YUNUS EMRE’DE TELMİH

Ne Mutlu Yunus Emre’nin Yön Verici ve Uyarıcı

Telmihlerden Ders Alanlara

Yunus Emre, engin dünya görüşü, geniş kültürü, şiirlerine odak olarak belirlediği insan ve sevgi konusunu yeri geldiğinde uhrevi, yeri geldiğinde dünyevi konulara telmih düşürerek, dili kullanılabilecek en ustaca söyleyişlerle kullanıp, yüzyıllar içinde özünden bir şey yitirmeden günümüze ulaştırmıştır.

Telmih, söz arasında bir kıssayı, bir atasözünü ya da bir olayı işaret etme sanatıdır.

Uş yine nazar oldu bizim canımıza

Muhammed bünyad vurdu dîn ü imanımıza

diyen Yunus, Hz. Muhammed'e ve İslamiyetin doğuşuna telmih yapmış;

Peygamberler serveri din direği Muhammed

Gör ne gevherler komuş bu bizim kânımıza diyerek İslamiyetin şartlarını hatırlatmıştır.

Hak yarattı göğü ol Ahmed'in dostluğuna

Levlak ona delil oldu, onsuz yer gök var olmadı

diyerek Levlake Levlak (Sen olmasaydın yeri göğü yaratmazdım) hadisesini hatırlatıp güzel bir telmih yapmıştır.

Yusuf ile çaha inen

Teraziye altın vuran

Kefesini basa duran

Mısrın ıssı sultân benim

deyişinde Yakup'un oğlu Yusuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılması, Mısır'daki kıtlıkta kardeşlerinin buğday çuvalına altın tası gizlice koyması ve sonunda Mısır'da en yüksek yere geçmesi, maliye bakanı olması olaylarına işaret edilerek telmih yapılmıştır.

Gitmez âşık gözünden hergiz mâşuk hayali

Nitekim Zelha verir Yusuf'un nişanını

deyişleri ile de dünyanın en güzel insanı olarak bilinen Yusuf Peygamber'in kıssasını anlatan Yusuf u Zeliha hatırlatılmaktadır.

Süleyman kuş dilin bilir dediler

Süleyman var Süleyman'dan içeri

*

Ben kuş dilin bilirim

Söyler Süleyman bana

deyişlerinde Allah tarafından kendisine birçok mucizeler verilmiş olan, kuşlarla ve çeşitli hayvanlarla konuşan, onların dilini anlayan Süleyman Peygamber ve mucizeleri hatırlatılarak telmih yapılmaktadır.

İsmail'e çaldım bıçak

Bıçak bana kâr etmedi

Hak beni âzâd eyledi

Koç ile kurbandayıdım

deyişinde İbrahim Peygamber'in, oğlu İsmail'i Tanrıya olan adağını yerine getirmek için kurban etmek istemesi sırasında bıçağın İsmail'i kesememesi, o esnada Tanrı tarafından gökten bir koç indirilerek koçun kurban edilmesi olayına telmih bulunmaktadır.

Eyyub oldum tenime

Çağırdım Suphanıma

Cefa kıldım cânıma

Kurtlar doyurup geldim

biçimindeki söyleyişinde sabır timsali olan Eyyub Peygamber'in Tanrı tarafından imtihan edilmek için malının mülkünün elinden alınması, evlatlarının birer birer öldürülmesi, vücudunda yaralar açılması ve yaralara kurt düşmesi, yine de sabretmesi olayına telmih yapılmaktadır.

Okuyup hikmetin ilmin

Lokman olayım bir zaman

derken de, hikmet ve hekimliğin pîri ve sembolü olarak bilinen Lokman Hekim'e telmih düşürülmektedir.

Ben oldum İdris-i terzi

Dâvud'un görklü âvâzı

Şit oldum dokudum bezi

Ah edip nâlişe geldim

derken de, dokumacıların pîri sayılan ve bez dokumayı icad eden Şit'e, ilk defa rakam ve yazıyı icat edip ilk elbiseyi diken İdris Peygamber'e ve kendisine Zebur adlı kutsal kitap inen, sesinin güzelliği ile ün yapan Davut Peygamber'e telmihler yapılmıştır.

Âdem olup durmadan

Yanıldım buğday yedim

Nefsin boynun vurmadan

Uçmaktan sürülüp geldim

dörtlüğünde de Kur'an-ı Kerim'de, hakkında Bakara, Âl-i İmran, İsra, Yâsîn gibi surelerde birçok ayet bulunan ve semâvî dinlere göre Allah'ın yarattığı ilk insan ve peygamber olan Âdem'in İblis tarafından kandırılarak Allah'ın yasakladığı yiyeceklerden buğday yemesi sonucu cennetten kovulması olayına telmih yapılmıştır.

Nûh oldum tufan için

*

Ben bu yeri yaradıcak

Yer üstüne gök durucak

Ulu deniz meve vurucak

Nûh'a tufan veren benim

biçimindeki deyişlerde ise Yunus Emre, Nûh Peygamber ve Nûh Tufanı olayına telmih yapmıştır.

Yunus balık gibi deryada yüzdü

deyişiyle ise, Kur'an-ı Kerim'de hakkında bir sure ve 20 kadar ayet bulunan Yunus Peygamber'in Allah'ın izni olmadan bindiği bir gemiden gemiciler tarafından denize atılması, bir balığın yutup daha sonra balığın karnında duaya başlayınca, balığın kendisini kıyıya bırakması olayına telmih yapılmıştır.

İbrahim'e Nemrûd odun aşktır gülistan eyleyen

Aşktan nazar ericeğiz gülizar oldu nâr olmadı

deyişinde Yunus Emre, Keldâni hükümdarı Nemrûd'un, putlara tapmadığı için İbrahim Peygamber'i mancınıkla büyük bir ateş yığını üstüne attırması ve ateş yığınının gül bahçesine dönüşmesi olayına telmih yapmıştır.

Zekerya oldum kaçtım

Kanım dört yana saçtım

Erdim ağaca geçtim

Tepem deldirip geldim

derken de, kendisine inanmayan kavminden kaçıp bir ağacın içine giren Zekeriya Peygamber'in kavmi tarafından ağaçla birlikte biçilmesi olayına telmih yapılmıştır.

Pek çok peygambere telmih yapan Yunus Emre, meleklere de güzel telmihler yapmış, bu telmihlerle şiirlerini zarif bir dantel gibi örmüştür.

Azrail vurdu okunu

Geçti tenden tene geldi

dört büyük meleğinden can alıcılıkla görevlendirilen ölüm meleği Azrail'e telmih düşürülmüş:

İsrafil sûrun vurucak

Cümle mahluk uyanıcak

deyişiyle de, kıyamet gününe, hesap için ölülerin dirileceğine telmih yapılmıştır.

Geldi münkir ile Nekir

Her birisi sordu bir dil

diyerek de, mezarda insanların sorguya çekilmeleri olayına telmih düşürülmüştür.

Ol ferişteler adı "Kiramen Kâtibin"dir

Yazmaktan usanmazlar, ırmazlar yazda kışta

diyerek ise, insanların işledikleri sevap ve günahları anında yazan meleklere telmih yapılmıştır.

Gökteki Harut Marut aşk için indi yere

Zöhre yüzün göricek unuttu Rahmânını

deyişinde İdris Peygamber zamanında meleklerin, insanların günahkâr hallerine bakarak Allah'a "Ya Rabbi, meleklerine secde ettirdiğin insanoğlu günah içinde yüzüyor, bunu neden hoş görüyorsunuz?" deyince onlara "Nefs ve şehvete sahip olanlar böyle olur. Sizde de nefs ve şehvet duygusu olsaydı, onların yerinde bulunsaydınız aynı şeyleri yapardınız." deyince, meleklerin itiraz etmeleri üzerine Harut ve Marut adlı iki meleğin yere inip Bâbil'de insanlar arasına karışması, gündüzleri insanların davalarına bakıp, geceleri İsm-i Azam duasını okuyarak göğe çıkmaları olayını ve bir gün kocasından şikayetçi olan Zöhre adlı çok güzel bir kadının bunlara müracaatı üzerine ikisinin de kadına âşık olup kâm almak istemeleri, kadının bunlara içki içirip, Allah'ı unutturup, putlara taptırma olayını ve bunlardan göğe çıkmak için okudukları İsm-i Azam duasını öğrenip göğe çıkmasını, Tanrı tarafından da insanlara ibret için parlak bir yıldız yapması olayına telmih yapılmıştır.

Pek çok meleğin adını zikredip onlarla ilgili birçok menkıbeyi hatırlatarak güzel telmihler yapan Yunus Emre'nin şiirlerinde dinî kitaplara, ayet ve hadislere de telmihler yapmış olduğunu da saptamış bulunmaktayız.

Gökten inen dört kitabı

Günde bin kez okur isen

*

Halk içinde dirlik düzen

Dört kitabı doğru yazan

*

Dört kitabın manasın Mustafa cem eyledi

Onu unuttun benzer şerh ile söz atarsın

biçimindeki deyişlerle Musa Peygamber'e inen Tevrat, Davud Peygamber'e inen Zebur, İsa Peygamber'e inen İncil ve Hz. Muhammed'e inen Kur'an hatırlatılarak telmihler yapılmıştır.

Dört kapıdır, kırk makam, yüz altmış menzili var

O erene açılır vilayet derecesi

Dizelerinde "dört kapı kırk makam" deyimi ile, İslam dininin inanç, ibadet ve esaslarının tümü olan şeriata, insanı bilişten oluş haline getiren manevi bir yol olan tarikata, gerçek varlığı buluş olan hakikate ve olgunluk durağı yani son durak olan marifetle, bunların onar adet usul ve âdabına telmih yapılmıştır.

Ne mutlu Yunus Emre’nin yön verici ve uyarıcı telmihlerden ders alanlara.