Petrol 100 doları geçti.
Fed’in faiz artırma ihtimali yüzde 50’nin üzerine çıktı.
ABD tahvil faizleri yükseldi.
Normal şartlarda doların güçlenmesi, altının da çakılması gerekirdi.
Ama olmadı.
Altın düşmek bir yana, tekrar toparlandı ve 4 bin 400 dolar civarına tutundu.
Çünkü piyasa petrolün yarattığı enflasyon riskini gördüğü kadar, Fed’in içine düştüğü faiz açmazını da görüyor.
Altını da ayakta tutan işte bu açmaz!
Bu arada sadece petrol fiyatları yükselmedi.
Küresel motorin fiyatları da fırladı.
Üstelik Brent petrole göre iki kat daha fazla arttı.
Motorin demek taşıma…
Tarım…
Sanayi…
Ve marketteki etiket demek.
Yani enflasyonun kralı demek!
Buna rağmen altın kaya gibi sağlam duruyor.
Oysa:
Petrol ve motorin yükseldikçe enflasyon beklentisi artar.
Buna bağlı olarak Fed’in faiz artırım beklentisi de artar.
Tahvil getirileri ve dolar güçlenir.
Altın da baskı altında kalır.
Ama olmadı…
Çünkü mesele sadece enflasyon değil.
Ortada arz kaynaklı ciddi bir sorun var.
Ve bu sorunu faizle bastırmaya kalkarsanız enflasyonu değil, ekonomiyi vurursunuz.
Nitekim Amerika’da hem vatandaşın hem de reel sektörün asıl kaygısı enflasyondan çok işsizlik.
Kısa, orta ve uzun vadeli enflasyon beklentileri düşerken büyüme ve istihdamla ilgili endişeler hızla büyüyor.
Amerikalıların yüzde 44,4’ü işsizliğin artacağından korkuyor.
Bu oran, 2020 yılından bu yana en yüksek seviye.
Yani Amerikan halkı enflasyondan çok işini kaybetmekten korkuyor.
Fed böyle bir ortamda faizi artırırsa korkuyu daha da büyütür.
Şirketleri, tüketimi ve istihdamı daha da zora sokar.
Bu da yüksek faiz ortamını korumayı zorlaştırır.
Yani Fed’i çok daha büyük bir çıkmaza sokar.
İşte o nedenle:
Altın yatırımcısı Fed’in bu açmazını görüyor ve faiz artırımı ihtimalini fiyatlamıyor.
Üstelik artık tek sorun istihdam ve büyüme de değil…
Ortada deli gibi bir borç var.
Fed faiz artırmaya kalkarsa Amerikan Hazinesi bu borcun altında kalır.
Son veriye göre, ABD kamu borcunun millî gelire oranı yüzde 100’ün üzerine çıkmış durumda.
Bu oran, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bir ilk ve federal hükûmeti 2 trilyon dolarlık yükle karşı karşıya getiriyor.
Faiz yükseldikçe borç daha pahalı hâle gelecek.
Faiz gideri ve bütçe açığı daha da büyüyecek.
ABD ekonomi yönetimi açığı kapatmak için yeniden, daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalacak.
Yani faiz borcu, borç da faizi büyütecek…
O nedenle Fed’in eli kolu burada da bağlanmış durumda.
İşte altın yatırımcısı tüm bu gerçekleri görüyor ve fiyatlıyor.
Ve bu gerçekler yüzünden dolar değerlenmek bir yana, değer kaybediyor.
Dolar güçlenmeyince altındaki satış da doğal olarak güçlenmiyor.
Demek ki öyle, “Enflasyon varsa faiz var.” demekle olmuyor.
Tüm gelişmelere ve duruma dikkatle bakmak gerekiyor.
Bu arada altının hareketinin içinde sadece Fed ve Amerika yok.
Çin de artık çok önemli bir aktör…
Ve Çin deli gibi altın almaya devam ediyor.
Sadece ağustos ayında rezervlerine 650 bin ons altın ekledi.
Üstelik 22 aydır altın toplamaya kesintisiz devam ediyor.
Birileri küçük yatırımcıya:
“Fed faiz artıracak, altından kaç.”
derken dünyanın en büyük merkez bankalarından biri altına saldırıyor.
Çünkü Çin, Fed toplantısına değil…
Dolara bağımlılığa, Amerikan borcuna ve küresel para sistemine bakıyor.
Son olarak Goldman Sachs’ın petrol tahmininden bahsetmeden geçmeyelim.
Goldman’ın 2026 sonu petrol beklentisi 85 dolar.
Yani Goldman, petrolün 100 doların üstünde kalıcı olmasını beklemiyor.
Bu beklentinin karşılığı şu:
Petrol gerilerse enerji kaynaklı enflasyon hafifleyecek.
Fed’in faiz artırma gerekçesi de zayıflayacak.
Kısacası:
Bugün altını baskılayan petrol, yarın altının önünü açacak!
Al sana altın için bir pozitif gerekçe daha…
Velhasıl:
Altının hikâyesi bitmedi.
Tam tersine, daha yeni başlıyor…
Ve bu hikaye, efsaneye dönebilir…
Benden söylemesi…