Borsa bir günde yüzde 5,5 çakıldı.
131 fon tasfiye sürecine girdi.
Yaklaşık 891 milyar liralık portföy ve 353 bin yatırımcıdan söz ediyoruz.
Ama dolar neredeyse hiç kıpırdamadı.
İyi haber mi?
Şimdilik evet…
Ancak asıl mesele, borsada yaşananların dövize sıçrayıp sıçramayacağı.
Çünkü fonlarda başlayan yangın yalnızca hisse senedi yatırımcısını yakmayabilir.
Güven kaybı büyürse işin ucu kura, faize ve enflasyona kadar uzanır.
Bakın;
Sermaye Piyasası Kurulu, kendi açıklamasında 2025’in son çeyreğinde bazı fonların düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansallarıyla açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığını söylüyor.
Konu 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesinin önüne geliyor.
Ertesi gün SPK bünyesinde çalışma grubu kuruluyor.
Ardından aylar boyunca taslaklar hazırlanıyor, görüşler alınıyor ve düzenlemeler yapılıyor.
Fakat sistemin kırılması Eylül 2026’yı buluyor.
İnsan sormadan edemiyor:
Risk dokuz ay önce biliniyorsa neden zamanında müdahale edilmedi?
Rakamlar gerçekten inanılmaz.
Pusula Portföy tarafından yönetilen fonların Katılımevim’deki payı yüzde 33,01’e kadar çıkmış.
Yani tek bir portföy grubunun yönettiği fonlar, şirketin yaklaşık üçte birini taşır hâle gelmiş.
Gündoğdu Gıda’da ise bazı Pusula fonlarının toplam payı yüzde 38,67’ye ulaşmış.
Neredeyse her 10 hisseden dördü…
Peki böyle bir pozisyonu satmaya kalktığınızda ne olur?
Alıcı bulamazsınız.
Satış yaptıkça fiyatı düşürürsünüz.
Fiyat düştükçe fonun değeri geriler.
Fonun değeri geriledikçe yatırımcı kaçmaya başlar.
Yatırımcı kaçtıkça yeni nakit gerekir.
Fon nakit bulmak için yeniden hisse satar.
Satış, yeni satışı doğurur!
İşte buna likidite sarmalı deniliyor.
Üstelik bazı fonların brüt hisse pozisyonları net varlıklarının çok üzerine çıkmış durumda.
Örneğin bir fonun raporunda hisse senedi ağırlığı yüzde 176,15, repo kalemi ise eksi yüzde 80,29 görünüyor.
Negatif repo kalemini doğrudan aynı oranda borç diye anlatmak teknik olarak doğru değil.
Ancak tablo çok açık:
100 liralık varlıkla 100 liradan çok daha büyük piyasa pozisyonu taşınmış.
Hisse yükselirken şahane…
Fonun getirisi uçuyor.
Yeni yatırımcı geliyor.
Gelen parayla aynı hisseler yeniden alınıyor.
Fiyat biraz daha yükseliyor.
Ama sistem tersine döndüğünde kaldıraç bu kez aşağı doğru çalışıyor.
Nitekim öyle de oldu.
Fonlardan yaklaşık 1 milyar dolarlık çıkış yaşandı.
Likiditesi düşük hisseleri satamayan fonlar, para bulabilmek için daha kolay satılan hisselere yöneldi.
Sonuçta birkaç fondaki sorun bütün borsaya yayıldı.
Ardından Merkez Bankası repo fonlamasını 300 milyar liraya çıkardı.
Bankaların bankalararası piyasadan borçlanma limitleri 10 kat artırıldı.
Kredili işlemlerde asgari özkaynak koruma oranı geçici olarak yüzde 35’ten yüzde 20’ye indirildi.
Yani anlatıldığı gibi:
“Üç beş fonda küçük bir sorun çıktı.”
deyip geçilecek bir durum yok.
Piyasaya yüzlerce milyar liralık likidite desteği veriliyor ve zorunlu satışları engellemek için teminat kuralları gevşetiliyorsa ortada ciddi bir problem var demektir.
Peki dolar neden sıçramadı?
Çünkü kriz şimdilik;
Fonlardan hisselere…
Hisselerden borsaya…
Borsadan likiditeye uzanan kanalda kaldı.
Henüz güven kaybından döviz talebine geçen halka tam olarak çalışmadı.
Ama fonlardan çıkacak paranın nereye gideceği çok önemli.
Mevduata veya başka TL fonlarına giderse kur üzerindeki etkisi sınırlı kalır.
Altına ya da dövize yönelirse işler değişir.
Daha büyük risk ise yabancı yatırımcı tarafında.
Yabancı yatırımcı Türkiye’de fiyat oluşumuna ve denetime güvenmezse yalnızca sorunlu fonlardan çıkmaz.
Hissesini satar.
Tahvilini satar.
TL’yi dövize çevirir.
İşte o zaman fon krizi, Türkiye’nin risk primi sorununa dönüşür.
İşin özeti şu:
Borsada yaşanan olay yalnızca yanlış yatırım yapan fonların meselesi değildir.
Bu, denetimin zamanlaması, piyasanın güvenilirliği ve küçük yatırımcının korunması meselesidir.
Çünkü küçük yatırımcı genellikle yüksek getiriyi gördükten sonra sisteme girer.
Büyük oyuncular kazancını çoktan yazmışken o, mutfaktan artırdığı üç kuruşla en pahalı yerden fon alır.
Sonra sistem bozulunca da önüne;
“Piyasa riski…”
denilip geçilir.
Doların şimdilik sakin kalması kimseyi yanıltmasın.
Yangın henüz döviz bürosuna ulaşmadı.
Ama güven kaybı büyürse ulaşmayacağının garantisi de yok.
Borsadaki kaybı yatırımcı öder…
Güvendeki kaybı ise bütün ülke!