Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma yeniden gündeme geldi.

Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, iki yıllık çalışmalarının ardından hazırladığı “Rojin Kabaiş Dosyası ve Adalet Mücadelesi Süreç Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı.

Rapor, İstanbul Taksim’deki Divriği Kültür Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Rojin Kabaiş dosyasında dikkat çeken rapor: “Deliller kaybolmuş olabilir” - Resim : 1

SORUŞTURMA SÜRECİ MERCEK ALTINA ALINDI

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Toplantıda, dosya avukatı Abdurrahman Karabulut’un soruşturma sürecine ilişkin değerlendirmelerinin yer aldığı metin de okundu.

Karabulut, soruşturmanın özellikle ilk yılında intihar ihtimali üzerinden yürütülmesinin dosyanın etkinliğini ciddi biçimde zedelediğini belirtti.

Raporda, mevcut delillerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi ve soruşturmanın tüm yönleriyle yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

Rojin Kabaiş dosyasında dikkat çeken rapor: “Deliller kaybolmuş olabilir” - Resim : 2

DOSYANIN VAN BAROSU’NDAN GİZLENDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ

Karabulut’un değerlendirmesine göre soruşturmanın ilk dönemindeki en önemli sorunlardan biri, dosyanın sekiz ay boyunca Van Barosu’nun erişimine kapalı tutulması oldu.

Metinde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi kapsamında verilen kısıtlılık kararının, müdahiller ve vekilleri açısından dosyaya erişimin tamamen engellenmesi anlamına gelmediği savunuldu.

Bu süreçte Van Barosu’na soruşturmadaki gelişmelerin aktarılmadığı ve avukatların dosyaya katkı sunmasının engellendiği ifade edildi.

Rojin Kabaiş dosyasında dikkat çeken rapor: “Deliller kaybolmuş olabilir” - Resim : 3

DNA BULGULARININ GEÇ AÇIKLANDIĞI BELİRTİLDİ

Raporda, Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilen iki farklı erkeğe ait DNA bulgularının açıklanma süreci de eleştirildi.

Söz konusu bulguların varlığının bilinmesine rağmen dokuz ay boyunca kamuoyuna ve ilgili taraflara açıklanmadığı belirtildi.

DNA’ların Rojin’in vücudunun hangi bölgelerinde bulunduğuna ilişkin bilginin ise yaklaşık bir yıl sonra ortaya çıktığı ifade edildi.

Karabulut, yaşanan gecikmelerin soruşturmanın intihar ihtimali ekseninde ilerlemesine neden olduğunu belirterek, bu süreçte bazı delillerin kararmış ya da kaybolmuş olabileceğine dikkat çekti.

“İNTİHAR BASKISI” İDDİASI RAPORDA YER ALDI

Açıklamada, Van Valisi’nin Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş’e otopsi sırasında intihar yönünde baskı yaptığı iddiası da anımsatıldı.

Raporda, bu tutumun soruşturmanın yönünü etkilemeye yönelik bir müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

ŞÜPHELİ OLARAK BELİRTİLEN KİŞİLER HAKKINDA İŞLEM YAPILMADIĞI İDDİA EDİLDİ

Dosya avukatı Karabulut, 26 Haziran tarihli bilirkişi raporunda şüpheli olarak bildirilen kişilerin dosyada mevcut olduğuna dikkat çekti.

Buna karşın söz konusu kişiler hakkında ifade alma işlemi yapılmadığı, HTS ve baz kayıtlarının incelenmediği, DNA örneklerinin alınmadığı belirtildi.

Raporda, bu durumun soruşturma kapsamında bazı kişilerin korunduğu yönünde ciddi bir algı oluşturduğu savunuldu.

Adli Tıp Kurumu’nun rokuronyum maddesine ilişkin ortaya koyduğu şüphenin de soruşturma açısından önem taşıdığı vurgulandı.

TELEFONUN ÇİN’E GÖNDERİLMESİ ELEŞTİRİLDİ

Raporun dikkat çeken başlıklarından biri de Rojin Kabaiş’in telefonunun açılması amacıyla Çin’e gönderilmesi oldu.

Karabulut, bu işlemin soruşturma açısından gereksiz zaman kaybına yol açtığını savundu.

Kaybedilen süre içerisinde bazı yan delillerin kaybolmuş ya da kararmış olabileceği ifade edildi.

Raporda, soruşturmanın tüm yönleriyle yürütülmesi, şüpheli görülen kişiler hakkında gerekli adli işlemlerin yapılması ve mevcut delillerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi çağrısı yapıldı.