Dünyanın her yerinde ana muhalefet partisi, iktidar uygulamalarını sert biçimde eleştirir, hatta hesap sorar, kendileri iktidar olduklarında neler yapacaklarını açıkça anlatır.

Bizde ise ana muhalefet partisi iç kavgaları yüzünden böylesine önemli bir görevi bir türlü yerine getiremiyor.

Keşke bu durumdan hızla çıkıp iktidara örneğin şu soruları yöneltebilse:

-Avrupa İnsan hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına neden uymuyorsunuz?

-Siyaset kurumunun adalet sistemine müdahalesini önlemek amacıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun tam bağımsız olmasını neden sağlamıyorsunuz?

-Davaların birkaç ayda sonuçlanması için neden gayret göstermiyorsunuz?

-Çağdaş ülkelerde düşünce ve ifade özgürlüğü vardır. Bizde ise düşüncelerini açıkladıkları için çok sayıda insan cezaevlerinde yatıyor. Bu tutumunuzda neden ısrar ediyorsunuz?

-Kayyum uygulamalarının bir daha başlamamak üzere sonlandırılması gerekir. Bu konuda neden adım atmıyorsunuz?

- Ülke ekonomisine maliyeti giderek artmasına rağmen yap-işlet-devret modelinden neden vazgeçmiyorsunuz?

-Ulaşımda karayollarının egemenliğini bitirerek ülkenin tüm şehir, ilçe ve kasabalarına trenle ulaşımı mümkün hale getirecek bir planlamayı neden yapmıyorsunuz?

-İlkokuldan üniversiteye kadar eğitimin her aşamasında öğrencilere yeteneklerine göre meslek kazandırmak için neden girişimde bulunmuyorsunuz?

-Üniversite sistemini baştan aşağı gözden geçirip, ülkenin ihtiyaç duymadığı alanlarda eleman yetiştirme yanlışlığından dönmeyi neden düşünmüyorsunuz?

-Ülke genelinde ruh sağlığı taraması yaptırıp hasta oldukları tespit edilenleri tedavi altına aldırma konusunda neden ağır davranıyorsunuz?

-Uyuşturucu üreten, satan ve kullananlara yönelik sık sık operasyon yapılıyor ama yine de tam başarı sağlanamıyor. Sorunun çözümü için neden daha kapsamlı önlemleri gündeminize almıyorsunuz?

-Şiddet sorununa ağırlıklı biçimde eğilerek gerekli sosyal ve ekonomik önlemleri neden hayata geçirmiyorsunuz?

-Ülkenin en sorunlu kenti haline gelen İstanbul’u küçültmek amacıyla Anadolu’ya göçü neden teşvik etmiyorsunuz?

-Asgari ücret ile emekli maaşının insanca yaşanabilecek düzeye çıkarılması için neden bekliyorsunuz?

-Kamuda tasarrufa neden gerekli önemi vermiyorsunuz?

-“Her aileye bir ev” projesi başlatarak kiralık ev sorununu

neden çözmüyorsunuz?

-AB ile tam üyelik görüşmelerini neden etkin şekilde sürdürüp olumlu sonuçlandırmıyorsunuz?

-Yıllardır ihmal edilen tarım ve hayvancılığı cazip teşvik ve kredilerle neden canlandırmıyorsunuz?

-Kooperatifçiliği geliştirerek aracıların havadan fahiş paralar kazanmasını neden engellemiyorsunuz?

+++++++

BİR İLÇE NÜFUSU KADAR YARALI

İçişleri Bakanlığı, bu yıl kurban bayramı tatilinde meydana gelen trafik kazalarında 70 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı ama yaralananların sayısı hakkında bilgi vermedi.

Oysa aynı bakanlık, 2025 yılında kurban bayramı tatilinde trafik kazalarında 44 kişinin öldüğünü, 6 bin 370 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

Yani ölenlerin 144 katı kadar da yaralanan olduğu bildirilmişti.

2025 yılı verileri ışığında 2026 yılı kurban bayramı tatili kazaları değerlendirildiğinde, yaralananların sayısının 10 bini geçmiş olması gerekiyor.

Bir diğer deyişle bir ilçe nüfusu kadar yaralı.

Bakanlık keşke yaralılar hakkında da kamuoyunu aydınlatsaydı.

Bilgileri saklamak sorunları çözmez ki…

+++++++

BERNARDA ALBA’NIN EVİ

1930’lu yılların İspanya’sı…

Eşini kaybeden Bernarda Alba, aile geleneklerini sürdürmek adına 8 yıl olarak belirlediği katı bir yas dönemi başlatır.

Yas gereği birlikte yaşadığı 5 yetişkin kızına adeta nefes aldırmamakta, her hareketlerini kontrol etmekte, sokağa çıkmalarını, arkadaş edinmelerini engellemektedir.

Olay giderek kadının kadına şiddetinin çarpıcı örneklerini sergilendiği bir noktaya ulaşır. Ev, yuva olmaktan çıkmış adeta mahkûmlara ağır işkencelerin uygulandığı bir cezaevine dönüşmüştür.

Ne var ki Bernarda Alba’nın başlattığı ağır baskılı yas dönemi büyük bir trajediyle sonuçlanacak, kızlarının en küçüğü Adela annesinin baskılarına dayanamayıp kendisini asarak yaşamına son verecektir.

***

Ünlü İspanyol yazar Fedrico Garcia Lorca’nın, “Bernarda Alba’nın Evi” isimli oyununun konusu ana hatlarıyla böyle.

Ankara Şinasi Sahnesi’nde izlediğim Adana Devlet Tiyatrosu yapımı tek perdelik oyunu Güray Dinçol yönetmiş. Nazlı Köymen, Merve Yeşil, Özlem Özel, Tuğba Sükmen, Kübra Serper, Burcu Salcan, Melisa Emiroğlu, Gamze Yılmaz ve Dilara Kudubeş rol alıyorlar.

***

İki eleştirim var:

1-Devlet Tiyatrosu’nun şimdiye kadar değişik tarihlerde 5 kez sahneye koyup oynadığı oyunu bir kez daha repertuarına almasına gerek yoktu.

Yeni eserler bulup oynamak yerine asırlık bir eseri bir kez daha sahnelemek klasik eserlere saygı değil işin kolayına kaçmak gibi geldi bana.

2- Oyuncular, canlandırdıkları rollerin ruhuna tam girememişti. “Biz repliklerimizi ezberler, sahnede sıramız geldiğinde onları eksiksiz söyleriz” anlayışıyla hareket ettikleri belli oluyordu. Doğallıktan uzaktılar.

Böyle bir durumla bir lisenin tiyatro kolunun sergilediği oyunda karşılaşsam saygıyla karşılardım ama Devlet Tiyatrosu’nda karşılaşınca yadırgadım.