ABD'de Amerikan Üniversitesinin, 23 Temmuz-1 Ağustos döneminde, 18-34 yaşlarındaki 1031 yetişkin kişiyle yaptığı ankete göre katılımcıların yüzde 70'i ABD'nin bir ülke olarak "gidişatından gurur duymadığını" belirtirken yüzde 30'u gidişattan memnun olduğunu bildirdi.
Türkiye'de böyle bir anket yapılsa, nasıl bir sonuç alınır?
Bizde, bütün söylemler, çoğunlukla siyasi parti mensubiyetiyle oluşuyor. Yani çoğunluğun kendi görüşü yoktur. Parti lideri ne derse çoğunluğun görüşü de odur. Dolayısıyla anket sonucu da buna göre çıkar!
Türkiye'de sorular mesela şöyle sorulmalıdır:
-Kur korumalı garanti sistemi ile parası olanlara 44 ayda, 60 milyar dolar para aktarılmasına onay veriyor musunuz?
-Parayı para kazanırken emeklilerin büyük kısmının açlığa mahkûm edilmesinden gurur duyuyor musunuz?
-PKK'nın Suriye'deki gibi siyasete yani devlete ortak edilmesinden gurur duyuyor musunuz?
-Libya'nın Türkiye desteğiyle parçalanmasından gurur duyuyor musunuz?
-Suriye'nin Türkiye'nin desteğiyle ABD yetiştirmesi iki terör örgütüne teslim edilmesinden gurur duyuyor musunuz?
-Mekke Anlaşması'ndaki "İttifak üyeleri olan Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan'dan herhangi birine yönelik gerçekleştirilecek silahlı bir saldırı veya saldırganlık eylemi, anlaşmanın tüm taraflarına yapılmış bir saldırı olarak kabul edilir." maddesini onaylıyor musunuz?
***
Mekke Anlaşması yeterince bilinmiyor. Prof. Dr. İlhan Uzgel, “AKP Hükümeti kamuoyunu aydınlatmalıdır!” başlığıyla bir mesaj yayımladı. Uzgel, özetle şöyle dedi:
“Şu ana dek kamuoyu ile paylaşılan, Ankara'daki Pakistan büyükelçisinin de teyit ettiği üzere, Mekke İttifak Anlaşması'na ilişkin tek belge, bir sayfalık bildiriden ibarettir. Anlaşmanın askeri, teknik ve kurumsal yönlerini düzenleyen başka bir metin var mıdır? Zira bu anlaşma, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan ilgilendiren, NATO'nun 5. Maddesi benzeri bir ittifak hükmü içermektedir. Buna rağmen, Anayasa'nın 90. maddesinin açık hükmüne aykırı olarak TBMM'ye getirilmemiş ve onaylanmamıştır. Bu, başlı başına anayasal bir ihlaldir.
TBMM tarafından onaylanmamış, Resmî Gazete'de yayımlanmamış bir anlaşma metni uyarınca, bu metin yürürlüğe girmiş gibi İstanbul'da bir alt komite toplantısı icra edilmesi hukuka açıkça aykırıdır. Bu metin, eğer uluslararası bir anlaşma niteliğindeyse, Birleşmiş Milletler nezdinde tescil edilmesi zorunludur. Ne var ki, bugüne kadar böyle bir tescil işlemi yapıldığına dair herhangi bir kamu kaydı bulunmamaktadır.
Bu anlaşma ile Türkiye'nin güvenliği, tedricen Ortadoğu'daki gelişmelere endekslenmekte ve dolayısıyla Türkiye, bölgesel çatışmaların doğrudan bir tarafı haline getirilme riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.
Gizli taahhütlere, geleceğimizi ipotek altına alacak her türlü girişime karşı olduğumuzu açıkça beyan ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, şahsi tercihlerin veya kısa vadeli hesapların oyuncağı olamaz ve olmayacaktır.”
***
Bilindiği gibi İsrail, bu anlaşmadan önce kendi çıkarları için Suudi Arabistan'ı İran ile savaşa sokmak istemiştir. İsrail, Irak'ta gizlice kurduğu üsten Suudi Arabistan'daki ünlü petrol şirketi Aramco'nun tesislerini bombalamış, sonra da İran’ı suçlamıştır. Neyse ki Suudi Arabistan, bu kışkırtmaya aldanmamıştır.
Pakistan ise Hindistan ile zaman zaman savaşın eşiğine gelmekte, bölgede bazan sınır çatışmaları da çıkmaktadır. Bu anlaşmayla Türkiye, bir anda hem İran hem de Hindistan ile karşı karşıya kalabilir. Bu durumda çok övülen Mekke ittifakı, İsrail'in İran karşısında güvenliğini sağlamaya yaramaz mı?
Hacı Bektaş Veli, "Hararet nardadır, sacda değildir, Keramet baştadır, taçta değildir, Her ne arar isen kendinde ara, Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir." demişti. AKP iktidarı, kerameti Mekke’de arıyormuş gibi görünürken bir taraftan İsrail'i soykırım yapmakla suçluyor, diğer taraftan İsrail'in İran'a karşı korunması demek olan bu anlaşmayla Türkiye'nin güvenliğini tehlikeye atıyor. Oysa keramet Ankara’da; Atatürk’ün dış politika çizgisinde aranmalıdır.