Türk halk biliminin ufkunu genişleten kalemi Prof. Dr. Ali Duymaz - Resim : 1

Bir milleti ayakta tutan yalnızca sınırları değildir. O sınırların içinde yaşayan insanların dili, inancı, musikisi, destanları, masalları ve ortak hafızasıdır. İşte o hafızayı koruyanlar da en az onu meydana getirenler kadar kıymetlidir. Çünkü kültür, kendi kendine yaşayamaz, onu bilenlerin emeğiyle, yazanların kalemiyle, anlatanların gayretiyle geleceğe taşınır. Türk kültürü, Orta Asya bozkırlarından Anadolu'nun bereketli topraklarına uzanan binlerce yıllık yürüyüşünde nice devlet adamı, şair, mutasavvıf ve sanatkâr yetiştirmiştir. Fakat bu büyük mirası ilmî bir dikkatle inceleyen, kayda geçiren ve gelecek nesillere emanet eden ilim adamlarının yeri her zaman farklı olmuştur. Çünkü onlar, geçmişle gelecek arasında köprü kuran sessiz mimarlardır. Bugün sizlere, ömrünü Türk halk bilimine, halk edebiyatına, destanlarımıza, mitolojimize ve Türk dünyasının müşterek kültür mirasına adamış kıymetli dostum Prof. Dr. Ali Duymaz'dan söz etmek istiyorum.

1961 yılında Balıkesir'in İvrindi ilçesinde dünyaya gelen Ali Duymaz, çocukluk yıllarından itibaren Anadolu'nun yaşayan kültürü içinde yetişmiştir. Gökçeada Atatürk Öğretmen Lisesi'nde aldığı disiplinli eğitim, Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde daha da gelişmiş, ardından Fırat Üniversitesi'nde hazırladığı "Bingöl Efsaneleri" konulu yüksek lisans tezi ve "Kerem ile Aslı Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma" başlıklı doktora çalışması, onun bilim yolculuğunun yönünü belirlemiştir. Bu tercihler tesadüf değildir, çünkü o, halk kültürünü yalnızca okumayı değil, anlamayı ve anlatmayı seçmiş, bir bilim insanı olmayı hedeflemiştir.

Türk halk biliminin ufkunu genişleten kalemi Prof. Dr. Ali Duymaz - Resim : 2

(Günümüz Türk Halk Bilimcilerinin Bir Bölümü Yaşa Saygı Gereği Etrafimda. Var Olsunlar)

Askerlik vazifesinden sonra meslek hayatına Bingöl'de öğretmen olarak başlamış, daha sonra Van Yüzüncü Yıl, Selçuk ve Adnan Menderes üniversitelerinde görev yapmıştır. Nihayet memleketi Balıkesir Üniversitesi'ne naklen atanmış, uzun yıllardır bu üniversitede doçent ve profesör unvanıyla hizmet etmeye devam etmektedir. Anabilim dalı ve bölüm başkanlığı, dekanlık ve rektör yardımcılığı gibi idari görevler üstlenmiştir. Fakat hangi makamda bulunursa bulunsun, çalışma masasının üzerinden cönkler, destan metinleri ve saha notları hiçbir zaman eksik olmamıştır.

Bugün akademide nicelik çoğu zaman niteliğin önüne geçiyor. Hızlı üretmenin, çok görünmenin marifet sayıldığı bir dönemde Ali Duymaz, acele etmeyen bilim insanlarından biri olarak değerlendirilebilir. Yazdığı her satırın arkasında belge aramış, ulaştığı her bilgiyi sağlam kaynaklarla desteklemeye uğraşmıştır. Onun çalışmalarına bakınca masa başı ile saha arasındaki güçlü denge hemen göze çarpar. Bir yanda yazma eserler, eski mecmua ve cönkler öte yanda köy odaları, düğünler, âşık meclisleri, masal anlatıcıları... Ali Duymaz, bu iki dünyayı birbirinden ayırmadan değerlendiren araştırmacılarımızdandır. Çünkü halk kültürü yalnızca raflarda duran kitaplarda değil yaşayan insanların hafızasında saklı geleneksel bir mirastır.

Onun çalışmaları arasında Dede Korkut Kitabı özel bir yer tutar. O, Dede Korkut'u sadece eski bir destan kitabı olarak okumamıştır. Oğuz toplumunun aile anlayışını, devlet fikrini, kahramanlık ülküsünü, inanç dünyasını ve insan tasavvurunu anlamaya çalışan bir araştırmacı gözüyle yaklaşmıştır. Bu sebeple kaleme aldığı eserler, yalnızca metin incelemesi değil aynı zamanda Türk kültürünün derin hafızasına yapılan ilmî yolculuklar olarak düşünülmelidir.

Ali Duymaz, halk bilimini yalnızca Anadolu ile sınırlayan araştırmacılardan değildir. Balkanlar'dan Kafkasya'ya, Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş kültür coğrafyasını ortak bir medeniyet havzası olarak görmüştür. Bu sebeple eserlerinde ortak destanlar, müşterek efsaneler, benzer inançlar ve kültürel süreklilik daima ön plandadır. Çünkü ona göre Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşayan toplulukları birbirine bağlayan en sağlam köprü, ortak kültür hafızasıdır.

Bu anlayış, sadece teorik değerlendirmelerde kalmamış, yaptığı araştırmalara da yön vermiştir. Dede Korkut anlatılarından halk hikâyelerine, mitolojik sembollerden tekerlemelere kadar pek çok konuda ortaya koyduğu mukayeseli çalışmalar, Türk halk biliminin ufkunu genişleten önemli katkılar olarak kabul görmüştür. Sözlü ve yazılı kültür kaynaklarını ve ürünlerini yalnızca estetik metinler olarak değil tarihî, sosyolojik ve psikolojik yönleri bulunan kültür belgeleri şeklinde değerlendirmesi, onun ilmî yaklaşımını farklı kılan temel özelliklerden biridir.

Hiç şüphesiz böylesine geniş bir araştırma alanı, uzun yıllara yayılan sabırlı bir emeğin ürünüdür. Bugün kitaplıklarımızda yer alan eserlerine şöyle bir göz atmak bile bu emeğin büyüklüğünü göstermeye yeter. "Bir Destan Kahramanı: Salur Kazan", "Nevruz Bey Hikâyesi", "Hurşit ile Mahmihri Hikâyesi" (Saim Sakaoğlu ile birlikte), "Kerem ile Aslı Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma", "İslamiyet Öncesi Türk Destanları (Saim Sakaoğlu ile birlikte)", "İrfanı Arzulayan Sözler: Tekerlemeler", "Kolca Kopuzdan Kılca Kaleme: Dedem Korkut Araştırmaları", "Kerem ile Aslı Hikâyesi (Raif Yelkenci Yazması)", “Tekerlemeler”, “Türk Destanları” ve "Ziya Gökalp Yüzyıla Damgasını Vuran Düşünür" gibi eserler, yalnızca bir akademisyenin kısa yayın listesi değil ömrünü kültüre adamış bir ilim insanının iz bırakan çalışmalarının özetidir.

Ali Duymaz, sadece telif eserleriyle değil metin neşri ve aktarma çalışmalarıyla da önemli hizmetlerde bulunmuştur. "Dede Korkut Kitabı'nın Poetikasına Giriş: Şafak Varyantı", “Gizli Dede Korkut”, “Eksik El Yazması”, “Kara Yıldırım”, “Ak Deve”, “Mahmut ile Meryem”, “Kafkasya Oğuzları veya Türkmenleri” gibi Türk lehçelerinden aktardığı eserleri bu tür çalışmaları arasında yer alır. Türkmen şairi Mahtumkulu’nun eserlerinin Türkiye okuyucusuna tanıtılması için Abdurrahman Güzel öncülüğünde gerçekleştirilen yayın projelerinde de görev almıştır. Ayrıca 2014 yılından bu yana Ziya Gökalp’ın tüm eserlerini çalışma arkadaşlarından oluşan bir ekiple birlikte titizlikle yeniden neşre hazırlamaktadır. Bu eserler Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanmaktadır.

Yıllar boyunca Millî Folklor, Türk Dünyası Araştırmaları, Folklor/Edebiyat ve benzeri saygın dergilerde yayımladığı makaleler, halk biliminin farklı meselelerine ışık tutmuştur. Zümrüdü Anka'dan Oğuz Kağan'a, Dede Korkut'tan Kemine'ye kadar uzanan geniş ilgi alanı, onun araştırmacı kişiliğinin sınır tanımadığını göstermektedir.

Uzun yıllardır görev yaptığı memleketi Balıkesir’le ilgili çeşitli eser ve projelerde de görev alan Ali Duymaz, son olarak “Balıkesir Somut Olmayan Kültürel Miras Alan Araştırmaları” adlı eserin editörlüğünü üstlenmiştir.

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Somut Olmayan Kültürel Miras İhtisas Komitesi'nde yürüttüğü çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras Değerlendirme Kurulu, Millî Eğitim Bakanlığı Anadolu Masalları Projesi Akademik Kurulu'ndaki görevleri ve çeşitli kültür kuruluşlarında üstlendiği sorumluluklar ise onun yalnızca üniversite kürsüsünde değil kültür hayatımızın farklı alanlarında da etkin rol üstlenen bir bilim insanı olduğunu göstermektedir. Kültürel mirasın korunmasının yalnızca akademik yayınlarla değil kurumsal çalışmalarla da mümkün olacağını ortaya koyan isimlerden biri olmuştur.

Türk halk biliminin ufkunu genişleten kalemi Prof. Dr. Ali Duymaz - Resim : 3

(Kadim Dost Üç Halk Bilimci Mehmet Yardımcı – Doğan Kaya – Ali Duymaz)