İhanet yasası yürürlüğe girdi girmesine ancak yasa ne barış, ne Kürtler ne de Türkiye’nin ulus yapısı ile ilgili olmadığı çok kısa süre içinde anlaşıldı.
Yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp yürürlüğe girmesinden 18 gün geçmesine rağmen silah bırakan teröristler olmadığı gibi veya yattıkları yıllar içinde rehabilite olmuş haineler görmek yerine Türk Devletini ortadan kaldırarak Türkiye’nin güney doğusunu parçalayıp emperyalistlere “Kürdistan” adı altında teslim etmek isteyen hayallerinden asla vazgeçmediklerini görüyoruz.
Bu süreç içinde son derece bilinçli kurgulanmış bir tiyatroya daha şahit olmamız istendi o da PKK terör örgütünün dağa kaçırdığı, istismar edip, terörist yaptığı Kürt çocuklar için kurdukları “taziye” organizasyonlarına tahammül etmemiz oldu.
21-23 Ağustos tarihinde, Diyarbakır’da 49 PKK’lı terörist için
24 Ağustos tarihinde Van’ın Edremit ilçesinde 50’den fazla terörist ve yine İstanbul’un Başakşehir ilçesinde DEM’in ilçe binasında terörist sayısı açıklanmayan bir taziye düzenlendi.
25 Ağustos tarihinde Hakkari’nin Yüksekova’ya bağlı 8 ayrı köyünde 29 terörist için
26 Ağustos’da Şırnak’ın Cizre ilçesine sayısı tam belirtilmeyen yine kalabalık bir terörist gruptu için
ve 27 Ağustos tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesinde 28 terörist için taziye düzenlendi.
Şu ana kadar PKK’nin Türkiye’deki siyasi kolu DEM’in organize ettiği bu çadır tiyatrolarında 230’ün üstünde terörist anıldı.
Ancak burada iki önemli ayrıntı var o da bir çok teröristlerin ölüm tarihileri 2014-2015 yıllarına dayanıyor ki bu da bize Çerçeve yasasının af kapasıma girecek olan teröristlere yönelik özel bir algı şovu düzenlendiğini ve basında yapılan haberlerde de bu çadır tiyatrolarında her hangi dini tören yapıldığına dair bilgi yansıtılmamış olmasıdır.
Şimdi burada dini törenin düzenlenmiş olması neden çok önemli, çünkü taziye dendiğinde muhakkak dua edilir, eğer bir dini tören düzenlenmediyse ki düzenlendiğine dair herhangi kayıt yok, o zaman bu tiyatrolar emperyalistlerin Türk Milletine karşı düzenlediği psikolojik savaşın bir parçası olarak tamamen provakasyon amaçlı yapılmıştır zira PKK’lılar kendilerini her daim ideolojik olarak Marksist-Leninist bir çizgide göstermiştir.
Peki, bu durumda çok önemli bir soru doğuyor, o da neden 12 yıl önce Şanlı ordumuz tarafından etkisiz hale getirilen bu 230 terörist neden adeta gövde gösterisi şeklinde anılmasına izin verildi?..
Bu sorunun cevabını yine İhanet Yasasının imzalandığı koşullara bakarak değerlendirmemiz gerekiyor..
Çerçeve yasası dedikleri ihanet yasası, 10 Ağustos tarihinde TBMM’ye geldi. Yani tam 106 yıl sonra emperyalistlerin Osmanlı hükümetine dayattığı Sevr Antlaşmasının imzaladığı gün yine çok benzeri koşullarını önünü açacak yasayı parlamentoya getirerek onaylattı.
Ancak ufak bir farkla, dönemin Osmanlı hükümetinin imzaladığı Sevr Antlaşmasını, Osmanlı meclisi onaylamamıştı.
İşte tarihi bir intikam olarak bu ihanet yasası sadece o gün meclise getirilmedi, o gün meclisten de geçirilmesi sağlandı.
Bu yasanın geçmesi Türk Milleti için ağır bir hezimet, emperyalistler için muazzam bir zaferdir.
Sevr Anlaşması Birinci dünya savaşından sonra Osmanlı’ya dayatıldı ve imzalandı.
Ancak Osmanlının kendi topraklarının parçalanasını kabul etme noktasına gelmesi için 1916 yılında İngilizlerin kurduğu MI7 propaganda biriminin çok önemli rolü var.
Bugün de MI7’nin o dönemki uyguladığı taktikleri de bugün tekrar maalesef görüyoruz.
MI7, Mart 1916 yılında kuruldu ve 1917-1918 yıllar arasında İngiliz Dışişleri Bakanlığına bağlı olarak Almanya ve Osmanlı’ya yönelik özel propaganda üretmekle görevli bir istihbarat birimiydi.
Birim sonradan 1917 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de sırf Osmanlı ordusunda bulunan Arap askerlerinin Osmanlı’ya karşı isyan etmelerini sağlamak amacıyla MI7’nin ARAP OFİSİ kuruldu.

Bu ofis özellikle Arap askerlerine, Osmanlı onları Almanların çıkarları için harcadığını, tüm özlük haklarını reddettiğini, bağımsız olmak ve kendilerine ayrı devlet kurmak onların en doğal hakları olduğunu ve Osmanlı onların topraklarını ellerinden allığını dair çok yoğun bir şekilde balonlarla gönderilen özel yazılmış ve çizilmiş el broşürleriyle ulaştırarak anlatıldı.
İngilizler, MI7 üzerinden kurdukları propaganda birimlerinde Osmanlı’ya karşı isyanları ve Osmanlı ile Almanları birbirine düşürecek 55 başlık altında tam 1,200 alt başlıklı yöntemlerle Osmanlının savaşı kaybetmesi için propaganda operasyonları yürüttü.
İngilizler özellikle rehine aldığı Arap askerlerin üzerinde bulunan özel yazılmış mektuplardan geliştirdikleri söylemler üzerine Osmanlıya karşı muazzam psikolojik baskı oluşturdu.
1917-1918 arasında İngilizler, Arapları kışkırtmak amacıyla Osmanlı topraklarına haftada 2,000 balonla tam 25,986,180 propaganda malzemesi ulaştırdı.
Bugün ise bu İhanet yasasıyla başlayan propaganda süreci birebir aynı şeklide yürütülüyor.
Sosyal medya üzerinden sayısız “Kürt” olduklarını iddia eden insanların Türkler tarafından sözde mağdur edildiğini, hakları yendiğini, özlük hakları tanınmadığına dair birçok sahte propaganda topluma servis ediliyor.
Taziye çadırları da tam da bu maksatla kurgulandı.
Vatanımız için bu kadar yüksek sayıda şehit veren Türk Milleti’nin sinir uçlarına dokunup bilinçli olarak tepki verilmesi isteniyor.
Sonra da verilen tepki üzerinde adeta PKK taraftar toplamaya çalışıyor.
Bugün toplumda yaşanan öfke asla etnik olarak Kürt yurttaşlarımıza yönelik değildir, bunu en iyi bilen de PKK’dır.
Ancak, PKK bir emperyalist projesi olduğundan toplumu germek, kutuplaştırmak ve hedeflerine ulaşmak için gerektiğinde isyan çıkartmak bildikleri en eski ve iyi yöntemlerden birisidir.
Bu nedenle tamamen provakasyon amaçlı kurulun bu taziye çadır tiyatroları derhal sonlandırılmalı ve ortada dolaşan teröristlerin açıktan terör propagandası yapması da yasaklanmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti sayesinde bugün Edirne’den Iğdır’a, Sinop’tan Hatay hudutlarımız içinde etnik kimliğine bakmaksızın her yurttaşımız eşittir, eşit okuyabilir, eşit çalışabilir, eşit ibadet edebilir, eşit meslek sahibi olabilir, eşit tedavi olabilir ve her şeyden önce tüm kolluk kuvvetlerimiz tarafından eşit korunuyor.
O yüzden bugün Türk Milletine karşı yürütülen MI7 modelinde olan psikolojik savaşa karşı çok daha uyanık olup, katı tedbirler alınması lazım.