Üsküdar Belediyesi’nde CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya'nın 22 oyla kazandığı belediye başkanvekilliğine AK Parti’nin itirazının kabul edilmesinden sonra bugün tekrardan seçim yapıldı.

SİBEL CAN ÇETİNKAYA VE DÜNDAR ZİYA GÜLTEKİN YARIŞTI

Yapılan seçimde CHP’nin (CHP) adayı Sibel Tan Çetinkaya ve Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin yarıştı.

Meclis'te AKP-MHP ittifakının 21, CHP ve YENİ Parti'nin ise 23 üyesi bulunmasına rağmen CHP'li iki ismin tutuklanması sebebiyle iki gruptan da 21'er kişi oy kullandı.

Seçimin ilk turunda AK Parti’nin adayı Gültekin 21, CHP'nin adayı Çetinkaya 19 oy aldı. 2 oy ise geçersiz sayıldı. İkinci turda ise Gültekin 22, Çetinkaya 20 aldı. Üçüncü turu da Dündar Ziya Gültekin önde tamamladı. Gültekin 23, Çetinkaya 19 oy aldı.

Dördüncü turda ise 23 oy alan AK Partili Dündar Ziya Gültekin belediyenin yeni başkanvekili seçildi.

SEÇİMİ SAVCILAR VE İSTANBUL VALİSİ KAZANDI

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, AK Partili adayın kazanmasının ardından açıklamalarda bulundu. Çelik, "Üsküdar'da seçimi Kartal Adliyesi'ndeki savcılar ve İstanbul Valisi Davut Gül kazandı" dedi.”

“HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLAYARAK ‘BENİ TEHDİT ETTİLER’ DEDİ

Çelik, AK Parti’ye transfer olan Ayhan Aydın’ın, savcı tarafından tehdit edildiğini iddia etti. Çelik, “Bunu ilk kez açıklıyoruz.. Transfer edilen 3. üye, Ayhan Aydın.. Rozeti taktıktan sonra bir telefon açıldı kendisine, hüngür hüngür ağlayarak, ben ve vekilimiz Suat Özçağdaş'ın duyacağı şekilde 'Savcı beni tehdit etti, engelli oğlum var, onlara kim bakacak, engelli eşim var, onlara kim bakacak. Beni tehdit ettiler ben bunlara teslim oldum dedi, Ağlayarak telefonu kapattı” sözlerini sarf etti.

YENİ Parti İstanbul il Başkanı Özgür Çelik'in açıklaması şöyle:

Seçimi AK Parti kazanmadı. Üsküdar'da seçimi Kartal Adliyesindeki savcılar, İstanbul Valisi Davut Gül kazandı. Tekrar ediyorum. Tekrar ediyorum: Bugün Üsküdar'da Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiş bir gün yaşandı. Ve burada seçimi AKP kazanmadı, burada seçimi Kartal Adliyesindeki savcılar ve İstanbul Valisi Davut Gül kazandı.

Neler yaşandı İstanbul'da, Üsküdar'da? Bugüne kadar neler yaşandı? Bugün ne yaşandı? Bunları teker teker Türkiye kamuoyuyla paylaşacağız. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı, 5 Ağustos'ta burada bir belediye başkan vekilliği seçimi gerçekleşti. Sibel Tan Çetinkaya belediye başkan vekili olarak seçildi. Sonrasında hukuksuz bir şekilde yargı eliyle, hukuksuz bir biçimde seçimi iptal ettiler. Hukuksuz bir biçimde seçimi iptal ettiler ve geçtiğimiz cumartesi gününe bir seçim koydular. Çoğunluk sağlanamadı, bugün sabah saat 9'da yeniden Üsküdar meclisi toplandı.

Peki, ilk operasyonun gerçekleştiği günden bugüne kadar ve birinci meclis başkan vekilliği seçiminden bugüne kadar Üsküdar'da neler yaşandı?

Tam 8 tane meclis üyemiz Kartal Adliyesine davet edildi. Savcılar, Kartal Adliyesinde meclis üyelerimizi yargı tacizi, yargı baskısı altına aldılar. Yetmedi, iki meclis üyemiz sırf oy kullanamasınlar diye tutuklandılar. Yetmedi, 4 meclis üyemiz transfer edildi ve bir siyasi partinin rozeti takıldı. Şimdi bu 4 transferle ilgili gerçekleri birer birer Türkiye kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Bunlardan bir tanesi Ahmet Başbaydar. Ahmet Başbaydar birinci seçimde 3. ve 4. tur arası meclis üyelerinin söz alıp tek tek Sibel Tan Çetinkaya'ya oy vereceğine yönelik söz verdikleri aşamada, 'Ben AK Parti'ye oy verdim, tekrar vereceğim, çünkü terör örgütünden benim oğlum ceza aldı, terör örgütü üyeliğinden şu anda İngiltere'de, 15 yıldır Türkiye'ye gelemiyor, Adalet Bakanlığı benim terör örgütünden ceza almış oğlumu getirme sözü verdi.

Kıymetli yurttaşlarımız, Ahmet Başbaydar'ın 40 kişinin içerisindeki kendi ifadesidir bu. AK Parti ve onun yargı kolları, Adalet Bakanlığı Üsküdar Belediyesi seçimlerinde bir kişi kendilerine oy versin diye Ahmet Başbaydar'ın 40 kişinin içerisindeki ifadesiyle terör örgütünden ceza almış 15 yıldır Türkiye'ye dönemeyen bir kişiyi Türkiye'ye getirme sözü vermiştir.

İkinci kişi... İkinci transfer olan kişi Hüseyin Kazan. Burada Üsküdar'da iddialar var. Meclis üyeleri ve Üsküdar sokakları konuşuyor. Diyorlar ki Hüseyin Kazan'ın oğlu birinci seçimden kısa bir süre önce adli bir meseleden cezaevindeydi ve bulunduğu cezaevinden oy vermesi karşılığında şartlı tahliye edildi.

Ve üçüncü meclis üyesi... Bunu bugün ilk kez Türkiye kamuoyuna açıklıyoruz. Ayhan Aydın, transfer edilen üçüncü meclis üyesi. Ben ve milletvekilimiz şu anda burada Suat Özçağdaş, kendisi rozeti taktıktan sonra kendisine bir telefon açıldı yanımızda. Hoparlöre verildi. Ve kendisi hüngür hüngür ağlayarak... Ayhan Aydın hüngür hüngür telefonda, benim de milletvekilimiz Suat Özçağdaş'ın da duyacağı şekilde 'Beni savcı tutuklamayla tehdit etti. Benim oğlum engelli, benim eşim engelli. Bunlara kim bakacak? Benim gönlüm razı değil, vicdanım razı değil. Engelli çocuğum var, engelli eşim var, ben tutuklanırsam onlara bakacak kimse kalmaz diye ben bunlara teslim oldum.' dedi. Hüngür hüngür ağlayarak telefonu kapattı.

Buradan, buradan bu uygulamayı gerçekleştirenlere sesleniyorum. Sizler var ya, engelli çocuğu olan, engelli kadını olan bir insanı teslim aldınız. Baskıyla, korkuyla, sindirerek teslim aldınız. Siz var ya siz, siz insanlık onurunu ayaklar altına aldınız. Siz, siz Üsküdar'da insanlık onurunu ayaklar altına aldınız, ayaklar altına aldınız.

Ve geliyoruz. Tahsin Usta. Konuşuyor insanlar, 500 bin dolar diye iddia edenler var, 1 milyon dolar diye iddia edenler var. Parayla, makam teklifiyle teslim olduğunu söyleyenler var.

şimdi... Bu dört meclis üyesi transfer olduktan sonra ne oldu? Birisinin Afrika'dan kardeşi geldi bu yanlışı yapma diye, kendisine ulaşmaya çalıştı. Birisinin ailesi kendisine ulaşmaya çalıştı. Bu insanlar şehir dışında bir otelde 4 gün boyunca kampta tutuldu ve başlarına devletimizin, milletimizin polisi dikildi. Yani işin içerisinde savcılar var, işin içerisinde İstanbul Valisi Davut Gül var, işin içerisinde devletin polisleri var. Böyle bir şey olur mu? Hepimizin canını malını korumakla görevli olan polisler bu işe alet edilir mi? Dört meclis üyesinin başında günlerce bir otelde bekletilir mi? Bu ifadeler de yine Sayın Suat Özçağdaş'ın duyduğu, Ayhan Aydın isimli kişinin ifadeleridir, 'Biz bir oteldeyiz ve polis şu anda başımızda bekliyor' diye.

Ve bugün iki meclis üyesi daha gizli kapaklı bir şekilde Üsküdar halkının iradesine ihanet etti. Birisini tespit etmek için arkadaşlarımız çalışıyor. Bir tanesi, Onur Bayav. Ve meclis üyelerinin, ve belediyenin içerisinde Onur Bayav'la ilgili konuşulanlar... Ne tesadüf ki Onur Bayav'ın patronunun da savcılığa çağrıldığı, Onur Bayav'ın da yine adliye marifetiyle, savcılık marifetiyle tehdit edildiği şu anda Üsküdar Belediyesinin içerisinde ve meclis üyeleri içerisinde konuşuluyor.

Şimdi... Geliyoruz buradaki manzaraya. Bugün burada İstanbul Valiliği binayı 360 derecelik demir bariyerlerle bir abluka altına aldı ve ne yazık ki Türkiye'ye gerçekleri anlatması gereken gazeteciler yine belediyeden içeriye alınmadı. Peki... Milletvekilleri girdi sadece. Siyasi partiler yönünden İstanbul Valisinin uygulamalarına gelelim.

İstanbul Valisi bir kere birinci seçimi en erken saate koyarak AK Parti'ye saat avantaji sağlamaya çalıştı. İkinci seçimi üç belediye meclis üyesi gözaltındayken geçtiğimiz cumartesi gününe seçim kararı aldı. Yangından mal kaçırılması için elinden gelen çabayı sarf etti. Başka ne yaptı? Sırf ben içeriye girmeyeyim diye, ilçe başkanım içeriye girmesin diye, şöyle bir yazı yayınladı İstanbul Valisi Sayın Davut Gül. Dedi ki, 'Grubu olmayan partiler belediye binasından içeriye giremez. Biz de alelacele yerel parti olarak bir grup kurduk. Dilekçemizi İstanbul Valiliğine gönderdik, savcılığa gönderdik. Arkasından valilik bir yazı daha yayınladı, 'Hiçbir siyasi partinin il başkanı, ilçe başkanı ve temsilcisi giremez.

Şu anda iki arkadaşımız tutsak vaziyette. İki kişi tutuklu olduğu için bugün oy kullanamadı. Şimdi, ben önce Kartal Adliyesinde bu uygulamaları gerçekleştiren savcılara şunu ifade etmek isterim: Devletin dini adalettir diyoruz ya, devletin temeli adalettir diyoruz ya, adalet mülkün temelidir diyoruz ya. Siz bugün insanların adalete olan güveni zaten yüzde 15'lere, yüzde 20'lere inmiş, bunu bugün yerle bir ettiniz. Siz bugün adalete olan güveni bir kez daha yerle bir ettiniz. Burada bir siyasi parti bir meclis başkan vekilliği seçimini kazansın diye, Kartal Adliyesindeki savcılık odalarınızı seçim ofisine çevirdiniz. Siz adaletin temeliyle oynadınız. Oysa Türkiye'de yaşayan 86 milyon yurttaşın can güvenliği, mal güvenliği her şeyi öncelikle bu ülkenin adaletine emanet.

Şimdi İstanbul Valisi Sayın Davut Gül. Sayın Davut Gül, siz birinci seçimin saatini belirlerken, ikinci seçimin saatini insanlar gözaltında belirlerken, oysa daha önce Ataşehir'de 10 gün sonrasına, farklı ilçelerde 6-7 gün sonrasına seçimler koymuş birisi olarak, siz ikinci seçimi insanlar gözaltındayken koydunuz ve Sayın Vali siz bizim buraya girmemizi engellemek için elinizden geleni yaptınız. Sayın Davut Gül, şu anda İstanbul Valiliğinin tabelasına bir ampul fotoğrafını asarsanız buna Türkiye'de şaşıran hiç kimse kalmayacak. Bunu size açık ve net olarak söylüyoruz. (Alkışlar) Siz İstanbul Valiliğini bir siyasi partinin seçim ofisine dönüştürmüş durumdasınız.

Şimdi, geliyoruz, hani dedim ya burada Üsküdar'da seçimi AK Parti kazanmadı, burada seçimi savcılar ve İstanbul Valisi Davut Gül kazandı diye. AK Parti'nin il başkanı; savcılar tehdit eder, onlar transfer için insanları zorlarlar, sen de onların yanında dikilip sırıtarak ancak fotoğraf çektirirsin. Senin başka bir becerin, başka bir meziyetin olmadığını da geçmiş seçimlerde hep beraber gördük. Bundan sonra da Türkiye görecek. Bu senin siyasal yaşamına da bu yapılan uygulamalar, o verdiğin transfer fotoğrafı bir utanç lekesi olarak geçecek.

Şimdi geliyoruz Üsküdar halkının iradesini satanlara. 4 tanesi açık açık, 2 tanesi gizli gizli. Üsküdar halkının hakkı size helal değildir kardeşim! (Alkışlar ve sloganlar) Üsküdar'daki seçmenlerin hakkı size helal değildir! Sinem Dedetaş'ın hakkı size helal değildir! Yol arkadaşlarınızın... Kendilerine teşekkür ediyorum. 19 meclis üyemiz. Türlü tehditlerle, türlü baskılarla... 'Aha işte Mithat Bey gözaltına alındı gözaltında kaldı, çıktı yine iradesine sahip çıktı. Bütün baskılara boyun eğmeyen 19 meclis üyemize teşekkür ediyorum. O iradesini satan meclis üyelerine, yol arkadaşlarının ve bizim hakkımız size helal değildir kardeşim.

Şimdi... Buradan şunu ifade etmek isterim. 42 kişinin oy kullandığı bir seçimde savcılıkları, valilikleri, kolluk gücünü, bürokrasiyi devreye sokarak bir iş yapmış olabilirsiniz. Ama er ya da geç bu sandık milletin önüne gelecek. Çünkü bu sandık milletin önüne geldiğinde bir avuç oligark var bir tarafta; yargıyı siyasallaştıran, medyayı tekel altına alan, devlet kurumlarını, bürokrasiyi partizanlaştıran. Bir tarafta da Türkiye'de 86 milyon millet var. Millet, sandıkta kaybettiğinizi masa başında kazanmanıza izin vermeyecek. Sandık milletin önüne gelecek. Üsküdar bugünün hesabını soracak. İstanbul bugünün hesabını soracak. Türkiye bugünün hesabını soracak. Bu kötülüğü millet asla cezasız bırakmayacak. Biz yüzümüzü millete döndük. Milletle birlikte kararlı bir şekilde yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'le, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'yla, 16 milyon İstanbulluyla, 86 milyon yurttaşımızla kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Yemin içiyoruz, ant içiyoruz, bu karanlık kaybedecek, millet kazanacak!"