Çifte standart, hayatta en rahatsız olduğum tavır biçimlerinden biri. Benim için çifte standart, aynı davranışı kimin yaptığına göre farklı değerlendirmek; birine hak gördüğünü diğerine hak görmemek ya da birinde eleştirdiğini başkasında görmezden gelmek demek.

Bir insanın şakacı oluşu, dengesiz oluşu, küfürbaz oluşu, çok sigara içmesi vs. bunlar beni o kişiye karşı tepkili hâle getirmeyebilir. Herkesin kendine has bir karakteri vardır; onu olduğu gibi kabul edersin ya da etmezsin. Ama çifte standartlı insanlar benim kırmızı noktam. Yani birinin yaptığı herhangi bir şeye herhangi bir sebeple tepki verip başka birinde aynı tavrı gördüğünde hiç tepki vermeyen insanlar… Olmasınlar hayatımda.

Örnekle anlatmak istiyorum. Mesela bir Türk kızı açık saçık giyindiğinde onu aşırı eleştirip yabancı bir kız aynı şekilde giyindiğinde bunu çok normalmiş gibi görmek. İnsanın tavrı bir tane olmalıdır. Bir şeyi seviyorsan sevdiğini söylemelisin, sevmiyorsan sevmediğini söylemelisin. “Bunun bunu yapmasını sevmiyorum ama bu bunu yapabilir.” düşüncesi bana çok korkunç geliyor.

Şimdi esas konuya geleceğim.

Geçenlerde bir toplantım için Kemer’e gittim. Şehir merkezinde bir gün geçirdim. Çok şaşırdım ve maalesef çok da üzüldüm. Çünkü sokaklarda, marketlerde, restoranlarda Türk yoktu. Ve bunlar turist değildi. Bayağı oradan ev alıp yerleşmiş, farklı ülkelerden insanlar. Norveç’ten, Rusya’dan, Almanya’dan. Biz sömürgeci İngiltere değiliz. Ya da çalıştıracak işçisi olmayan Almanya. Nasıl bu kadar göç aldık? Benim gördüğüm Kemer, kim bilir daha nerelerimize nasıl çökmüşler.

Turistleri severim. Yabancı çok arkadaşım var. Gelsinler, gezsinler, tatil yapsınlar. Misafirlerimizdir. Biz de turistik geziler yapıyoruz. Ama ülkemize gelip bir ev alıp yerleşmek bu kadar kolay olmamalı.

Tabii Suriyeli olmadıkları için kimsenin şikâyeti yok. Nedense? İşte Suriyeli, Afgan falan görünce rahatsız olanların buradaki yabancıdan rahatsız olmaması beni rahatsız etti. Tarzları, stilleri farklı diye buna bu kadar rahat okey olmamalıyız.

Şu an neredeyse tüm Türk vatandaşlarının ortak sorunu, başka bir ülkeye iki üç günlüğüne turistik ziyaretin bile hayal hâline gelmiş olması. Vize vermiyorlar. Her çeşit imkânı olanlar bile kıvrım kıvrım kıvranıyorlar. Yurt dışından ev almayı hayal bile edemiyorum. Kim bilir nasıl yaptırımları vardır veyahut da belki de çoğu kişi için imkânsızdır.

Ama bizim ülkemize insanların böyle elini kolunu sallayarak girip mülk satın alması ve rahatça burada yaşaması çok adaletsiz. Daha da kötüsünü söyleyeyim, aynı insanlar bolluk bereket içinde pırlanta sahillerimizde keyif çatarken ülkemizin güvenli olmadığını konuşuyorlar. Doğrusu çok rahatsız oldum.

Keşke hiç paraya ihtiyacımız olmasa ve insanımız “Ben Türk olmayana ev satmam.” diyebilse. Veyahut da ülkemizin turizm gelirlerine ihtiyacı olmasa da ülkemize vizesiz girilemese. Ama tabii bunlar hayal.

Ben sadece herkesin de benim kadar ülkemize rahatça giren ve kolayca mülk alabilen insanlardan rahatsız olmasını isterdim.

Ve bunu yaparken de etnik kökenine bakmadan. Yabancı yabancıdır. Nereden geldiği fark etmez. Tarih tutkusu olanlar bilir. Bizim çok dostumuz yok.