Türkiye siyasetinin son altı aydır en çok konuştuğu başlıklardan biri CHP ve CHP’ye verilen butlan kararı sonrasında kurulan YENİ Parti…

Butlan tartışmasını şimdilik bir kenara bırakalım. Gerçek siyaset sahnesine dönelim ve şu soruyu soralım:

YENİ Parti’nin önündeki tek engel gerçekten ismi mi?

Aslında değil.

Neden mi?

Özgür Özel’in “Yedek planımız var” sözlerine çok takılmayın. Yedek plan meselesi ayrı bir hikâye; asıl mesele, partinin seçimlere girme yeterliliği kazanıp kazanamayacağı.

Gelin önce temel şartları anımsayalım.

Uzun uzun mevzuat anlatmaya gerek yok. Bir siyasi partinin seçimlere katılabilmesi için gerekli örgütlenmeyi tamamlaması, yeterli sayıda ilde teşkilatlanması, il ve ilçe kongrelerini süresi içinde yapması gerekiyor.

Yani mesele yalnızca tabela asmak değil.

ERDOĞAN’IN SEÇİM TAKVİMİNDEN HABERLERİ VAR MI?

Asıl soru burada başlıyor:

YENİ Parti, Erdoğan’ın aklındaki seçim tarihinden haberdar mı? Haberdar değilse ortada ciddi bir sorun var. Çünkü şu ana kadar ne kamuoyuna yansıyan büyük bir panik ne de seçim yeterliliğini hızla tamamlamaya dönük olağanüstü bir seferberlik görüntüsü var.

İki ihtimal bulunuyor:

Ya yetişeceklerinden son derece eminler…

Ya da henüz yüksek sesle konuşulmayan bir takvim krizinin eşiğindeler.

Özgür Özel’in “yedek plan” açıklamasının önemi de tam burada ortaya çıkıyor. Ancak o yedek planın ne olduğu hâlâ açıklanmış değil. Yenilik Partisi cephesinden yapılan açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla, kapalı kapılar ardında isim ve parti üzerinden ciddi görüşmeler yürütülmüş.

Bu görüşmelerde ne talep edildiği konusunda farklı iddialar var. Milletvekilliği mi, maddi destek mi, başka siyasi şartlar mı?

Bunu taraflar açıklamadıkça kesin biçimde bilmemiz mümkün değil.

Ama Türk siyasetinin pazarlık kültürünü bilen herkes, böylesi bir görüşmenin yalnızca “isim hakkı” üzerinden yürümeyeceğini tahmin edebilir.

Şimdi yeniden o kritik soruya dönelim:

Özel ve ekibi Erdoğan’ın seçim kurgusundan haberdar mı?

CHP’deki ayrışmanın ardından bir anda Türkiye’nin ana muhalefet koltuğuna oturan YENİ Parti’nin önünde artık gerçek bir yol ayrımı var.

Ya “YENİ” ismiyle ilgili tartışmaları geride bırakıp seçim yeterliliği için hızla örgütlenme sürecini tamamlayacak…

Ya da Özgür Özel’in sözünü ettiği, hazır olduğu iddia edilen ikinci planı kamuoyuyla paylaşacak.

Çünkü seçim takvimi siyasette kimseyi beklemez.

İKİNCİ RİSK: SEÇMEN ALGISI

Meselenin bir de seçmen tarafı var.

Özgür Özel, yeni partinin kuruluş sürecinde şu ifadeyi kullanmıştı:

“Bu partiyi bize halk kurdurdu.”

Böylece uzun süredir kendisine yöneltilen “Yeni parti kuracak mısınız?” sorusu adeta partinin adına dönüştü.

Peki YENİ Parti adı ortaya çıkana kadar hangi isimler konuşuldu?

Ekim Partisi, Millet Partisi, Değişim Partisi, Yürüyüş Partisi ve Anadolu Birliği Partisi…

Bu isimlerin tamamı YENİ Parti başvurusu yapılmadan önce çeşitli şekillerde kamuoyunun önüne geldi.

Hatta daha sonra CHP’li bazı milletvekillerinin “yürüyüş” temalı sosyal medya paylaşımları yapması da dikkat çekmişti.

Kulislerde konuşulan bir başka iddia ise Özgür Özel’in ekibi ile Anadolu Birliği Partisi arasında görüşme yapıldığı ve görüşmenin olumlu sonuçlandığı yönünde.

İddialara göre masadaki başlıklardan biri de partiye üç milletvekili verilmesiydi.

Eğer bu bilgi doğruysa, YENİ Parti seçeneğinin tıkanması halinde Anadolu Birliği Partisi formülü yeniden gündeme gelebilir.

Ancak bu kez pazarlık masasındaki “üç milletvekili” kartının aynı kalacağının garantisi yok.

Siyasette şartlar değiştikçe fiyat da değişir.

ASIL RİSK: SEÇMENİN ZİHNİNDEKİ PARTİ

Burada bence asıl meseleye geliyoruz.

YENİ Parti ismi artık yalnızca bir tabela değil.

Seçmenin zihninde bir siyasi kimliğe dönüşmeye başladı.

Dolayısıyla birkaç ay sonra başka bir parti adıyla yola devam edilmesi teknik olarak mümkün olsa bile, siyasi olarak aynı sonucu üretmeyebilir.

Çünkü seçmen algısı, en az seçim takvimi kadar önemlidir.

Bir parti kamuoyunda YENİ Parti olarak kodlandıktan sonra, “Biz aslında başka bir partiyle seçime giriyoruz” demek sandıkta beklenmedik bir maliyet yaratabilir.

İşte bu nedenle YENİ Parti’nin önündeki en büyük sorun yalnızca “YENİ” ismi değil.

Önünde üç kritik dosya var:

Seçim takvimi, örgütlenme yeterliliği ve seçmen algısı. Bu yazıya itirazlar gelecektir. Yalanlamalar da gelecektir. Belki sert açıklamalar da…

Gelmeden önce küçük bir önerim var:

İlk görüşmeyi benimle değil, anket şirketleriyle yapın. Çünkü siyasette bazen hukuken mümkün olan şey, seçmen nezdinde siyaseten mümkün olmayabilir.