İspanya, Yunanistan ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri iklim krizinin getirdiği rekor sıcaklarda dışarıda çalışmayı yasal olarak yasaklayıp çalışamayan işçilerin maaşlarını devlet güvencesine alırken;
Türkiye’de mevcut mevzuat denetimsizlik ve iş güvencesizliği nedeniyle kâğıt üzerinde kalıyor. HASUDER Başkanı Prof. Dr. Bülent Kılıç ve İSİG Meclisi Koordinatörü Murat Çakır aşırı sıcakların yarattığı riskleri, kayıtlara yansımayan işçi ölümlerini ve acil alınması gereken yasal önlemleri değerlendirdi.
ÇALIŞMA HAYATINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR
Küresel iklim krizine bağlı olarak yaşanan aşırı sıcaklıklar, hem toplum sağlığını hem de çalışma hayatını doğrudan etkileyen İklim krizinin yakıcı etkilerine karşı Avrupa genelinde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatları katı kurallarla işletiliyor. İspanya'da İspanya Meteoroloji Ajansı’nın "turuncu" veya "kırmızı" alarm verdiği günlerde açık alanda çalışma saatlerinin değiştirilmesi, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise aşırı sıcak saatlerde dışarıda çalışmanın tamamen durdurulması yasal zorunluluk kabul ediliyor ve uymayan işverenlere yüksek idari para cezaları veriliyor.
İtalya'da işçilere maaş güvencesi sağlanıyor
İTALYA'DA İŞÇİLERİN MAAŞ GÜVENCESİ VAR
24 Saat gazetesinden A. Çağatay Bayraktar'ın haberine göre, Yunanistan'da hava sıcaklığının 40 dereceye ulaştığı günlerde inşaat, tarım ve kuryelik gibi açık alan işlerinde 12.00 ile 17.00 saatleri arasında çalışmak kanunen yasaklanırken, İtalya'da sıcaklık 35 derece ve üzerine çıktığında işverenler işi durdurabiliyor ve çalışamayan işçilerin maaşlarının büyük bölümü devlet desteğiyle ödeniyor. Fransa İş Kanunu uyarınca işçiler gerekli önlemler alınmadığında yaptırımla karşılaşmadan "İşten Kaçınma Hakkı"nı kullanabilirken, Belçika’da nem ve ısı indeksine göre ağır işlerde çalışmaya yasal sınırlamalar getiriliyor. Türkiye'de ise mevzuatta yer alan İşten Kaçınma Hakkı'nın kullanılması durumunda işçiler işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalıyor, yüksek sıcaklıklara karşı işçinin sağlıklı çalışma ortamının sağlanması işverenin insafına bırakılıyor.
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Başkanı Prof. Dr. Bülent Kılıç ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Koordinatörü Murat Çakır, aşırı sıcakların yarattığı hayati tehlikelere ve kamusal kamusal tedbirlerin yetersizliğine ilişkin açıklamalar yaptı.
UYGULAMADA EKSİKLİK VAR
Hükümetin, Sağlık Bakanlığı'nın ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın iklim krizi bağlamında bazı adımlar attığını ve bakanlık unvanlarında düzenlemelere gittiğini belirten Prof. Dr. Bülent Kılıç, uygulamadaki aksaklıklara dikkat çekti. Kılıç, politika süreçlerine ilişkin olarak şunları söyledi:
"Türkiye'de politikalar genellikle bir eylem yapılıyormuş gibi görünmek üzerinden şekillenebiliyor. Bakanlık adında değişiklikler yapılsa da konunun uygulamasına gelindiğinde sahada somut bir karşılık göremiyoruz. İklim krizi ve fosil yakıtların azaltılması ayrı bir mücadele konusu ancak sağlık boyutuyla önümüzdeki dönemde erken ölümleri önleyecek politikalar geliştirmemiz şart."
'DENETİM VE UYGULAMALAR YETERSİZ'
İnşaat işçileri, tarım işçileri, kuryeler ve belediyelerin temizlik görevlileri gibi açık alanda, yüksek fiziksel efor sarf ederek çalışan grupların sıcak çarpması ve mesleki risklerle doğrudan yüzleştiğini vurgulayan HASUDER Başkanı, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının sahaya yansımasını şu sözlerle değerlendirdi:
"Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar, tarım işçileri, inşaat çalışanları açık havada ve uzun süre güneş altında yüksek fiziksel efor harcıyor. Mevzuatımızda veya ilgili yönetmeliklerde belirli düzenlemeler bulunsa da esas sorunumuz uygulamada ve denetimde. İşverenin bu kurallara ne kadar uyduğu ve devletin bunu ne kadar denetlediği muğlaktır."
Yüksek sıcaklıklarda açık alanda çalışan işçiler için daha sık mola verilmesi, uygun gölgelik alanların temin edilmesi ve mevsime uygun, açık renkli, koruyucu kıyafetlerin sağlanması gerektiğinin altını çizen Kılıç; belediye temizlik görevlileri (çöpçüler) gibi kamu hizmeti sunan çalışanlarda dahi yaz koşullarına uygun çalışma saatlerinin ve kıyafet düzenlemelerinin aksatıldığını belirterek, kağıt üzerindeki kuralların sahada eksiksiz uygulanması gerektiği çağrısında bulundu.
'YOL İŞÇİLERİ 75 DERECE SICAKLIĞA MARUZ KALIYOR'
İSİG Meclisi Koordinatörü Murat Çakır, sıcak çarpmasına bağlı ölümlerin veri toplama süreçlerinden mevzuattaki yetersizliklere, uluslararası firmaların tutumundan sendikal mücadeleye kadar birçok noktaya dikkat çekti.
Avrupa ülkelerinde sıcak hava dalgalarına bağlı ölümlerin resmi istatistiklerle açıklandığını ancak Türkiye’de bu tür verilerin doğrudan tespit edilmesinin zorluğuna değinen Murat Çakır, basına yansıyan veya sahadan gelen bilgilerin arka planını şu şekilde aktardı:
"Sıcaklıklar ölümlerde doğrudan etkili olsa da vakalar resmi kayıtlara veya basına 'sıcak çarpması' olarak değil; beyin kanaması, kalp krizi veya aniden fenalaşma şeklinde yansıyor. Örneğin Diyarbakır’da tarlada çalışan bir kadın işçinin beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmesinde aşırı sıcaklar doğrudan etkilidir; ancak bunu doğrudan sıcak çarpması kaydıyla belgelemek mevcut sistemde mümkün olmuyor. Dolayısıyla büyük bir etki söz konusu olmasına rağmen bu ölümler dolaylı tanılarla kaydediliyor."
Sıcak hava dalgalarının hem açık hem de kapalı alanlarda çalışan emekçileri doğrudan tehdit ettiğini vurgulayan Çakır, riskli iş kollarını sıraladı:
"İnşaat işçileri, mevsimlik tarım işçileri, tersane çalışanları, motokuryeler, belediye temizlik görevlileri ile elektrik, doğalgaz ve su altyapı çalışanları doğrudan güneş altında ve yüksek sıcaklıkta görev yapıyor. Hissedilen sıcaklığın 70-75 derecelere ulaştığı asfalt döküm ve bakım işleri gibi alanlarda çalışanlar en yüksek risk grubunda yer alıyor. Uygun iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinin bulunmadığı fabrika ve atölyelerde çalışan işçiler ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor."
'İŞTEN KAÇINMA HAKKI KULLANILAMIYOR'
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi ile İş Kanunu’nun 83. maddesinde yer alan "ciddi ve yakın tehlike durumunda işten kaçınma hakkı" konusuna değinen Çakır, bu hakkın Türkiye’deki pratik karşılığını şu sözlerle eleştirdi:
"İşçinin yakın ve ciddi bir tehlike karşısında çalışmaktan kaçınma hakkı evrensel ve yasal bir haktır. Ancak Türkiye’de iş güvencesinin olmaması sebebiyle bu hak fiilen kullanılamıyor. İşçi aşırı sıcakta bu hakkını kullanmak istediğinde işveren tarafından devamsızlık gerekçesiyle kusurlu gösterilip tazminatsız şekilde işten çıkarılabiliyor. Hak arama süreci bir süre sonra işe iade ve tazminat davasına dönüşüyor. Kullanılamayan bir hakkın varlığından söz etmek mümkün değildir."
'FİRMALAR YURT DIŞINDA KURALA UYUYOR TÜRKİYE'DE UYMUYOR'
Uluslararası şirketlerin Türkiye'deki uygulamalarına da değinen Çakır, yurt dışında sıkı standartlar uygulayan firmaların Türkiye’de koşullara ve denetimsizliğe uyum sağladığını söyledi. Şirketlerin aşırı sıcaklara karşı kurumsal düzeyde özel tedbir ilan etmediğini, uygulamaların yalnızca bazı yöneticilerin bireysel inisiyatifleriyle sınırlı kaldığını kaydetti.
Aşırı sıcak dalgalarının genellikle 3-4 gün sürdüğünü belirten İSİG Meclisi Koordinatörü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın denetim mekanizmalarının ağır işlemesi sebebiyle sıcak günlerde sahada etkili bir denetim yapılamadığını vurguladı.
11.00 - 16.00 SAATLERİ VURGUSU
İklim krizine bağlı olarak gelişen aşırı sıcaklar, soğuklar ve rüzgarlı havaların toplu iş sözleşmelerinde (TİS) net ifadelerle yer alması gerektiğini söyleyen Çakır, meteorolojinin yüksek sıcaklık uyarısı verdiği günlerde, özellikle 11.00 - 16.00 saatleri arasında açık alanda ve ağır işlerde çalışmanın durdurulması veya saatlerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundu. Çakır, çalışma saatleri içerisinde ek molaların verilmesi; işçilere kesintisiz soğuk su, gölgelik alan ve serinleme imkânı sağlanması gerektiğine işaret ederek çalışma koşullarına dair hakların muğlak ifadeler yerine net kurallarla tanımlanması, işverenin yükümlülüklerinin açıkça belirlenmesi ve iş denetimlerinin sıklaştırılması gerektiğine işaret etti.
İSİG Meclisi açıkladı: "2025 yılında 2105 işçi hayatını kaybetti"Gündem