıştır. Bir ilk oldum bence. Genelde sohbetin, muhabbetin, huzurlu anların eşlikçisidir. Keyif kahvesi, hacı kahvesi, kız isteme kahvesi, yorgunluk kahvesi, kahvaltı öncesi kahvesi, hazım kahvesi… Biz ne yaptık? Geldik, acı kahveyi anlattık; acılı anların kahvesini…
Güzellemesine geçelim. Türk kahvesi, onsuz yapamayacağım şey. Allah’tan çok faydalı… Çekirdekleri, güçlü bir antioksidan olan klorojenik asit içerir. Bu bileşiklerin vücuttaki iltihaplanma süreçleri, kan şekeri, kolesterol ve tansiyon üzerinde olumlu etkileri olabileceğine dair araştırmalar vardır. Türk kahvesi ayrıca B2, B3 ve B5 vitaminleri ile magnezyum, manganez ve potasyum gibi çeşitli besin öğelerini içerir. Kahve tüketiminin bazı çalışmalarda tip 2 diyabet, bazı kalp-damar hastalıkları, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, depresyon ve karaciğer hastalıklarıyla ilişkili risklerin azalmasıyla bağlantılı olduğu görülmüştür.
Kafein enerji ve uyanıklığı artırabilir; kahve tüketimi metabolizma, sindirim, karaciğer sağlığı ve genel sağlık üzerinde çeşitli etkiler gösterebilir. Ancak bu etkiler kişiden kişiye değişebilir ve kahve, herhangi bir hastalığın tedavisi yerine geçmez.
Yani şimdi ben bunu sevmeyeyim de kimi seveyim? Canım Türk kahvem.