İçişleri Eski Bakanı Sayın İdris Naim Şahin ile ilgili görüntülü ve yazılı basında yer alan haberlere ‘Üzülmedim’ dersem yalan olur.

Çünkü Sayın Şahin, benim hemşehrim…

Hiçbir hemşehrim için kötü düşünmedim.

Doğrusu hiçkimse için kötü düşünmem, ah etmem, kimselere “Oh olsun!” demedim, demem de.

*

Haberlerde yer aldığı kadarıyla -ve daha sonra savcılığa da intikal etti- ‘Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik yürütelen soruşturma kapsamında firari durumdaki Hilmi Tuna Kuriş, Marmaris’ten yurt dışına çıkmak üzere hareket ettiği sırada yakalanmıştı.

Aranıyordu çünkü.

Aranan kişinin yakalandığı araç, İçişleri Eski Bakanı Sayın İdris Naim Şahin üzerine kayıtlıymış.

Eski Sayın Bakan, “Suçluyu kayırma nedeniyle ‘Şüpheli” sıfatıyla çağrılmış.

Oysa Sayın İdris Naim Şahin:

“Söz konusu aracın bilgisi dışında kullanıldığını ve suç duyurusunda bulunduğunu’” söylemiş.

“Ankara da ikamet ettiğini ve aracı İstanbul’a gittiğinde kullanmak için kiraladığını…

Kullanmadığı zamanlarda da otoparkta tutulması üzerine anlaştığını…

Ancak aracı kiralayan şirket sahibinin bu araçla Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ı taşıdığını basından öğrendiğini, kendisinin suçsuz olduğunu savunmuş.

*

Ben Savcı ya da Hâkim olsam, -ki elbette değilim- kendisine:

“Sayın Şahin, size tahsis edilen araçta aranan ve yurt dışına çıkmak isteyen birilerinin bulunması -düz mantıkla bakıldığında- sizin bu işte dahliniz olduğu anlamına gelmez mi?” diye sorardım.

Belki de o zaman sayın Şahin de bana:

“Rent-a car’ firması’nın suçunu niye bana yüklüyorsunuz?” der ve ben de:

“Kesinlikle haklısınız. Yüklememem gerekir” derdim.

O nedenle ya zaten kanımca “Sizin bu işte bir dahliniz olduğu anlamına gelmez.”

Ancak suç ile suçlu arasında Sayın Şahin’in ortak noktası, kendisine ait aracın suçlular tarafından kullanılmış olması!

Bu durum sabit!

İdris Naim Şahin Beyefendi’nin aracıyla yurt dışına çıkarken yakalanmışlar.

Ben burada sadece, ‘Ne ekersek onu biçeriz’ der, başka da bir şey demem.

*

Niye öyle dedim?

‘Sayın Şahin 1994 Aralık 15’te İBB Genel Sekreter Yardımcısı iken, hiçbir suçu günahı olmayan bir İBB çalışanın, sırf abisi belediye başkanı olduğu için iş aktini fesh etmesinin, yani abisinin faturasını çalışana ödetmiş olmasının, belki de yıllar sonra başına böyle bir olayın gelmesine sebep olmuş olamaz mı?’ diye aklıma gelmiyor değil hani.

Ancak ne var ki her kim olursa olsun bir mazlumun ahını almışsa bedelini ödüyor.

*

Peki Sayın Şahin’in bunlarla hiç mi ilgisi yoktur?

Orasını bilemem?

Ancak onca kullanılacak araba varken, ‘Niye Şahin’in arabası?’ diye de bir soru aklıma gelmiyor değil.

*

Bunu da niye diyorum?

Belediye Başkanı olan abisinin faturasını, yıllar önce o delikanlıya kesmişti ya, arabanın kullanılma faturası da belki Şahin’e kesilebilir.

Bazen ateş olmayan yerden duman çıkartanlar, kendi ateşini de hazırlayabilirler.

*

Ben Sayın Şahin’e güvenmiyorum, ama adalete güveniyorum.

Neler olur bekleyelim görelim.