Bir süredir hüküm süren belirsizlik perdesi aralanıyor mu?..
T24 haber sitesinden Cansu Çamlıbel, çok önemli bir röportaja daha imzasını koydu. DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan’ın Cansu Çamlıbel’e anlattıklarını kaçırdıysanız mutlaka satır satır okumanızı öneririm. Formatlanmış “çözüm süreci” nereye doğru gidiyor, kesintiye mi uğruyor, rafa kaldırıldı da ne mi bekleniyor?.. Ve birçok sorunun yanıtı, -bazıları- biraz muğlak da olsa, söyleşinin içinde…
Cansu Çamlıbel’in röportajını okuduktan sonra haklı olarak bana Ankara’da özellikle devlet koridorlarında ki havayı soracaksınız. Merakınızı gidereceğim ancak önemli gördüğüm birkaç alıntıyla beraber kendi yorumlarımı da çok kısa aktarmak isterim. Yazının başında Çamlıbel’in şu cümleleri çok dikkat çekici;
“…Süreç yine kritik bir eşikte. Devlet PKK’nın silah bıraktığına yönelik teyit ve tespit olmadan yeni adımlar için harekete geçecekmiş gibi gözükmüyor. Kandil ise PKK’lıların Türkiye’ye dönüşünün önünü açacak yasayı bekliyor. Öte ayından Kürt siyasi hareketi bir bütün olarak, sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan’ın süreçteki rolünün hukuki olarak garanti altına alınmasını adeta bir önkoşul olarak görüyor. ‘Öcalan’ın statüsü’ diye tanımladıkları şey aslında Öcalan’ın ‘baş müzakereciliğinin’ yasayla ya da resmî belgelere atıfla teyidi.
…
Buldan’ın kamuoyuna mesaj verme ihtiyacını hissediyor olmasının sürecin zor bir eşikte olduğunu teyit ettiğine dair izlenimimin haksız olmadığını satır aralarında siz de yakalayacaksınız diye düşünüyorum. Ancak Pervin Hanım ısrarla, ‘Süreç kendi mecrasında ilerliyor ve ilerleyecek, aksi yönde bir emare yok’ diyor.”
***
Size bir meslek sırrımızı vereyim. Bazen, röportaj yaptığımız kaynaklar, kamuoyuna açıktan söylemek istemedikleri veya net cevaplayamadıkları hususları bizlerden, kayıt cihazı kapandıktan sonra “şu hususları sen kendi izleniminmiş gibi yazabilirsin ama benim ağzımdan sakın ha yazma” derler. Biz de uygun görürsek öyle yaparız.
Bebek katiline, Pervin Buldan’ın kendi ağzından istediği “resmi statü” ile birlikte Cansu Çamlıbel’in “sürecin zor ve kritik bir eşikte” olduğu tespitini birlikte okuyun. Saray iktidarına esaslı bir tehdit var….
***
Terör örgütü PKK’nın siyasi temsilcisi DEM Partili Pervin Buldan’ın ağzından çıkan tehdit ve şantajlardan bebek katili Abdullah Öcalan’da nasibini almış!..
Terörist başının “statüsü” ve terör örgütüne çıkarılması planlanan af, çıkarılacak yasalar konusundaki sorulara Pervin Buldan bakın nasıl cevap veriyor;
“ Bunlar mutabakat işi, konuşulacak. Henüz bizim bulunduğumuz ortalarda bunlar konuşulmadı. Ama devlet heyeti ve Sayın Öcalan bu konuları konuşmaya başladı mı bunu bilmiyoruz. Ama bir mutabakatın sağlanması lazım bu konuda. Sayın Öcalan’ın da Kandil’deki üst düzey yetkililerin de devletin de üzerinde mutabık kalacağı bir metin haline gelmesi gerekiyor. Devletin elbette ki bir taslağı vardır. Bizim de var, DEM Parti olarak bir yasa hazırlığımız var. CHP’nin de var, biliyoruz. MHP’nin de var. Yeni Yol’un da var. Herkesin var yani. Ama herkes belki kendine göre hazırladı. Önemli olan olmazları değil olurları büyütmek, müşterekleri çoğaltmak.
…
Sayın Öcalan yöntem olarak kendi örgütüyle istişare etmeden ve ortaklaşmadan somut kararlar vermemeye özen gösteren bir lider. Farklı yollarla elbette ki örgütüyle iletişim kurulabilir, kurmalıdır. Kongre öncesinde yapıldı. Buna benzer bir yöntemle Öcalan’ın kendi örgütüyle bu meseleyi konuşması lazım, tartışması lazım, onayını alması lazım. Bir mutabakat sağlaması lazım ki bu yasa o haliyle genel kurula gelsin ve tartışmasız geçsin en azından. Ben bunun olabileceğini düşünüyorum. Devlet heyetinden iktidar mensuplarına muhalefet mensuplarına kime sorsam, herkes olması gerekenin bu olduğunu ifade ediyor. Çünkü herkes Öcalan’ın kendi örgütüne direkt kabul ettirmediği bir şeyi örgütün çok fazla dinlemeyeceği ve kabul etmeyeceği gerçekliğini biliyor. Bir şeyi ancak Sayın Öcalan onlara kabul ettirebilir. Herkes bu noktada aynı görüşte.”
Güya bebek katili Öcalan’ı incitmemeye özen gösterilerek, “iktidar ile kendi başına anlaşıp, örgütün onay vermeyeceği işlere kalkışma ,yemezler” deniyor!..
Röportajın, tümünü dikkatlice incelerseniz “feshedilen” örgütün tüm ağırlığının ustalıkla hissettirildiğini de görürsünüz!..
***
Pervin Buldan’ın verdiği röportajdan, “Türkiye bize Kürdistan kursun, ardından da bu devletçiğe hami olsun” mesajı çıkaranlarınız da olabilir. O zaman, devlet koridorlarında, gelişmelerin içinde olan kaynaklarımdan aldığım değerlendirmelerden bir toparlamayı şöyle yapabilirim;
“Abdullah Öcalan’a statü verilemeyeceğini bu şartlarda hukukçular biliyor. Çünkü Öcalan, terör örgütü lideri olarak yargılandı ve müebbet hapis cezası aldı. Öcalan’ın iddia edildiği gibi baş müzakereci pozisyonuna gelmesi demek bütün haklarının iadesi anlamına gelir. Bu sefer de ortalık karışır Türkiye’de. DEM Parti kanadı bunu da biliyor. Öcalan’ın statü alması yani belirtildiği gibi baş müzakereci olarak ya da bir parti genel başkanı olarak muhatap alınması demek, Öcalan’ın affı anlamına gelir. Bütün hakları iade edilmeden böyle bir pozisyona gelemez. Bu nedenle zaten diyalog kavramını söylüyorlar ve Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden çıkmasını istiyorlar. Öcalan’ın aktör kimliğini sürdürebilmesi için kamuoyunu rahatsız etmeden ara formül bulmak istiyorlar. Öcalan akil adam pozisyonuna gelecek, Demirtaş siyasi kimliği ile konuşacak.
Bu şekilde olması demek, siyasi iktidarın da, devlet bileşenlerinin de, siyasal Kürt hareketini de rahatlaması demek… Buldan, bir taraftan Demirtaş’ı işaret ediyor, diğer taraftan İmamoğlu’nu işaret ediyor. CHP’yi sürece katmak istemelerinin temel nedeni bir anlamda Ekrem İmamoğlu’nu Kürt siyasal hareketinin temel bileşeni yapmak istiyorlar. Süreç uzayacak dolayısıyla ‘Erdoğan ile başlayan süreç Erdoğan ile bitmeyebilir’ iması bunu açıkça gösteriyor.
Öcalan’ı diyalog sürecinin akil insanı konumuna getirip, İmamoğlu ile Demirtaş’ı sürece almak istemeleri çok açık. ‘Öcalan zaten Demirtaş ile diyalogda’ derken bunu kastediyorlar.”