Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayan İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, çalışma hayatının tüm taraflarını ve akademik birikimi bir araya getirdiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Emeğin tüm bileşenlerini bir araya getirerek, 'Bu ülkede alın teri, hakkını ne zaman alacak?' sorusunun cevabını, çalışma hayatımız, emek dünyamız ve akademik birikimimizin yeterliliği asla tartışılamayan en yetkin isimleriyle birlikte aradık. TÜRK-İŞ'ten HAK-İŞ'e, DİSK'ten Memur-Sen'e, KESK'ten Hür-Sen'e ve TİSK'e kadar farklı görüşlerden, farklı geleneklerden gelenlerle aynı masanın etrafında oturduk. Şu hususta mutabık kaldık: Bu düzen, alın terine karşı haksızdır. Ve bu haksızlık, sürdürülemez!"

Dervişoğlu’ndan gündeme oturan tepki: 'Bu düzen sürdürülemez gizli bir operasyon var' - Resim : 1

"BU BÜYÜME DEĞİL, BÖLÜŞÜM ŞOKUDUR!"

Türkiye ekonomisinin kâğıt üzerinde büyüdüğünün ilan edildiğini ancak bu büyümenin halka yansımadığını söyleyen İYİ Parti Lideri, çarpıcı TÜİK verileriyle iktidarı eleştirdi:

"Büyümenin meyvesi, çalışanın sofrasına değil, doğrudan doğruya malum çevrelerin kasasına akıyor. Bu iktidardan önce, emeğin millî gelirden aldığı pay yaklaşık yüzde 52 ile tarihî zirvesini görmüştü. TÜİK'in açıkladığı son büyüme verisinde emeğin payı yüzde 38'e geriledi. Bunun adı büyüme değil, bölüşüm şokudur."

"BORDROLULARA GİZLİ BİR YOKSULLAŞTIRMA OPERASYONU YAPILIYOR"

Orta direğin çökertildiğini ve çalışanların mağdur edildiğini belirten Dervişoğlu, tespiti şu sözlerle derinleştirdi:

"Büyümenin hakça bölüşülmediği, toplumun taşıyıcı kolonu olan orta direğin çökertildiği, milyonlarca insanın yarınını bilemediği bir prekarya ekonomisine hapsedildiği, alın teriyle çalışan bordrolunun daha maaşını cebine koymadan gizli bir yoksullaştırma operasyonuna kurban edildiği bir düzen tespiti ortaya çıkmaktadır."

"TOPLU SÖZLEŞME MASASINDA HAKEM İKTİDARIN FORMASINI GİYMİŞ"

Konuşulan sorunların hiçbirinin tesadüf olmadığını, mevcut yönetim sisteminin doğal bir sonucu olduğunu ifade eden Müsavat Dervişoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Toplu sözleşme masasında hakemin iktidarın formasını giymesi, grevlerin bir gecede ertelenmesi, TÜİK'in, SGK'nın, çalışma hayatını denetleyen kurumların tek bir iradenin gölgesinde kalması, bütün bunlar, adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen ucube yapının doğal sonuçlarıdır. Çünkü yetkiyi gasp eden siyasi kurumlar, alın terini de gasp eder. Emeğin kurtuluşu rasyonelleştirilmiş parlamenter sistemin inşasından, bağımsız kurumlardan ve hukukun üstünlüğünden ayrı düşünülemez. Adalet olmadan refah olmaz, hesap sorulmadan bereket olmaz!"