Slovenya siyaseti başkent Lübliyana sokaklarında dolaşan sahte kimlikli yatırımcıların bıraktığı kirli izlerle çalkalanıyor.

Devlet yayın kuruluşu RTV SLO tarafından ortaya atılan veriler seçim sandığının üzerine çöken istihbarat gölgesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

MOSSAD ile yolları kesişen Black Cube (Kara Küp) isimli yapının ülkenin demokratik tercihlerini manipüle etmek adına yürüttüğü faaliyetler egemenlik haklarına vurulan ağır bir darbe niteliği taşıyor.

Mladina dergisinin ulaştığı detaylar casusluk romanlarını aratmayacak cinsten.

Kendilerini yabancı sermaye temsilcisi gibi gösteren operasyonel isimlerin muhalefet lideri Janez Jansa ile gerçekleştirdiği gizli temaslar siyasetin finansmanı ve yönlendirilmesi hususunda mide bulandırıcı soru işaretleri barındırıyor.

Kayıt altına alınan görüşmeler siyasi rakipleri saf dışı bırakma gayretinin sınır ötesi bir destekle harmanlandığını kanıtlıyor.

Başbakan Robert Golob’un Avrupa Birliği nezdinde başlattığı soruşturma talebi konunun yerel bir çekişmeden ziyade kıta güvenliğini ilgilendiren bir tehdit olduğunu teyit yönünde.

Yabancı bir gücün bir AB üyesinin iç işlerine bu denli pervasızca sızması, Brüksel koridorlarında da soğuk duş etkisi yarattı. Seçmenin iradesine ipotek koyma girişimi sandık öncesi anketlerde karşılığını anında buldu.

Europe Elects verilerine bakıldığında, SDS’nin yaşadığı sert irtifa kaybı, Sloven halkının dış müdahalelere karşı takındığı onurlu tavrı simgeliyor.

Yüzde 31 seviyelerinden yüzde 26’ya gerileyen oy oranları karanlık odalarda kurulan planların millet iradesine çarptığında nasıl darmadağın olduğunu gösterdi.

Demokrasi, şeffaflık ve dürüstlük ilkesi üzerine inşa edilmediği müddetçe dış istihbarat servislerinin oyuncağı hâline gelme riskiyle her an yüz yüzedir.

Slovenya'da yaşananlar bağımsızlık iddiasındaki her devlet için ibretlik bir ders teşkil ediyor.

Black Cube operasyonunun derinliklerine inildiğinde karşımıza sıradan bir danışmanlık hizmetinden ziyade devletlerin kaderini belirlemeye yönelik çok katmanlı bir psikolojik harp stratejisi çıkıyor.

İsrail ordusunun seçkin istihbarat birimlerinden emekli personeli bünyesinde toplayan Black Cube, hedef ülkelerdeki siyasi dengeleri sarsmak adına sosyal mühendislik yöntemlerini en uç noktada kullanıyor.

İsrail menşeli şirketlerin Avrupa’nın göbeğinde bu kadar rahat hareket edebilmesi, AB istihbarat servisleri arasındaki koordinasyon eksikliğini de ifşa etti.

Janez Jansa’nın Black Cube yetkilileriyle kurduğu iddia edilen bağ, aşırı sağın yükselişinde dış istihbaratın payını tartışmaya açtı.

Macaristan ve Polonya gibi ülkelerdeki benzer siyasi hareketlerin de bu tarz özel istihbarat servislerinden destek alıp almadığı, Brüksel’in en büyük endişesi hâline geldi.

Not: Yazıyı kaleme aldığım sırada henüz seçimler yapılmamıştı. Seçim sonuçlarına göre SDS, %28,1 oy alarak seçimi 0,4 puan farkla kaybetti. Mossad bağlantısı iddiaları olmasaydı iktidar olma şanslarının oldukça yüksek olduğu söylenebilir.