Fransa’nın geçtiğimiz günlerde aldığı radikal kararlar teknoloji dünyasında taşları yerinden oynatacak cinsten.
Kamu kurumlarında Linux’a geçişten tutun, yerli mesajlaşma ağı Tchap ve video konferans sistemi Visio hamlesine kadar her adım dijital bağımlılığa son vermek için atılıyor.
Avrupalı komşularımız birer birer Amerikan menşeli yazılımları kapı dışarı ederken meseleyi birer uygulama değişikliği olarak görmek büyük hata olur. Ortada devasa bir siber egemenlik mücadelesi var.
Yabancı menşeli bir işletim sistemi kullandığımızda o sistemin arka kapılarından hangi verilerin sızdığını, kritik bilgilerin hangi sunucularda depolandığını tam olarak kontrol etmemiz imkânsız.
Veri, çağımızda petrolden daha kıymetli bir kaynak hâline geldi. Bu kaynağı korumak sınır güvenliğini korumakla eşdeğer tutulmalı.
Almanya ve Hollanda gibi teknoloji devleri bile “kendi göbek bağımızı kendimiz keselim” diyerek yerli altyapılara yöneliyorsa, bizim için bu durum bir seçim olmaktan çıkıp bekâ meselesine dönüşmüş demektir.
Türkiye cephesinden baktığımızda tablo gayet net.
Devletin en mahrem yazışmalarından vatandaşın en özel bilgilerine kadar her türlü dijital varlık yabancı şirketlerin insafına bırakılamayacak kadar değerli.
İsrail, Çin veya ABD fark etmeksizin dışarıdan gelen her türlü teknolojik ekipman ve yazılım bünyesinde potansiyel riskler barındırıyor.
Kamu kurumlarının koridorlarında yabancı yazılımların esamesi okunmamalı. Kendi mühendislerimizin elinden çıkan sistemleri kendi sunucularımızda barındırmak zorundayız.
Dijital bağımlılık sessiz bir esarettir!
Bir sabah uyandığımızda kullandığımız servislerin fişinin çekilmeyeceğinin ya da verilerimizin birer silaha dönüşmeyeceğinin garantisi yok.
Ulusal siber güvenliğimizi tam anlamıyla tesis etmek istiyorsak altyapının her zerresinde millî imzayı görmeliyiz.
Yazılımdan donanıma, veri tabanından yapay zeka platformlarına kadar her alanda yerli üretimi zorunlu kılmak, bağımsız bir Türkiye ideali için atılacak en kritik adımdır.
Kendi teknolojimizi inşa etmediğimiz her gün dijital dünyada başkalarının çizdiği sınırlarda yaşamaya mahkûm kalırız.
Konuya ilgi duyanlar, “Siber İstihbarat / Kapımızdaki Siber Tehlike” adlı kitabımı okuyabilirler.